Ben bu şiiri okurken bir yerlerden dürbün olmuştu gözlerim,Kürep yolunda kervanı geçen güzelin sarı saçları çözülüyordu.:)
Kürep yolunda bir arkadaşın deyimiyle huzura doğru yürürken(tabiii temposu biraz yüksek) ekrana yansıdı bu şiir. Nefes nefese kaldığım bir anda okudum şiiri. Şiiri o kadar yitirmişim ki kuru imge saplantıları yüzünden boğulmuştum şiirden. Bu gün bir kalem dostumdan almıştım ışığı aslında. Türk şiirinin nasılda yerinde saydığından konuşmuştuk. Bunaltımdan biraz olsun kurtulmuştum ki gerçek şiirin ne olduğunu şiiriniz hatırlattı bana tekrar. Bana eşsiz ders veren arkadaşa sizin vesileniz ile tekrar teşekkürlerim gönderiyorum buradan ve size de çok teşekkür ediyorum benim can ağabeyim.
O kadar güzel semboller var ki şiirde... Sembol içinde sembol ve bir o kadar anlam derinliği anlatım güzelliği. Ben bilirdim ki eskiden şiir az sözle çok şey anlatan şiir, şiirin hasıydı. O kadar çok hikâye okudum ki şiir adı altında şiiri unuttum, bana öyle geliyor.<b...
sesi geliyor susmalarının
duyuyorum.
'sesi kesilince dudağımda tekleyen nefesi
sevgilinin
sevginin
kerhen gidenin.'
diyesi geldi yüreğimin yüreğinizdeki düşsel çığlığa.
hasan hüseyin takıldı kulağıma
aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş
düşsel bir oyuncağı diyen
sonra vedat günyol konuştu
ne zaman gıcırdasa yalnızlığın kirişi
düşsel avuntular saklıyorum suskularıma.
ne bileyim başkaydı şiir,elbette esler vardı.
ama hiç eleştiri kabul etmeyecek gibi şiir.
saygılarımı ve takdirimi bırakarak ayrılıyorum sayfadan.
teşekkürlerimle
Bir şiir de EFELİK VE MERTLİK üzerine yazsa Nihat usta.
Zamanımızda her iki insan tipi de azalıyor biliyorsun.
Dürst olalım, mert kalalım şeklinde.
Şiir hızına ve şiirlerinizin çeşitliliğine yetişmek mümkün değil.
Allah nazardan saklasın.
Yaşa.
Varol.
Yaz.
Bir şehirde Aşk mutlulukla yaşanıyorsa o şehire Nur yağar.Sevmek ibadetttir Çünki.Seven yürekler tüm kötülüklerden uzaktır.Sevgi hakim olmuştur.Yüreğinize sağlık.Değerli Kaleminizden yine çok anlamlı bir şiir okudum.Saygılarımla ...
Karakışa vah demez pes etmezken ereğim
Bir sevdanın önünde yıkıldı can direğim
Başı önüne eğik kan ağlarken yüreğim
Mühür vurdum dilime suskunluğum naz değil
Susmak gerekir bazen. Çok düşünmüşümdür, nedir bizi suskuya iten diye. Haksızlık ama en çok da vefasızlık değil mi? Hani ne yapsan olmaz bazen. Çünkü tek taraflı değildir asla sevda denen bu olgu. Seven neler yapar da bazen olmaz işte bir türlü. Yazlar, kara kışlar geçer de ömürden pes etmez insan ama işte bir vefasız elinde yıkır böyle can direği insanın. İşte o zaman mühür vurulur dile de susulur. Sen susmasan da dedim kendi kendime, susturulursun yüreğim...
Tebrik ederim Safiye Sultan.
Gecelerim uykusuz aklımda onca soru
Umutlarım da yitti sönmüyor yürek koru
Dinmiyor ki öfkesi nedir benimle zoru
İnsanın elinde mi? Kaderini seçmesi
kader seçilmez
yaşanır
güzeldi
kutlarım
saygılarımla
Barbaros bey, elinize, emeğinize sağlık.
Bütün Kumru Dergisi Ekibini tebrik ediyorum.
Akıllarda kalan, hoşlukla hatırlanacak çok güzel bir gece oldu.
SORULARI CEVAPLAYACAKLAR BUYURSUN HELE.
ŞİİR OKUNDUKÇA KUVVET KATAR DİLE.
SELAMLAR.
Anılar zihnimde ışıyan fener
Gecenin marazı sadrıma iner
Fecirde vuslatın ziyası söner
Güneşten çığ gibi akınca sevdim
Sevmek için ne kadar çok sebep oluşmuş, gel de sevme diyesi geliyor insanın. Gerçekten sevmek için güçlü sebepler gerek yüreğin ikna olması ve ölesiye sevmesi için.
Yüreğinize sağlık değerli üstadım, çok güzeldi duyguların akışı hece hece kaleminize, gönülden kutluyorum seven yüreğinizi ve de güçlü gönül kaleminizi.. Esen kalınız..
Selam saygımla
* * *
Toplumlar, coğrafya ve iklimler kendi yaşamlarından, örf ,adet ve törelerinden esinlenip de halkının derdini,tasasını,istek ve dileklerini,
sevgi ve sevdalarını kendine dert edinir ,duygu yüklerini şiirleştirir, türküler yakar,deyişlere vurur ,destanlara yaslanır..
Dilden dile, ağızdan kulağa, nesilden nesile devredilerek sürer gider ...
İşte bu şair de, belli ki ; bir yörenin ozanı, aşığı, şairi ...
Bu güzel şiir , halk ozanı şiir tarzında oluşturulmuş,
Sevdiğine, yaşamın ve toplumun handikaplarını bir bir sayarak şikayette bulunuyor, nasihat edip, uyarılarda bulunuyor..
Karacaoğlan, Dadaloğlu esintileri ile mayalanmış bir güzel şiirdi..
Seçilen konu, işlenişdeki ustalık ve tarzının kurallarına sadık kalarak başarılmış bir şiirdi.
Kutluyorum değerli şair ay_ışığı Öğretmenim sizi.
hasretin bir adı sen, bir adı hüzün
bu gün senin doğum günün
ben senden çok uzaktayım
Olmayaydı hasreti sevgilinin kurakta,
Yazarmıydı kalemi aşıkların, unutma,
Kokuyor buram koku saçtaki akta,
Bırak, sal ve azadet, avuçlarında tutma.
Beni bağışlayın, heyecanlandıran şiirlere kimi zaman bir dörtlük bırakırım. Evet, beni heyecanlandıracak kadar güzeldi dizeler.
Kutluyorum Hicran kardeşimi. Sakın bahtın da adın gibi hicran olmasın.
Saygım ve sevgimlesiniz...
Sorgusuz boyun eğsem buyurduğun her emre
Düşmedi düşmeyecek yüreğime o cemre
Vuslat yazılmamış ki elde kalan bu ömre
Gelen karakışımdı beklediğim yaz değil
Yüreğe mühür vurmak yada
Maziye dair ne varsa onlar hatırına susmak
Ve susmak yazgıya
Acı dediğimiz soyut kavramın en keskin tarifi galiba
Şiiriniz bir bütün olarak güzeldi ama aldığım bölüm ve final
Gerçekten çok daha etkileyiciydi.
Etkin kaleminizi ve duygu yüklü yüreğinizi tebrik ediyorum
Selam ve saygılarımla...
Bizim dünya başka, anla sevdiğim
Ne bahar belli oy, ne de güz belli
Var git bu ellerden canım verdiğim
Ne ateş belli oy, ne de köz belli
Biz imkansızlıklar içinde yaşar gideriz
bizi ancak biz biliriz demiş şairem.
türkü formatında bir şiirdi doğrusu
iyi bir bestecinin eline geçse sanırım mükemmel bir türkü olurdu bu şiirden
bu benim kanaatimdir elbette ki.
kutlarım şairem ay ışığı gibi değil kasım güneşi gibi doğdun öğle vakti ufkuma
hem okudum hem de düşündüm dizelerde yolculuk ederken
görüyorum ki bir ben değilim imkansızlıklarla mücadele eden
tebriklerin en güzeli kalsın gönül sayfanızda sevgiler...
her yeşilçam filmi bir hayatın hikayesidir
ve burada da görüyoruz ki Yeşilçam filmlerine konu olan hayatın acı gerçekleri
ateş düştüğü yeri yakıyor elbette ki
acının çaresizliğin en koyu hali vardı dizelerde.
sanırım bu şiiri okuyup da içi sızlamayan bir insan olmaz .
elbette benimde içim sızladı
o salda karlar üstünde yol alan kadının yerine koydum bir anda kendimi
ben gidiyorum ama ya ardımda kalan körpe kuzularım demekten
derinden bir ahh çekmekten alamadım kendimi.
Rabbim annenizin mekanını cennet eylesin inşallah.
hayatınızın en derin yarasını bizler ile paylaştığınız için tşk ler Hasan bey.
Ağlıyorum;
sesimde titreyen bir ben,ben miyim onu da bilmiyorum..bu çığlık kimin kim bu içimde ki hıçkırıklara boğulan yetim.Sahipsizliğimin ardında kimsesizliğim kadar sana sığındım sen gittin beni sahibini bilemediğim çığlıklarla baş başa bırakarak.Beni bana benim en bilmediğim yanlarıma bırakarak.Şimdi şuçumu itiraf ediyorum eksik kalma dünlerime selam çakıyorum acıyorum yaşanmışlıklara acıyorum bana.
sahi ben ben miyim hala bilmiyorum.
dudaklarımdan hüzün trenleri geçiyor aklımı inzivaya çekiyor gerçekler,raylara düşüyor gölgem , her tren düğünde biraz sessizlik istiyorum
sessizlik
sessiz
Dua edeceğim ölmemek için şimdilerde...
kutlarım sevgili Ayşenur söylendim biraz affınla
İster sözümü dinler ister isen savarsın
İster seversin beni ister isen döversin
İster kınarsın beni ister isen kovarsın
Taş olsa bile belki çenemden bıkabilir
Hece hece okudum elbette ki bu şiirini de. Gem vurulan duygulan, demlemeye bırakılan nasihatler...Gönül bu işte her bendi yıkabilir değil mi Safiye Sultan. İmkansızın peşinden koşmamak gerek dedim elbette. Nasılda teslimiyet içeriyor bu dize, herşeye razı bir aşık.
savarsın
döversin
kovarsın
seversin
kınarsın
hepsi de bir dizede. Şairi mi bilmem ama biraz geveze galiba bu aşık. Taşı bile bıktırdığına göre, çenesiyle:))
Saklamıyorum artık içimde ki bu gizi
İlk gördüğümden beri seviyorum ben sizi
Deme ki; sen evlisin etme zalımın kızı
Efkârım bu cihani inan ki yakabilir.
Öte yandan, "ilk gördüğümden beri seviyorum ben sizi" Heceye uysun diye elbette ki bu çoğul kullanım, sizi ama biraz da eski zaman Türk filmlerinde vardı hani "seviyorum sizi" diyen r...
"Hata bende değil sendedir sende"
şarkısı olmuş adeta Nihat bey
Selam ve saygılar.
//...Dinle şimdi
Göğüs Kafesimden çıkan o çığlıkları...//
Şairin en değerlisi, hazinesi, sırrı… göğüs kafesinin içinde saklı olandır ve ne acıdır ki duygularının dinlenmediğini/anlaşılamadığını ya da kendini iyi ifade edemediğini düşünmektedir. Bu his ki insanı yalnızlık duygusuna itendir. DİNLE derken şair en güçlü sesini kullanmıştır…
Yaşadıklarından arta kalanlar/anılar içinde düşlerini barındırdığı anlar… Ne kadar güneşe değerse değsin yüzü o göğüs kafesinin içinde karanlıkta hissetmektedir kendini ancak o karanlıktan çıkmak için çaba göstermekte, mutluluğu elde etmek için savaşmaktadır.
/Boş zamanların dolu kayıplarını kürekledim ardımda/
…
Her ne yapmışsa, nasıl bir savaş vermişse hayalleri uğruna ne kadar çok biriktirmişse de hayalleri yine ellerinin boş kaldığını düşünmektedir. Onun için hayaller gerçekleşmemiş, düşünü kurduğu sevgi dolu dünyayı bir türlü kuramamıştır. Bu basit bir şekilde aşk olarak adlandırılamaz. Aşksız bir ömür de...
Harika bir şiir okudum sayfanızdan.Kurgusu ve anlatımıyla Türkçenin güzelliğini, kendi iç sesinizin ahengi ile bütünleştirmişsiniz.
İç sesinizin harika şiirlere imza atacağını düşünüyorum.Önemli olan zamana iz bırakmak değil mi?Bunu başarıyorsunuz.
Tebriklerimi bırakıyorum sayfanıza.
Aç karnına sevdik biz
Belki de bu yüzden doymuyor yüreğimiz
Kerpiç duvarları yıkıldığından beri şehrin
Hava kararsa da
Annesi seslenmiyor sevenlerin
...
Kararmaya yüz tutarsa hava
Avazın yettiğince seslen bana
Çek kulağından aşkımın
Bir avuç mavi bilyeyi bırakıp sevda sokağına
Koşacağım yine kollarına…
Hep d/aha azla yetindiğimden dem vurur beni tanıy/anlar,bu iki kıta da yetti bana şiir adına ve onca g/özelliğin arasından ç/ekip çı/karıverdim kendi b/enliğimi ,geçmiş yadına,umut tadına ,gelecek adına.
Aç karına sevmek ve doymayan yüreklerimiz den dem vurmak ne bilgece bir tespit ve ne yürekli bir anlatım.
Yüreği aç olanın gözü ve gönlü tok olmasa gerek,o yüzden belki de aç gözlülük adına yıktığımız ker/piç duvarların yerine y/taptığımız biton binaların arasında g/özümüzü ve yüreğimizi doyurmaya çalışmaktan kar/anlıklarda kalan parçalarımıza seslenemedik aydınlığa ve esenliğe çağırma adına ve bizler ana olamadık sevdiklerimize...