Kıyamet Arefesi
- ölmek için erken vakitlerin
düşünmek için geç akşamından...
Korkmayı öğreniyorum önce
doğduğum yere yabancılığım arttıkça
sana demiştim değil mi
bu aralar
iblis yanıbaşımda
Zaman zaman insan ümitsizlik içinde kendini hissettiği zaman keşke ölüp te kurtulsam diyebilir.Fakat İslam fıtratına bu düşünce ters düştüğü için ve ayrıca inançlarımızdan ötürü,içimizdeki bu ümitsizlik dürtüsünü şeytandan gelen şer diye kabul ederiz.Hemen akabinde tövbe tövbe....git başımdan iblis diye kendi kendimize telkinde bulunabiliriz.
Şairemizde sanırım böyle bir durumdan bahsediyor.
Nârefte bir yol aklımda
el değmemiş mavilerin karanlık boğduğu
kamış seslerinde çocuklar
yaşamın bol olduğu
ah bir de
kanamasa ayaklarım taşsız koylarda
İblisin vesveselerine kulak tıkadıktan sonra tatlı bir tebessümle,şöyle devam ediyor:
Öyle temiz bir yer olsa her yer goncagüller...
hep küçüğüm kal e mi?
tut elimden bırakma
saklı kentin sokaklarında...
ezan seslerine karışsın
yürek seslerimiz..
açılsın semaya ellerimiz...
bir yıldız dileyelim
yarısı senin olsun,yarısı benim
karanlıktan ürkmeyelim!
bir ağacın altında,
gökyüzünün karanlığında
dalmışken seyre yıldızları
sanki kaydı biri, gök aşağı
neydi o yüreğimdeki sancı
bölünür müydü
kalpde ki bu acı...
hayır,hayır!
bu ne sancı ne de acı
yıldız kaymış yüreğinden
nasıl çıkarılabilir ki yüreğimden?
yıldızım olmuş asaleten
korkmam artık karanlık yüzlerden
ürkersen eğer karanlığın yüzünden...al yüreğim senin olsun
hep küçüğüm kal emi?
..
aktı
sürükledi...
baştan sona şiirdi
gerçek bir sevginin öyküsüydü..
sevdim bu düzeleri ve etkilendim..
..
kutlarım Nevin Hanım.
güneş battı gözlerime
mecmu bir vaktin evvelinde
öldü gökyüzümde ışığını ödünç aldığım ay
paraladığım pişmanlıklar oynatırken beni ipinde
sözlerini unuttuğum hayatın dersini içiyordum
nasuh bir tevbe eşliğinde
....
sizi okurken gün batımını izler gibiydim..denizi öperek vedalaşan güneşin hüznü yüreğimi acıttı..ve sonra ayışığı gümüş rengi geceye şarkılar şiirler sundu...
günahlardan arınma zamanı hep şiire sığnırım nedense..
..
kutlarım sevgili şair..
sizi okumak hep keyif veriyor.
Bu şiire yarın geleceğim.:)
Bu kadar vefasız ve aymaz olursa gönül verilen,
Sevdası sahte, sevgisi yavan ve sözleri yalan olursa, sonunda da bunca sitemi, taşlamayı ve intizarı da hakmetmiş olur elbette.
Elbette değişecek bu vefasızın hem rotası hem de yapısı.
Çok arayacak gibi, bırakıp gittiğ zamanı ve sevenini. ama iş işten geçmiş olacak gibi görünüyor.
Bunca olumsuzlukları haketmeyen de değişir elbette. Vefasızın kahrını çekecek değil elbette.
" Kahrından öleceksin" derken yanan içinin acısıyla " Ne cehenneme gidersen git ! " diyen bir çığlık var bu kahırlı şiirde.
Dili sade, sözcükleri bilinen, akıcı e duygusunu net aktarabilen bir güzel şiir di okuduğum bu şiir.
Kutluyorum değerli Şair Mübeccel Hanım sizi,
Saygılarımla..
Ömür tükenirken amel hazırla.
Her hayırlı işe sarıl sabırla.
Verilen nimeti her an hatırla.
Dünya senin olsa ne götürürsün.
Zararı yararı orda görürsün.
Nasihatlarla dolu güzel bir şiirdi,
Kutlarım kalemi;
saygıyla...
Evet, henüz sarfettiğim bir kelam geldi aklıma.Arkasında durduğum bu düşüncemi ifade etmekten hiç çekinmedim. Hece şiiri yazmak apayrı bir yetenektir, hece şiirlerini okurken duyulan hazsa bambaşka.Elimde Latince sözlük olmadan veyahut binbir lisanın yarım yamalak eksik ve hatalı kelimelerinden doğan mısraların yüreğimi beynimi yormasına müsade etmeden şiir okumak öyle güzel ki.
Yürekten temenniler hakim şiirde, en kalbi duygularla dilenen bütün güzellikler kalemin izini sürdüğü yolların rüzgârını taşıyor yanaklarıma, önce Anadoludan geçiyor, sonra yanık bir türkünün tiz sesini duyuyorum harfler arasında, cümlelerin yumuk ellerinden tutunuyorum, yaşam gözlerimde bahar dallarından sarkan bir güvercin oluyor.
İçim açılıyor..
Bu güzel dizeleri oluşturan usta kaleme sevgi ve selamlarımı yolluyorum..
Ah bir melodi duyuldu yine uzaklardan
susuldu siire sonra...
Ah bu siir
sessizligin sen hali...
seni görmek burda da cok güzel,
hosgeldin:)
kırmadan kırılmadan zorlamadan ve zorlanmadan ancak bu kadar mükemmel hicvedilir.seviyeyi yitirmeden.demem o ki o seviyeye düşmeden
boş ver diyorum şair. selamı sabahı çeken kendinden çekmiştir.
ben kötü söz duymadım.
kelminize gönlünüze sağlık diyorum tekrar.
selamla
Eskiden,eskiden çoook eskiden bu kadar haberleşme aracının olmadığı devirlerden bahsediyorum.İnsanlar güzel şiirlere susamış bir durumdayken köylerimize dervişler gelirmiş. Yazdıkları destanlar olurmuş onların ve insanlar bu güzelim şiirleri adeta içer gibi ezberlerlermiş...
Neden anlattım Melahat hanım şiirlerini dört gözle bekleyenlardenim.Şiiire doyuyorum.Müzik dinlemenin zeckine varıyorum.
Malum bugün pazar şairim.bilgisayar başında olamamanın verdiği bir eziklik var bende.Sabahleyin şiirinizi cep telefonumdan okuyabildim ve şiir okumanın verdiği hazzzın doruklarında kaldım.fakat geciken bir müzik şçlenini şimdi yaşadım ancak.
ben bilirim ki gönül ehli ama gerçek gönül ehli saçı kucağına çeker ve saatlerce süren bir çağıltı ve dalgalanmayla ,gözyaşıyla vurur sazın tellerine...nereye kadar süreceği belli omayan bir serüven gibidir ve sizi yaşatır o sazın tellerinde.Fırtınalardan bütün gemileri saklayan bir limanın kollarında hissedersin kendini...
İşte Sevgili şair...
Sizden özür diliyorum Gülhun Hanım. Ben sizi şimdiye kadar nasıl pas geçtim? Bundan sonra şiirlerinizin takipçisiyim. Hecenin hakkını fazlasıyla veren bir kalemi nasıl unuturum. Ne olur hakkınızı helal edin. Tekrar ediyorum bundan sonra şiirlerinizin altında bir cümle de olsa muhakkak beni göreceksiniz. İlhamlarınız daim olsun. Selam ve dualarımla efendim. Ömer Öner
Evet sevmek direnmektir Taşkın'ım, değerli hemşehrim. Güzel gören güzel düşünür ve güzel düşünen de maksadına bir gün erer. Sen de satır aralarının hüzünlerinden bir gün kurtulacaksın. Ben, buna inanıyorum. İlhamların daim olsun. Selam ve dua ile. Ömer Öner
Dertleri öldürdü, gamları yıktı,
Hangi biletine amorti çıktı,
Yaşamaktan bıktı, hayattan bıktı,
Dünyadan umudu kesti zavallı…
Toplumumuzun çoğunluk halkını şiirsel bir dille ne güzel anlatmışsınız.
Dizelere aktarım çok güzeldi.Hem de mükemmel bir hece şiiri ile.
Kaleminizi kutluyorum efendim.
Selam saygılar.
İşte en hazini burası.Gök kapıları açılmış duyor o eşi.
o dua da boşa gitmez ,o beddua da...
yiğitler yoksa vatan bize yar olmaz....
kuluyorum yürekten...
Analar ağlar.şehitler güler.Gül görünür şehidin gözlerine.Öylesine güzel yamaçlar serilir ki gözlerinin önüne....Zorla tutsalar durmaz artık bu fani hayatın sınırlarında...
ne çare ki ağlar analar.Üstelik vatan toprağının üşütmeyeceğini bildiği halde ağlar.kendisine duacı olduğunu bildiği yavrusu olduğunu bildiği halde ağlar.Koç kurban olmuştur.Elleri kınalısı,etnden et canından can ,toy düğün kurmayı özlediği yiğidi kolay mı...
hainler yaptığının yanına kar kalma yanılgısıyla oyalanırken, cezası vardır elbet saklı durur nerden geldiğini bilmeden...Sonsuz sınırsız hayatı mahveden cani oyalanırken sülükçe.şehit,cennet bahçelerinden bir bahçeye açılan kapıdan girmiştir çoktan...
Analar ağlamasın...
yüreğimden kopan damlalarla kutluyorum kutlu şiirinizi...
Ne güzel bir esintiydi nasihatlerle dolu bir şiir. Annemin nasihatlari gibiydi.
Hani okuldayken bir soru sorduğunda öğretmenimiz, "biliyorum" nidasıyla her dizede parmak kaldıran bir öğrenci gibi hissettim kendimi.
Yaşayınca anlıyoruz galiba öğütlerin kıymetini. Demek dedim içimden bu kadar çok nasihatı tecrübe etmek hayatın ta kendisi değil mi? Ah işte zaman arasıra unutturuyor bize nasihatleri.
Hatırlattığınız için teşekkür ederim.
Ve doğrusu "Sahte olan sevgiler, hemen kurur." çok sevdim burayı. Nerden geldi aklıma bilmiyorum ama plastik çiçekler geldi okuduğumda. Plastik ve cansız ama uzaktan bakınca hiç de anlaşılmıyor gibi sahteliği sanki.
Tebrik ederim.
Selam ile...
Unutmamak gerek değil mi? Bir damla saf sudan yaratıldığımızı. Ve unutmamalı değil mi dünyanın aşk üzerine kurulduğunu. Dünya denen bu ibret aleminde su gibi saf ve doğru durabilmek.... Güzellik ve nimetlerine şükredip hayran olmak olduğumuz şu dünyada gaflet uykularına dalmadan, yaşayabilmek ne güzel.
Ve asıl unutmamamız gereken en önemli şey verdiğimiz söz;
neylerin kulağımıza üflemesi hiç susmasın. " bezm-i elest "
"seherde uyanırlar cümle kuşlar
dillu dillerince tesbihe başlar
tevhid eyler dağlar, taşlar, ağaçlar
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan"
Sultan IV Muradın sözlerini hatırlattı bana doğrusu şiiriniz.
Tebrik ederim.
Selam ile...
Bakınca resmine şu papatyanın haline içim burkularak, son yaprakda düşmesin diyerek okumaya başladım doğrusu dizleri. Heyhat kopuyorlar değil mi?
Bu kaçıncı tövbe…
Hep, "bu son" diye yemin etmiştim,
Hem yüreğim hem de zavallı tenim,
Adını, kokunu unutacaktı.
Vuslatı, mahşere bıraktık derken
Sen tövbeni tuttun. Tutmayan benim.
Şiirniz başlı başına çok güzel ama burası çok başka bir güzel sanki... Bu kaçıncı tövbe diye bir kaç kez söyleniyor insan içinden ve hep "bu son" diyişler... Sen tövbeni tuttun ya ben diyişler... Çok güzeldi doğrusu.
Halime çığlık çığlık gülen martıları hayal ettim de...
Tebriklerimi bıraktım sayfanıza.
Selam ile...
Şiirin başlığı kendini ele veriyor. Şiirin bitkisel hayata girmiş bir aşktan izdüşümler taşıdığını...
Fazlaca karamsar bir şiir o kadar ki sözcükler sanki yaşamaktan sıkılmış da ötenazi istiyor gibi.
Ama asıl garip olan bu melankolik ruh halinin şiire çok yakışmış olması. Şüphesiz bu kalemin becerisi ve
sözcük işçliğiyle bağlantılı bir durum.
Bir zamandır ihmal ediyordum yazdıklarınızı.
Güzel bir şiir okumanın verdiği keyifle yeniden merhaba şiirlerinize
Kaleminiz kavi olsun
Sevgili kardeşim...
Srbestlerine alışkınım ama hece de çok yakışmış kalemine...
Teknik olarak incelemedim ama hece olmasına rağmen duygusu bana fevkalade geçen bir şiirdi...
Her geçen gün daha güzel şiirlerini okuyacağımdan zerre-i miskal kuşku duymuyorum...
Gözlerinden öperim...
hürmetlerimle...yine ve hep...