Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Sevene bir yürekle oynamak en tehlikelisidir oyunların.Elbette kimse üzüleceğim diye sevmez. Hoş dizelerdi. Ama keşke üzerinde biraz daha çalışılmış olsaydı.
Şimdi gönül yarama cerrah vursun neşteri Artık kabuk tutmuyor mahşere kaldı şafak Beni helâk edenin sol yanımdadır yeri Belki de o didâra dıştan görünür parlak Yıllar yılı bekledim Eyüp gibi sabrettim Dile mühür basarak isyan değil şükrettim Yüceler Yücesi’ni sevdim senden ötürü Yunus’un zıttı oldum ummuyorum hoşgörü Her şiirde bir mana her şiirde bir gayya... Derin bir kuyu.. Dipsiz bir uçurum... Sindirmek ama sindirirken Yunus gibi Mevlana gibi gönül indirmek gerek.... Sizi okudukça hece şiirine hayranlığım daha da çok artıyor... İyi ki varsınız ve iyi ki yazıyorsunuz... Tebriklerimle...
Gülerken ağlıyorum şimdi muğallaktayım Kâh tufan kâh yangında gamlı bir konaktayım Cerrah vursa neşteri özümüzden yine aşk çıkardı şair. Ki dizeler de bunu söylüyor. Aşkın yakan halinde hep muğallaktadır insan. Ağlatırken güldüren yada tam tersi güldürürken ağlatan bir olgudur işte aşk. En çok da gamlı bir konakta misafir eder yüreklerimizi... Öte yandan teşekkür ediyorum, şahsım adına. 1/muğallak Tezgâhtaki ipleri germeye ve ayırmaya yarayan araç./ 2/muallak 1. Asılmış, asılı. 2. mec. Sonuca bağlanmamış, sürüncemede kalmış/ kelimeyi yanlış yazdığınızı sanmıştım ben. Ama bir birine çok benzede şair işiydi muallak değil de muğallak kelimesini kullanmanız nasıl desem çok mutlu etti beni. Yeni bir kelime öğrendim. Şöyle ki "gerilip ayrılma noktasına gelirken" ilk manada yani sizin yazdığınız ve benim şimdi öğrendiğim manasıyla "asılı kalmak elbette ki benzeş ama sürencemede kalmak daha başka bir detay. Bunun için ay...
Yukarıdaki şiirim, şiir ve şairi bilen siz dostlarıma ithafen yazılmamıştır. Dün, öğretmenler günü sebebiyle gittiğim öğretmen evinde, üç beş arkadaşın çevrelendiği bir masada gelen teklif üzerine şiirlerimden bir tanesini okurken bir densizin söylemiş olduğu söz üzerine yazılmıştır. Söylediği de şu: " Senin şiirlerin çağdışı, günümüze hitap etmiyor. İçi boş ve duygusuz. " Belki kendi açısından haklıdır. Böyle bir günde, bu cevabı vermenin yeri olmamakla birlikte yine de kendisine saygı duyuyorum. Ancak, kim ne derse desin ben, Ömer Öner/Şenol Çetin/Mehmet Kaplan/Ahmet Hamdi Tanpınar/ Yahya Kemal Beyatlı gibi imbiklerden süzüle süzüle buralara kadar geldim. Benim işim Türk insanına kendi kültürümüzü aktarmaktır. Hocalarımın hocaları da bunu yapmıştır. Dostlarım bilginize. Selam ve sevgilerimle. Ömer Öner ( Emekli Türkçe Öğretmeni ) Öğretmen evleri ve öğretmen.İçinde öğretmenden başka herkesin barındığı kaldığı bir yer.On yıl kadar oluyor tiksindim o yerden ...
İşte renk bu Fark yaratmak ise ne güzel bir açılımdı ortaya konan Sahi Anne ve babalar da gerçek manada bir öğretmen ve eğitmen değilmiydi. Yanımıza gelen kardeşlerimizin çıraklıklarını yardımlarımızla çıkarmamışlar mıydı Her zaman her yerde ve her şartta öğretmeli ve öğrenmeli insan Hayat devam ettikçe birer talebe değilmiyiz hayat okulunda Yazınızı çok ama çok beğendim Sıradanlığın dışına taşan güzel bir tad vardı "Unutamadığım bir An" da Yürekten tebriklerimle Aysel Hanım Selam ve sevgilerimle
"Gözyaşlarımı nasıl zapt edebilirdim ki? Dilim geçici bir süre görevini gözlerime bırakmıştı. Gözlerim teşekkür ediyor, gözyaşlarım mutluluktan uçuyorum diyordu. Bir kez daha kucaklaştık birbirimizle. " Aysel hanım,işte yaşanılası hayatın kısa bir özeti bu cümle...Ne diyor Mevlana hz.."Gün oldu bir günde beş yüz öğretmenim oldu benim " bu nasıl olur üstad dediklerinde...bana bilmediğim bir şeyi öğreten benim öğretmenimdir. diye çok ama çok önemli bir konuyu bizlere anlatmış oldu... Tebrikler Öğretmenler gününz kutlu olsun...O iki gönlü güzel dostlarada selamlar
Dün epey uğraştım bu şiir için :) Okuyup yorumlamakta işin en keyifli kısmı oldu.... Tam Safiye Samyeli kalemine yakışır tarzda güzel bir serbest şiir ... Resimde bir hayli pozitif ve şiire uygun olmuş güzel bir seçimdi doğrusu... Kutluyorum Safiye ablacım ne kadar yaşlansak da içimizdeki çocuk hiç büyümesin diyorum... Saygımla....
Bu şiiri dün büyük bir heyecanla okudum....Duygularıma tercüman niteliğinde olması etkisi altında bırakmıştı...Ve yıldızını da vermiştim ancak sistemden kaynaklı hatalardan dolayı dün çok az şiir yıldız aldı...İnşallah bu gece telafi edeceğim... Çok güzeldi Hasan Bey, bilhassa yaşanılan kırıklar sıkıntılar ve hicranın bir sonunun olması gecenin sabaha kederlerin sevince ermesi beni çok mutlu etti... Zaman zaman insan hayatında yaşanılan tatların acıların şiirsel bir dille serbest nazımla kaleme alınması okuyucunun kendi hayatına endekslemesi mısralardan bir pay çıkarması şiirin şaiiri için artı bir avantaj sağlıyor... Bu noktada başarılarınızın devamını dilemek kalıyor bana... Canı gönülden tebrikler...
Aşk sancısı öyle bir şey ki diğer bütün sancılar bu hikmetli sızının yanında hiç kalır... Acıların Tanrısıdır aşkın sızısı...Kendini kabul ettirmesini bilir bir girdimi kalbe kahrıyla lütfuyla büyüler insanoğlunu ve katlanmaya belki de o acıyı yaşamaya endeksler... Şair ilk bentte bunu anlatıyor...Yani benim anladığım bu... Yanılma paylarımı şairin zengin gönlüne ve hoşgörüsüne bırakıyorum.... Hani, pişmek yanmak kadardır ya!. Fuzuli'ye göre aşk öyle bir ateştir ki, ruhları bin temizler; kirinden arıtır ve gönülleri yaktıkca ışığa itibar kazandırıp rütbesini arttırır. Aşk işinde başarılı olmak, sevgilinin iltifatını ve aşkını kazanmak için bu yanışın derinlikli olması gerekir. Ne kadar çok yanarsa aşık, o kadar pişer bu meydanda. Bütün dertlerin çaresi aşktır...Şair de öyle demiş zaten yazarak aşkı daha derinden yaşamak , damarlarına kadar hissetmek Hissettikçe yanma arzusuyla kıvranmak istemiş... Bu düşüncelerle değerli şiirini...
sen gülümsedin; ölüm başka bahara kaldı...sen geldin, iki can ve binlerce şiir dirildi..aşk, kelimelere sığmaz oldu...seninle gecem de gündüzüm de nur doldu... ...... .................. gözlerindeki ışık, yüzünü aydınlatınca bil ki biryerlerde aklımdasın ve nedensizce gülüyorum... .... ................. sevgili Nazlı, aşkın erdemli, acıtan,hüüzn veren,yücelten, heyecanlandıran,özleten ev aşkı aşk yapan tüm değerlerini çok güzel işlemişsin.. tam candan hissedilmiş..yaşanarak yazılınca güzelleşir ... şairin canı yanmadan şiir güzelleşmiş.. çok çok güzeldi alkışlıyorum başarını..
dokunmak dokundukça yanmak yandıkça dokunuşların kokusuna bulanmak ve sevmek öylesine apansız karşılıksız beklentisiz birşeyi olmasanda hiçbrşeyi olmalı aşkın kısa etkin ve güzel bir şiir şairem kutlarım
Çocukluk; hayatın zorlukluklarından habersiz olduğumuz, geleceğe dair bakir hayâller beslediğimiz bir evredir. Bazen tefekküre dalıp zaman denen tünelde seyahat ederiz, mâziye doğru yol alırız, içinde bulunduğumuz an ile geçmişin kıyaslamasını yaparız. Çocukluğumuzu yaşayamadıysak içimizdeki çocuk bir gün elbet ortaya çıkar. Aslında her evrenin kendine göre güzelliği var. Şiirinizi okurken duygulandım. Çünkü şiirde kendimden bir şeyler buldum. Hissettiren yüreğiniz elem görmesin.
Abbaa ben düdtüm ellerim ufff oduuu. acı çocuklukta buydu belki büyüdük de ne oldu her çirkeflik içinde duygu hırsızlarıyla bitmeyen hesapların içinde bulduk kendimizi insan hiç büyümeseydik der hep o saf duygularda kalmayı ister yaşam doğup göçtüğümüz bir süreç ve bu süreçte öğrenmemiz gereken olgulardan ibaret neyse çenem düştü tebrik ve selam ile ablam.
Allah'ım içimdeki bütün putları devir Yasaklarına karşı paslanayım bu gece; Kudret parmaklarınla kalbimi sana çevir, Gaffâr olan ismine yaslanayım bu gece. Gönlüme kin bulaşmış kanıma kirli atık Ruhumu zehirlemiş nefis denen yaratık Kalbim yavan dünyada bulamadı bir katık Lûtfunu ikrâm eyle besleneyim bu gece. Varlığımdaki elem varlığına ayandır Ruhumdaki sukûtu feryatları duyandır Yüreğimi bu gaflet uykusundan uyandır Esmanla kâinata sesleneyim bu gece. Bir melek tayin eyle kusurlarımı sağdır Sevabımın yanında cürmüm koca bir dağdır Rahman olan isminle merhametini yağdır Rahmet sağanağında ıslanayım bu gece. Kurumuş şu gönlüme içir kevser abından Sıkışan yüreğimi çıkar benlik kabından Korkuyorum Allah'ım cehennem azabından Bir nebze cennetine hisleneyim bu gece. Benlik tende hükümdar nefsimin uşağıyım İtaat tarlasının kuruyan başağıyım Akıl taşırım ama deliden aşağıyım ...
Bu ne müthiş bir rabıta?Sevgi bu olunca ne gam... Gerek sunum gerekse fon olarak harika seçimler yapılmış. Åžiir desem harikalar harikası. Åžair gerçekler aleminden hayal alemine öylesine çekilmiş ki masalların dünyasının güzelliği içinde harika bir şiire imza atmış. Aşkın o güzelim büyüsüne kendi yüreğinden parçalar katarak o aşkı öylesine güzel,öylesine etkin ve akıcı üslubu ile abartak büyütmüştür ki şiirin büyüsü ve güzelliği sarıp sarmalıyor okurken. Kaleme hakimiyet öylesine gözle görülür kalple hissedilir ki,gıpta ile bakıp okumamak elde değil.Åžiir sizi içine çekiyor adeta ve okumaya zorluyor. Harika bir şiirdi hocam.Tebriklerimle. İlhamınız bol olsun inşallah. selam ile....
Nihayet beklediğim şiir sayfaya düştü :)) sana bir daha sayfana şiir ekle demek istemiyorum Sebahatım. bundan sonra senin asli görevin her gün olmazsa bile gün aşırı bir şiir eklemek olmalıdır yoksa ablalık damarlarım kabaracak bilesin :)) bu güzel şiirleri saklama küf kokulu sandıklara paylaş bizler ile . Nereye? Diyenlere bir yanıtı yoktur Hep çocukluğumdan gelir karanlığım Belki bu yüzdendir hayata dargınlığım Asi olmamak için yaşarken Gülüyorum da Gülerken acılara doluyorum Sonra bir yerlerde Olur olmaz bir yerlerde yağıyorum... hayat darılınamıyacak ve yarına ertelenemeyecek kadar kısadır be canım. her yeni doğan günün ufkunda parlaması dileklerimle kutlarım gül yürekli şairem ilhamın bol olsun sevgiler.
Kimisi çok çalışkan yüksek okulda okur Kimisi marifetli ipekten halı dokur Her birisi asildir oldukca da çok vakur Elde esbap yıkarlar bizim köyün kızları Görenler maşallah der dönüp bir daha bakar Saygıdan köprü kurar gönül köşküne çıkar Ne sevmekten usanır ne sevilmekten bıkar Yürekleri yakarlar bizim köyün kızları Dolu dolu Anadolu gibiydi şiir Safiye Sultan. Böyle çalışkan, böyle maharetli. Şalvarlı, boncuk süslü mintanlı. Kaderine razı, başı hep önünde, boylu poslu ne güzel kızlardı bunlar böyle. Vallahi maşallah dedim bende. Sahi kaldı mı sizin köyde bu kızlardan. Netice de üç oğlan anası olarak iyi düşün derim ben. Hemen bir nişan takalım istersen. Şakası bir yana geçen memleketle konuşuyordum telefonla. Uzak yeğenlerden birini nişanlamışlar. Dış köyden nişan takmışlar. Ki bizde pek yapmazlar, hani gençler seviyor istiyorsa eyvallah da. Öyle kolay kolay dışardan gelin getirmezler. Niye dışardan nişanlamışlar ki dedim yengeme....
Ben sensizlik iklimlerinin yağmuruyla sulanan Sen nadasa bırakılmış toprakların çorağı Ahını alma sakın yüzündeki tebessümlerin Sana avuçlarımın güneşini saklıyorum Visalin bahtının düğümlenmelerinde Ve sakın yüreğimi öpmeden ölme vayyy be demeden geçemedim doğrusu şiirin bu bölümünde :)) geç de olsa böylesi bir şiiri kaçırmamış olduğuma sevindim doğrusu şiir tadında şiir okudum dost sayfasında kutlarım Adem bey yüreğiniz dert görmesin saygılar.
Sakın çekip gitmeyin sıradağlar ardına Durun beni bekleyin rahmet yüklü bulutlar Yük olmadım olamam hiç kimsenin sırtına Durun beni bekleyin rahmet yüklü bulutlar Böyle bir dağ yamacında bulut kovalamak istedim evvela resimin etkisinden. Ama şiire dalıp gittim derinlğinde şair yapacağını yapmış. Öyle bir söylevi var ki bu dörtlüğün hayran kaldım. Yük olmadım, olamam hiç kimsenin sırtına.... Güçlü bir kadının içten gelen haklı gururuydu bu, kimsenin sırtına yük olmamak... Adımız kadındı oysa ki dinimiz emreder ki kadınları; koruyun, kollayın. Ve biz hep kendi ayaklarımızın üstünde durup, yük olmamayı da başarmıştık değil mi? Durun, bekleyin, beni de alın yanınıza size de yük olmam... Ne kadar hızlı koşsam yetişemem ki size Ya soluğum kabarır ya sızı çöker dize Anlayın şu halimden gerek var mıdır söze Sarın beni saklayın rahmet yüklü bulutlar Ve farkına varış. Bulutlara yetişmek isteriz, bazen elimiz ermek ister değil mi? Bulutları yak...
ne yazık ki, ne günah dendi bu ülkede ve ne ayıp dendi... duyarlı yüreğiniz dert görmesin inşallah... bir dörtlük Vakit az, sarılmak için. Yaşadığımız coğrafiya zor, şartları ağır. Yüreği daha fazla küstürmemek lazım. Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan. Ve koşullar bir türlü düzelmeyen. Sevgiye çok ihtiyacımız var...