Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Vicdan hesabı yapıp koyamazsak kefeye Ahrette taşlar yağar bizde ki bu kafaya Siz helallik vermeden eremeyiz sefaya Beyaz bastonlu canlar bağışlayın bizleri denilmiş... söze gerek yok... duyarsızlık had safhada... anlık tesirler süreklilik arz etmeyen tedaviler... ah insanlık... Safiye sultana yakıştı... Kutladım...
Kapat gönül kapını Aralık bırakma Aşka meyledip kendini unutma Zaten sonbahar ardı ayaz Açsan da açılmaz ki Her taraf olur bembeyaz Sanma ki durmadan dönecek mevsimler İlkyaz çoşkusuyla dolsa da gönüller Sabah güneşinin doğmadığı yerde Akşam güneşi asla barınmaz. aynen iştirak ediyorum bende şairin bu düşüncelerine yürek sesi bir şiir okudum sayfanızda kutlarım Sayın efnan hürmetler.
"Uzak da", " Uzakta" yazılacaktı sayın, saygıdeğer şiir ustası. Affınıza sığınarak "en da" değil, " anda" şeklinde yazılması gerekirdi diyorum efendim. Bir de sahi neden her kıtanın birinci mısraları ile ikinci mısraları sonunda noktalama işaret yok doğrusu merak ediyorum. Açıklarsanız sevinirim, açıklamazsanız sizin bileceğiniz iş elbette yine şair olarak size hürmetlerimiz noksanlaşmaz. Yanlış anlamayın lütfen. Samimi selamlar.
Bitti hayallerim kâbus her düşüm İnan ki bahtıma çoktan küsmüşüm Olur olmazlara boyun büküşüm _____Şu yalan dünyada ezdirdin beni, _____Göçmen kuşlar gibi gezdirdin beni İnceden inceye düşündüm durdum Başımı taşlardan taşlara vurdum Hayaller üstüne çok hayal kurdum _____Şu yalan dünyada ezdirdin beni, _____Göçmen kuşlar gibi gezdirdin beni şiirin hangi dizesine tutunsam ki her dizesi tam benlik bir şiirdi. duygularıma tercüman oldunuz yine bu şiir ile yıllardır aynı feryadı bitmeyen bir türkü gibi çağırdım durdum da yine de sesime ses vermedi bu zalım felek . iki damla yaş süzüldü yanaklarımdan günümün ilk şiirinde ehh ben sana ne diyem muhterem abim canın sağolsun hangi gün yaş dökmediğim bir günüm oldu ki bu günde senin sayfana damlasın gözyaşlarım aldım bu şiiri gönül heybeme saygılarım kalsın sayfanızda hürmetler.
karanlık odalar... çocukluğumun en belirgin anılarından biridir kiracısı olduğumuz evin karanlık odası... az güneş gören, girince ruhumu rutubet kokusuyla karşılayan, uyumadan önce hep içimi ürperten karanlık oda... olsaydı yanımda annem... korkmazdım belki, bu kadar derin izleri kalmazdı aklımda sitemim çocukluğun anılarınaydı hep... şimdi... içimdeki karanlık oda/lar var keşke o rutubet kokulu karanlık odada yıllarca çocuk halimle yaşayabilseydim... o korkular, o ürpertiler meğer oyunlarımmış benim karanlık oda/larda gezinirken duvarlarında ışıklar yakıyorum şiirlerden kaç şiir söndü bitirip kelimelerimi şair şiirden ışıkları yak karanlık odalarda, ıslık çalarken bir melodi tuttur mısralardan bir beste, bir renk, bir orkestra hüzünlerden, yaşanmamışlıklardan korkma sen yine, öğrendiğin gibi yürü karanlık odalarında, yaşın önemi yoktur çocukluğunu yaşamakta engel değildir uymayan kafiyeler, sayısı tutmayan heceler ...
Tek bir hamlede yere yıkarım inan seni Tırnaklarımla kazır sökerim inan seni Üstüne kezzap döker yakarım inan seni Unutacaksın onu anmayacaksın gönlüm Gönüle söz geçmez ki... Geçer gibi dizmişsin dizeleri Safiye Sultan. Ama ne yalan söyleyeyim haklısın elbette ki hepimizin zaman zaman yaptığı bir iş bu. Topla kendini, kafaya takma demişsin yüreklendirmişsin, ben sana bakarım sahip çıkarım, haydi tut elimden, birlikte bi bu işin üstesinden geliriz diye bir güzel de avutmuşsun kırık gönlünü. Fakat ben nedense en çok son dizeyi beğendim. Nasılda tehdit dolu dizeler dedim içimden. Hadi bakalım kolaysa çıksın şimdi senin sözünden. Korkulur senden şairem, kezzap falan... Yazan yüreğin hiç kırılmasın arkadaşım yoksa başına gelecekler hiç de yenilir yutulur cinsten değil hani. Demedim mi ben sana inanma aşk meşke Sahi yukarıda okurken biraz nasıl desem kelime düştü sanki Demedim mi sana inanma aşka meşke Diyerek "ben" i atıp ...
yazmak mı yakar yüreği, yanan yürek mi yazdırır? şair yüreğini açmıştır şiire, usulca sırlarını fısıldamıştır bile bile bu sırları saklamayacağını... ne zaman yorulur şair, ne zaman biraz al şu yükü sırtımdan der mısralara hani cayıp mısra aralarına sırlarını saklamaktan... şair bu şiirde yüzde gülen yürekte yanan hallerini anlatmıştır yüreklice, cesurca ne vakit yazdığının ip uçlarını vermiştir biraz okuyucusuna, içindeki yangınları resmetmiştir sevgiliye sebep kendinden olmasa da, yangınlardır hep kalemine sıçrayan ve şair yangınıyla hasbihaldedir... bizlere de kalan oturup dinlemek kalmıştır satır aralarındaki hüzün şarkılarını ki kendi yangınlarımızı hissederek... tebrikler şair, şairin hüznüne renk vermek sevgilinin ellerinde... güzeldi
Ne güzel bir resim! Ne kadar masum bir yavrucak. Sayın Ozanım çok güzel bir şiirinizle güne güzel başlamanın mutluluğunu kalbime ektiniz. Kini-nefreti,yalanı -dolanı,şanı-şöhreti,Japonyayı ,Çini sevmeyeni biz de severiz.Kalbimizin bir köşesi işte bu da bizden diyorsa, bir nebze de olsa tatlı bir tebessüm yüzümüzde vuku buluyorsa sevincimizden dolayıdır. En uzak diyarlardan vatanını bu kadar seven insan görmedim.Vatanını seven en mukaddes varlık olan annesini de sever.Annesini seven tüm insanları sever.ondan dolayıdır ki,daha evvel de bu tarz şiirlerinizi hep beğeniyle okumuşumdur. Gurbetçi vatandaşlarımızın bir kanadı kırıktır hep.Yaşam koşulları kendi vatanından ayrı düşürmesine sebeb olmuştur. Fakat kaf dağının ardından bile seslenen ozanlarımızın olduğu sürece,sevgi,saygı,barış,,,,hep sürecektir. Kıymetli ozanım ve kıymetli ağabeyim,bu nadide eseriniz için sizi can-ı gönülden kutlar tebessüm dolu anılar dilerim.Saygılarımla...
Ben âlimim diyerek cahili hakir gören Olur olmaz sözlerle garip kulları yeren Söylediği söz ile çömeze ilham veren Diploması elinde yolda kalanlar gördüm Mütevazi ol biraz görenler adam sansın Paylaş âlimliğini kullar duayla ansın Düşman değilim ona istemem içi yansın Ardında iki başlı koca yılanlar gördüm tek kelime ile harika çalışma...nasihat veren ve ibretle okunacak kafalara kazınacak mükemmel güzellikte eser... işte böyle şiirler yazılmalı...takdirlerimi sum-narım..en güzel şiirleree..
Bir kere daha elden geçirilmiş halini okumak isterdim. Tekrarlanan cümleler ile yazımı bende çok yaparım, ne kadar kolay gibi gözükse de bu siirinizde olduğu gibi ara ara yazanı da okuyanı da kasıyor, bütünlüğü korumak zor oluyor. Farklı bir gözden ve kalemden İstanbul'u okumak güzel geldi, kalbinize sağlık...
Sevgili Kardelen hanım,sizin şiirleriniz çok duygusal okurken hep bir yerlere götürüyor beni. Bu şiirde öyle,yanlız okurken kulağa daha hoş gelmesi için,şiirin üçüncü mısraların kafiyeleri farklı olsun. Yaralarım göz göz dinmiyor sızım Tükendi dermanım tutmuyor dizim ............................................. işte bu nokta nokta olan yerler serbest olsun. Ezelden ebede öyle yalnızım Tebrik eder,başarılar dilerim.Sevgilerimle.:)
Eyvallah şairm. Şiirinizi dört beş kere sesli olarak okudum.Bununla kalmayıp, çok güzel bir sesim olmasa da türkü gibi okudum.Çok güzel bir türkü çıkacağını düşündüm.Müzikten pek anlamam ama bu işin ustaları fark ederse çok güzel hüzün yüklü bir türkü ortaya çıkar diye düşünüyorum.İlk iki kıta üzerinde biraz bağırdım çağırdım işte. Bilmiyorum Şarkı bile çıkabilir.Ddeim ya ustaların görmasi lazım .Ama inanın çok güzel türkü çıktı:)Bir bağlama eşliğinde düşünüyorum da neffis bir türkü olur.Kendi sesimden biliyorum kulağıma hoş geldi. Kutladım bu güzel kalemi. Gönlünüze yüreğinize sağlık. İlhamınız daim olsun kalem dostum.
son kuşlar çekilmeden siluetini emanet ettikleri gölleri bırakarak acele etmemek gerek diye düşündü, zaman var hala yaşamaya... serbest şiirin imge gayyasında kaybolmadan konuyu gayet güzel bir şekilde ifade etmiş bir şiir...Orhan Veli'nin şiirlerini anımsadım..., acele etmemek gerek diye düşündü, zaman var hala yaşamaya... bölümünü çok beğendim.... Tebrik ederim...
Herşeye rağmen güzeldir hayat ve elbette ki herşeyden kıymetlidir yaşamak. Hastane duvarından yansısa bile her yerden baskın bir beyaz, inadına daha bir umut salınır insanın içine beyaz beyaz. Aslında tam da damarlarının derdindedir insan ama kendine bile itirafa yanaşmak istemez. Ve şu resim irkiltti beni. Hep araçla geçmişliğim vardı şimdiki haliyle o yalnız ve geniş koridordan. Bir kez de yürüyerek geçmek nasip oldu Karacaahmet yolundan. Trafiğin yoğun olmadığı bir saat miydi yoksa herkes o yoldan geçmeye imtina mı ediyordu o gün yoksa ben mi korkuyordum ama çıtı çıkmıyordu ne araçların ne de benim gibi yürüyerek geçenlerin. Ölenlere saygıdan mı demeli bilmiyorum ama ürkek bakışlarla, yaşadığımın farkına varılmadan geçip gitmek istediğimi hatırlıyorum. Yine de gözüme ilişen mezar taşlarına bakıp bir zamanlar yaşamış ve şimdi mezarında yatan tüm o insanları tek tek düşünüp hüzünlendiğimi hatırlıyorum. Aynı duygunun çok daha ağırını Piyerloti'ye çıkarken yaşıyor in...
Sabah geldiğimde sayfa böyle değildi.Her hali ile bir ustanın elinden çıktığı gün gibi aşikar. Fon ve sunum göz alıcı gönül doyurucu... Şiir ise ustanın gönül imginden süzülerek bize kadar gelen nadide bir eser. Hep şunu söylerim.Gönül insanlarını,iyi insanlarını yaptığı eserlerle gelecek kuşaklara taşımasını bilen kişi arkasında sadaka-i cariye bırakmaktadır.Bu insanların gönüllere taşınmasını sağlayarak bir nevi onların bir ışık gibi yayılmasını sağlamaktır. Aşık Feryadi' yi ben duymamıştım daha önce.Sınır boylarından gelen eşsiz bir ses olarak Melahat Hanım'ın şiiriyle tanıdım.Şair bilir ki , bu toprağın ozanına aşığına hasretim ben.Türküleri severim.Türkü söylerim.Türkü dinlerim.Böyle bir güzelliği bana getiren şiir ustasının gönlüne ve yüreğine sağlık diyerek sonsuz sevgi ve hürmetle selam ediyorum...
Maksut Feryadi© 1961 yılında Arpaçay’ın Sosgert (şimdiki adı Taşdere) köyünde doğdu. Asıl adı Maksut Koca’dır. İlköğrenimi köyünde tamamladı. Olanaksızlıklar nedeniyle öğrenimini sürdüremedi. Küçük yaşlarda müziğe ve halk şiirine ilgi duymaya başladı. İlk bağlama derslerini babasından aldı. Sonrasında ise kendini geliştirdi. Önce yöresindeki, daha sonra ise başka bölgelerdeki birçok aşıkla tanıştı ve bilgisini pekiştirdi. Ancak asıl ustası ve mahlasını veren kişi ise Sosgertli Hicrani (1899-1978) oldu. Önceleri usta malı türküler de dile getiren Feryadi, zamanla kendi türküleriyle duyulmaya başladı. Çeşitli etkinlik ve yarışmalarda, birincilikler de olmak üzere birçok ödül aldı. Ayrıca aşıklık geleneğe ve halk şiirine ilişkin söyleşi ve konferanslar vermesi için Harward Üniversitesi tarafından ABD’ye davet edildi. 1996 yılında kurduğu Halk Ozanları Kültür Evi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Feryadi, bugüne dek 15 albüm hazırladı. Bazı şiirleri ders...
son bahar gibi sarı bir hüzünle karşılıyor şiir okuyucusunu ılık bir rüzgar hissediyoruz yüreğimizde incecik yüreğinize sağlık hocam, diğer şiirlerinizden farklı bir anlatımdı sanki tebrikler
Mütevazi ol biraz görenler adam sansın Paylaş âlimliğini kullar duayla ansın Düşman değilim ona istemem içi yansın Ardında iki başlı koca yılanlar gördüm Mütüvazilik insanda en üstün keyfiyyetdir..şöhret güre bilmez şöhret esiri.. Atalar "Alim olmak asandır,insan olmak çetin","Ağaç bar verdikce başını aşağı salar" demişler... Diploma neye yarar ki, onu taşıyanın insanliğa, topluma bir faydası deymese? Safiye hanım her zaman toplumsal içerikli şiirlerinizi beğeniyle okumuşum bu şiiriniz de dahil... Kutlarım.. düşüncelerinize sağlık,ilhamınız bol olsun..
Daha da ne olacağımız, neler yapacağımızı da biz bilmiyoruz ! Bilse bilse; Emperyal babalarla Uluslararası sermaya patronları ve silah baronları bilir bunu ! Tam bağımsızlıktan tam bağımlılığa geçtik, Yurtta ve dünyada sulh dan komşu ülkelerle dalaşa başladık, Bariş yerine düşmanlıklar tesis ettik Toptan zenginliği ve refahı, eski REFAH' lılara devrettik, Çağdaş eğitim kurumlarını tarikat evlerine,yurtlarına dönüştürdük, Birey- yurttaşları mürid , emir kulu, kapıkulu yaptık, Hukuku ulemaya bıraktık hak ve adaleti de ahirete, Balı zehir, Emeği sömürü kıldık .... ve daha neler neler .. Sevgili Atam; Bizi affetme ne olur ! Yüzümü yok sana karşı.. Yolundan çıktık/ kolundan çıktık da, yol almaya başladık uzak doğu ülkelerine .. Değerli şair Ahmet Umut Bey, "Bir dokun bin ah işit" diye buna denir sanırım. Büyük ve Yüce değerimiz Atatürk'e hazırlayıp sunduğunuz bu gerçekçi ve iç ...
Bir şarkı dinler gibi sizi okumak. Aşkın küskün hali.Aşkın küskün halinin mızrabın saza vurduğu gibi kalemin kağıda vurması halinin şiir olarak yansıması. Hecenin çok güzel örmeklerini okuyorum hep sayfanızdan ve gıpta ile bakıyorum. Aşk varsa gerisi vesaire demiş şair. Keşke hiç küskünlükler olmasa kalep kırılmasa Selam ve saygıyla her zaman. Kutluyorum