Bu şiir, günümüz toplumunun çürümüşlüklerini ve insanlık değerlerindeki kaybı ele alan oldukça etkileyici bir eser. Her dizede, bireysel ve toplumsal ahlakın erozyona uğradığına dair güçlü bir eleştiri mevcut. Vicdan, vefa, komşuluk gibi değerlerin kaybolması, tüketim hırsı ve adaletsizlik gibi meseleler ustaca dile getirilmiş. Şair, bir yandan topluma ayna tutarken diğer yandan çözüm arayışını da hissettiriyor. "Söylesen suç söylemesen olmuyor" tekrarı ise çaresizlik ve suskunluk arasındaki sıkışmışlığı derinlemesine hissettiriyor. Toplumun bu sorunlarla yüzleşmesi için bir çağrı niteliğinde. Çok düşündürücü ve etkileyici bir eser olmuş.
geliyor çok uzaklardan bir alkış sesi
dinlerim şeytanın dansına alkış tutan elleri
ama biri var ki
bırakmadığı için "koltuk değneklerini"
alkışlamaz diğerleri gibi...
kimi harici, kimi dahili. ne çok oyun ve oyunbozan var...
emeğine kalemine sağlık Aslan hocam. selamlarımla...
Uzun görmüyorum kısa yaşımı
Süslenmiş istemem mezar taşımı
En sonunda secde edip başımı
Seccademe süreceğim bilirem
Tam brnim dilimle yazmışsın şiiri:)
çok güzeldi, kalın sağlıcakla inşallah
İlim ve teknoloji hariç müslüman Türk ‘ün inanç ve ahlaki değerlerine zıt olan her şeye karşıyım ve şiddetle reddederim Aslan Hocam.
Zaten bizi biz olmaktan uzaklaştıran, ahlaki değerlerimizi yıkan da bu batıdan gelen ahlak dışı değerlerdir.
Ama gerek medya gerekse moda habire pompalıyor içimize.
Allah sonumuzu hayır eylesin.
Selamlarımla.
Ne kadar büyük bir sevda ki adına anıtlar yaptırıyor.
Kıyamete kadar bu sevda da unutulmaz Taç Mahal da unutulmaz.
Kaleminiz daim olsun Halit Hocam
Selamlarımla.
Ne kadar derin bir metin! Yaratılışın mucizesini ve insanın ne denli özel bir varlık olduğunu ne güzel ifade etmişsiniz. Her şeyin bir sebebi olduğunu, zamanla sırların çözüldüğünü ve Yaratan’ın merhametini vurgulamanız çok etkileyici. Özellikle insanın kıymetini bilmesi gerektiği ve merhametin ne kadar önemli bir değer olduğunu hatırlatmanız düşündürücü. Beynin nevi bir navigasyon gibi çalıştığını ve her şeyin bir düzen içinde yaratıldığını anlatmanız bilimle inancı harmanlayan güzel bir bakış açısı sunuyor. Şükür ve bereket arasındaki bağlantıyı kurmanız da ayrıca anlamlı. İnsan olmanın sorumluluğunu ve kıymetini bir kez daha düşünmeye sevk eden bu çalışma için teşekkürler!
Duygularla yoğrulmuş bir içsel yolculuğuk... Yalnızlık ve aşk arasında salınan, sözcüklerin derinliklerinde kaybolan bir ruhun fısıltıları... İlham perisinin rehberliğinde dökülen dizeler, bazen bir kehanet, bazen bir masal gibi. Kalemin simyasıyla şekillenen umut, hüzün ve özlem; şairin yüreğinde yankılanan bir melodi. Aşkın saf ve katıksız rüzgârını arayan, düşlerinde kaybolmuş bir seyyah... Her kelime, yüreğin derinliklerinden gelen bir yankı, her dize bir yaşam kırıntısı. Ve şaire, kendi yarattığı dünyada hem anlatıcı hem de kahraman olarak var olmaya devam ediyor.
Basireti açık olana çok şey anlatıyor güzel şiiriniz, anlamak istemeyene ne yazsanız beyhude.
Farklı, güzel bir şiir okudum kaleminizden.
Tebrik ederim güzel şiirinizi ve usta kaleminizi.
Selam ve saygılarımla
Şiiriniz, derin bir içsel çatışmayı ve toplumsal eleştiriyi bir arada barındırıyor. "Ecnebi kaplanları" metaforu, yabancı unsurlara veya dış baskılara karşı duyulan öfkeyi simgeliyor olabilir. Aynı zamanda bireysel acılar, ailevi sorumluluklar ve toplumsal adaletsizlikler arasında sıkışmış bir ruh hali gözlemleniyor. Kalemini, hem kişisel hem de toplumsal düzlemde yaşanan zorlukları dile getirirken, ironik ve sert bir üslupla okuyucuyu sarsmayı başarıyor. Özellikle "Sevdi diye ölenler var" gibi ifadeler, duygusal yoğunluğun zirveye çıktığı anlar. Bu tür metinler, bireyin kendi kimliği ve çevresiyle olan ilişkisini sorgulamasına yol açabilir. Sonuç olarak, şiir hem bireysel hem de toplumsal bir başkaldırının ifadesi gibi görünüyor.
Dünyanın harikalarından biri olmayı sonuna kadar hakkeden Tac- Mahal hakkında bazı bilgilerim vardı ama '' Terlerin Tacı manasına geldiğini ilk kez öğrenmiş oldum. Ancak yadırgamadım. 23 senede tamamlanmış bu eser için gerçekten de bayağı bir ter dökülmüş olmalı. Ayrıca bu eserin mimarlarının Türk olması da bir başka gurur vesilesi bizler için.
Ancak?
Ancak Şah Cihan, zayıf, nahif bir kadın olan Mümtaz Mahal'i o kadar yormasaydı keşke. Keşke kadıncağızın on dört kez doğum yapmasının, dolayısıyla da ölmesinin müsebbibi olmasaydı. Ha o zaman Tac mahal gibi bir sanat şaheseri yapılmazdı belki ama ben yine de Şah Cihan'a kızgınım..
Selam ve saygılar.
İnsanın kendisini sevmesi bir masal değildir ki? Kişi önce kendini sevmelidir ki dünyadaki diğer varlıkları da sevsin. Hatta kişi kendisini sevmiyorsa yaratıcısını da sevmez. O sebepten öncelikle kendisini sevmelidir. Ama yanlış da anlaşılmasın. Kendini sevmekle narsizm çok farklı şeylerdir. İnsanın kendisini sevmesi narsizim boyutlarında da olmalıdır tabii ki.
Selam ve saygılar.
Bazen pes etmek gelse de içimden
haydi bir gayret daha diyorum her defasında :)
Gönülden tebrikler değerli kardeşim
selam ve sevgilerimle
"Ateş düştüğü yeri yakar." Ölüm acısı da en çok ölenin yakınlarını, onu sevenlerini yakar.
Şehitlik başka bir şey. Bu acının ortak paydası millettir, ümmettir.
Ve de bu acı tarifsiz bir şekilde, ayrılık acısının yanı sıra gurur ve mutluluk salar kalbimize.
Zira şehitlere vaat edilen mekân cennettir. Bunu bildiğimiz için teselli buluruz.
Başınız sağ olsun Gülüm hanımcığım. Şehitlerimize Allah rahmet eylesin.
Sevgi ve selamlarımla.
Çocukken günler uzundu, akşam olmak bilmezdi.
Şimdi çarçabuk geçiyor zaman. Bir bakıyorsunuz sabah, bir bakıyorsunuz akşam.
Her şeyde olduğu gibi zamanda da bereket kalmadı.
Zaten, kıyamete yakın ahir zamanda, zamanın nasıl gelip geçtiği anlaşılamayacağı, zamanın bereketinin ortadan kalkacağını buyuran hadis var.
"Zaman öyle yaklaşır, hızlanır ki, bir sene bir ay, bir ay bir hafta, bir hafta bir gün, bir gün bir saat, bir saat bir ateş kıvılcımı kadar olur.” (Tirmizi, Zühd,24)
Dolayısıyla ömür de hızlı tükeniyor. İnsan bu yaşa ne çabuk gelmişim diyor.
Ölüm her an ensemizde hazır olda bekliyor. Bunu biliyoruz.
İman edenler için bu sorun değil. Dünyanın fani, ebedi hayatın sonsuz olduğunu bilir, kaygılanmaz.
Bu bilinç değerine paha biçilemeyen bir sürur verir kalbine. Ne büyük bir nimet!
Güne gelen yazınızı tebrik ederim. Selam ile.
Az ya da çok aynıyız hocam. Keşke daha iyisini yapabilsek. Kutlarım güzel şiirinizi. Selamlar saygılar
Bu şiir, insanın dünyadaki yalnızlığını, hatalarını, pişmanlıklarını ve nihai hesaplaşmasını derin bir şekilde ele alıyor. Hayatın geçiciliği, nefsin sınavları ve ilahi hakikatlere ulaşma arzusu güçlü bir şekilde vurgulanmış. Özellikle, insanın hem dünyevi hem manevi mücadeleleriyle yüzleşmesi ve bu süreçteki içsel dönüşümü etkileyici bir şekilde işlenmiş. Şiirdeki samimi ve içten ifadeler, okuyucuyu derin bir tefekküre davet ediyor.
Muhabbetle.
Hocam bu güzel şiirinizi can-ı gönülden kutlarım Tebrikler kalemine yüreğine sağlık hocam hayırlı geceler
Ah hepimiz o şuura varabilsek İlyas bey kardeşim.
Koca bir Ömür geçiyor da hala kulluk bilincine varamıyoruz.
Kaleminiz daim olsun. Selamlarımla.
Adem hocam vallahi söylemeye utanacağımız öyle vahim bir düzen ve dönemden geçiyoruz ki, şiirler, yazılar, konferanslar artık vızıltı geliyor. Bu asır kötülüğün örgütlü yükselişi gibi geliyor bana. Usanmadan, geri çekilmeden söylemeye, yazmaya devam. Ancak elden gelen budur. Kutluyorum yürekten. Gecenize ve gönlünüze esenlikler dileğimle
Şiiriniz, duyguların derin bir kuyusuna dalıyor adeta. Aşkın karmaşık ve büyüleyici doğasını, özlemle harmanlanmış bir melodi gibi yansıtıyor. Kelimeler, bir İstanbul sabahının sisli sokaklarında yankılanan adımlar misali, okuyucunun ruhunda iz bırakıyor. "A benim cânım, cancağızım" diye başlayan dizeler, bir sevdanın en saf ve en kırılgan hâllerini anlatıyor. İmgeler öylesine güçlü ki, begonvillerin erguvani türküsünden kış vapurlarının yalnızlığına kadar her detay, zihinde bir resim çiziyor. Özlem, hüzün, umut ve teslimiyet; hepsi bir arada, bir şiirin içinde dans ediyor. Şubatın soğuğu bile bu duyguların sıcaklığına engel olamıyor. Şiir hem bir başlangıç hem de bir bitiş gibi; eksik ama tamam, yarım ama dolu. "Sar içime güneşi" dizesiyle insanın içini ısıtan bir çağrı yapıyor. Çok etkileyici!