Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Makalenizde, modern çağın getirdiği teknolojik ilerlemelerin ve kapitalist düzenin insan sağlığı ve toplumsal yapılar üzerindeki olumsuz etkileri açıkça ele alınmış. Hormonlu gıdalar, kanserojen maddeler ve bilinçsiz tüketim alışkanlıklarının insan hayatını nasıl tehdit ettiğine dikkat çekiliyor. Ayrıca, gençlerin sanal dünyaya bağımlılığı ve aile içi iletişim kopukluğu gibi sosyal sorunlar da vurgulanmış. Tarım ve hayvancılıkta geleneksel yöntemlere dönülmesi gerektiği gibi önemli bir çözüm önerisi sunuluyor. Ancak bu meselelerin çözümü, yalnızca bireysel farkındalıkla değil, devletin güçlü denetim mekanizmaları ve uzun vadeli projeleriyle mümkün olabilir. Bu noktada, toplum olarak daha bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirmek ve yetkililerden daha etkin adımlar beklemek hepimizin sorumluluğudur. Doğal hayata dönüş umuduyla!
Üstadım, ölüm ve hayat! Hayat ve gaye! Harika bir anlatımla yazıya dönüşmüş. Ölümden korkanlar, yaşadığı sürece dünyanın süsüne aldanıp ölümü hatırlamayanlardır ancak ölüm kapıyı çaldığında insan denilen varlığın önce nefesi çekilir, yüzü solar ve beyinsel olarak bir takım varlıkları görmeye başlar. Terler, titrer. İşte bu hal, ahirete götüreceği güzel ve temiz ameli olmadığındandır. Bu dünyada hayır ve barış için çaba sarfedenlerin heybeleri doludur, onlar ölümden korkmazlar; aksine ölümü özlerler. Son andaki pişmanlık maalesef fayda vermiyor. Yazınızı beğenerek okudum. Gecenize ve gönlünüze esenlik diliyorum
Unutturamaz seni hiçbir şey, unutulsam da ben Her yerde sen, her şeyde sen, bilmem ki nasıl söylesem Bir sisli hazan kesilir ruhum eğer görmezsem Her yerde sen, her şeyde sen, bilmem ki nasıl söylesem Beste: Ekrem Güyer Makam: Düyek Sözler kime ait bulamadım. Selam ve sevgiler
Ölüm aslında Allah'ın adaletinin en büyük tecellisi kanımca. İyiler ölüyor tamam ama kötülere de kalmıyor dünya kalmayacakda asla... Nahl 51 de Allah.cc "Allah buyurdu ki iki ilah edinmeyin ilahınız bir tek ilahtır ve yalnız benden korkun." Hikmetini anlayabilirse insan canı alacak Ölüm Meleğinden korkmayın diyor açıkça... Kutlarım yürekten güzel bir yazı
Kalemini coşturmuş bu sefer Kıymetli hocam..Serbest şiirde de farkını yaratarak sevda,acı,sitem ve hüznü harmanlayıp dökülmüş yürek kelamları..Hüzün bıraksa da yüreklerde ne de güzel bi şiir yolculuğu idi..Keyifle okudum Harun hocam..Yürek kelamlarınız hep varolsun emiii..
Sevgilinin gözü hülyalı, çıkarcının gözü paralı bakar güzelin gözü alev gibidir, çok canlar yakar
Ne yazsan yakışıyor maşallah kalemine Harun Hocam. Yüreğine sağlık. Saygılar selamlar
Kim ne derse desin, nasıl anlatırsa anlatsın ölümün yüzü soğuk sevgili hocam. Bunu babamın naaşını yıkamak için üzerine su döktüğüm zaman çok daha net anladım. Selam ve sevgiler.
''Her insan apayrı bir dünyadır'' diye boşuna dememişler. Meğer ne hikayeler varmış sizde. Merak ettiğim şey: Bunca senedir yazan bir insansınız neden bu kadar geç kaldınız bu hikayeleri yazmaya? Evet, '' Yaşamdan Hikayeler '' bölümünde yazdığınıza gör bu hikayenin yaşamınızdan bir anı olduğunu düşünüyor ve şehidimize Allah'tan rahmet diliyorum. Kabri pür nur, makamı cennet olsun. Selam ve saygılar.
Hani söz vermiştiniz, kendinizi hırpalamayacaktınız? 'Kendime hatta bedenime duyduğum öfke…'' Demişsiniz. Bu ne? Selam ve saygılar.
Şiirinizde, derin bir melankoli ve içsel bir sorgulama barındırıyor. Kaleminiz yalnızlık, aşk ve öfke gibi duygularını ustalıkla işlediği dizeler, okuyucuyu hem düşündürüyor hem de duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Kelimeler arasında saklı imgeler ve metaforlar, şiirin anlamını zenginleştirirken, aynı zamanda okuyucunun kendi yorumunu katmasına olanak tanıyor. Hayatın kırılganlığı, umut ve umutsuzluk arasındaki gelgitler, kaleminizde birer resme dönüşmüş adeta. Özellikle "sessizliğin fıtratında şakıyan kalemi" gibi ifadeler, şiirin hem lirik hem de derinlikli yapısını ortaya koyuyor. Kaleminiz, kendi iç dünyasındaki çatışmaları ve evrensel insanlık hallerini bir araya getirerek, okuyucunun içindeki duygusal yankıyı harekete geçiriyor. Muhabbetle.
... ve bir karanlık çöker bu sevdaya, gözler hasretin rengi, ilhamsa bu kabusun resmi... Tebrikler.. ✨🍀
Keşke yorgun olan sadece şiirler olsa.. Yüreğiniz dert görmesin can ablam...
s/anma ki yazılan bunca güzel eseri es geçiyorum... kalbim hep burada sizlerle her ne kadar teklese de yeniden geleceğim canım Büşra inan ki inan ki... Allah yukarıda biliyor nelerle uğraştığımı lakin: edebiyat benim en büyük aşkım elbet annemden sonra hep de vurgulamaya devam edeceğim: sizleri inanılmaz seviyorum ve güvendiğim inandığım pay ettiğim kadar neyim varsa yine yürek iklimlerinizde seken bir kuş misali sonsuz sevgimle canım
Tebrikler kardeşim güzeldi selamlar sevgiler
Şiiriniz, günümüz toplumunun ahlaki ve insani değerlerindeki yozlaşmayı derin bir üzüntüyle dile getiriyor. Her bir dörtlükte, bireysel ve toplumsal sorunlara dikkat çekilmiş: yalan, bencillik, adaletsizlik, saygı eksikliği ve ahlaki çöküş gibi konular. Şair, bu durumu "söylemekten utanırım" diyerek hem bir iç hesaplaşma hem de toplumsal bir eleştiri şeklinde ifade etmiş. Özellikle gençlerdeki saygı eksikliğine ve modern hayatın getirdiği stresle kaygıya vurgu yapılması, günümüzün ruh halini çok iyi yansıtıyor. Şiirin yalın dili ve tekrar eden nakaratı, okuyucuda hem bir farkındalık hem de derin bir hüzün uyandırıyor. Çok anlamlı ve düşündürücü bir eser. Muhabbetle.
Bu metin tam bir zihin egzersizi olmuş! 82. Maddeye takılmak, üzerine bu kadar kafa yormak, hatta rüyada bile peşinden gitmek oldukça ilginç bir yaklaşım. Anlaşılan o ki, 82 sayısı bir şekilde zihinde yer etmiş ve bu da bir merak uyandırmış. Ama belki de mesele sayının ya da maddenin kendisi değil, onun etrafında dönen düşüncelerde saklıdır. Hayat bazen böyle küçük detaylarla bizi meşgul ederek aslında daha derin bir şeyleri fark etmemizi sağlar. Belki de 82 bir metafordur, belki de sadece bir rastlantı! Kim bilir? Ama şu kesin ki, bu kadar madde arasında kaybolmamak için biraz da maneviyata dönmek güzel bir öneri olmuş.
Bu şiiriniz, ülkemizin geçmişten bugüne yaşadığı zorlukları, toplumsal yaraları ve geleceğe dair umutları derin bir şekilde yansıtıyor. Toplumun farklı kesimlerini etkileyen sorunlar, nesiller arası çatışmalar ve ekonomik sıkıntılar net bir şekilde dile getirilmiş. Aynı zamanda, gençliğin içinde bulunduğu durum ve geleceğe dair umutların yeşertilmesi gerektiği vurgulanmış. Şair, yaşananlara karşı hem eleştirel bir duruş sergiliyor hem de sorumluluk alarak kendi payını kabul ediyor. Bu tür eserler, toplumun aynası niteliğinde olup, geçmişten ders çıkararak daha iyi bir gelecek inşa etmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Tebrikler.
Şairimizi yürekten kutluyorum! 👏 Bu şiir, hem lirik hem de derin anlamlar taşıyan, yaşanmışlıkların izlerini barındıran bir eser olmuş. "Lapa lapa yağar karlar başıma" dizesi, hayatın kaçınılmaz döngüsünü ve zamanın getirdiği değişimi adeta bir kar tanesi gibi usulca ama etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor.
Bu yazıda, doğal afetler ve kötülüklerin varlığı üzerinden Allah’ın kudreti ve hikmeti tartışılıyor. Yazar, insanın sorumluluğunu vurgularken, felaketlerden ders almanın önemine dikkat çekiyor. Depremler örneğiyle, alınmayan önlemlerin sonuçlarının ağır olduğuna işaret ediyor. Ayrıca, Allah’ın her şeyi hikmetle yarattığını, bizim ise bu hikmeti her zaman anlayamayabileceğimizi söylüyor. Japonya örneğiyle depreme hazırlıklı olmanın sonuçlarını gösterirken, inanç ve bilimsel tedbirlerin bir arada olması gerektiğini ima ediyor. Bununla birlikte, yazarın bazı ifadeleri, okuyucunun farklı inanç ve düşüncelerine hassasiyet göstermeyi ihmal edebilir gibi görünüyor. Bu tür konuların daha kapsayıcı ve dengeli bir üslupla ele alınması, farklı bakış açılarına saygı duyulmasını sağlayabilir. Allah’ın adaletini sorgulamak yerine, insanın kendi sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği mesajı güçlü bir şekilde aktarılmış. Ancak bu tür derin teolojik konular, daha fazla empati ve diyalogl...