Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Tebrik ederim, müsadenle nazireye bizde bir nazire yazalim..Üstadimizda rahmetle yad edelim Tükürelim ustam gel hep birlikte Kimin bezi varsa alcak inlikte Medet uman varsa kim zindiklikte Bir yüzüne bir de gözüne tükür.
Güzel yüregine saglik hocam Tebrik ederim
Zor iştir sevdiğin yârdan ayrılmak Can yakar gönlünü kırıp darılmak Cananı terkedip ele sarılmak Narı cehennemde yanmak demektir Zincir bent kalıbında çok değerli Ve duygu yüklü bir şiir okudum Ve zincire bir halkada benden oldun dedim hocam Tebrik ederim Selam ve saygılarımla
Gerçek dostluk üzerine çok güzel bir şiirdi Candan kutlarım değerli kardeşim. Selam ve saygılar.
Aşksız her şey güdük değerli Hocam...
Dost odur ki seni hep hayra çağıra ve hayıra götüre. Bu devirde de öyle dost bulmak çok zor. Dostluklar pamuk ipliğine benziyor. Menfaat bitince hemen kopuyor. Selamlarımla İlyas bey kardeşim
iki güzel şiirle aramıza hoş geldin diyorum genç arkadaşıma, sevgilerimle
Şimdilerde buna"hanım köylü"diyorlar hocam hem kulağa hoş geliyor hem de nezaketen davayı pek çakan olmuyor. Selamlar.
Dostluğun önemini ve değerini vurgulayan şiirini beğeniyle okudum ve dostluk hakkındaki şu dizelerimle size merhaba diyorum: Dost kar yağdırmaz umduğumuz dağlara sevgisi ve ilgisiyle döndürür benliğimizi yemyeşil bahçelere bağlara
Ayrılık ayrılık yaman ayrılık Herbir dertten âla yaman ayrılık.. Yüreğinize kaleminize sağlık..Saygı ve selamlarımla
Günümüzün ahvali resmi Yaşıyor şahit oluyoruz. Bilmem bizden sonraki nesil neolur neye benzer kime kimlere Kıymetli ustam toplumun kanayan yarası "yozlaşma " Çok net mısralara dökülmüş yüreğinizden. Solmasın kaleminiz daim. Saygılarımla Selamlarımla. NOT:"Esmiyor artık rüzgâr bak değil serin" Mirasında bir hece fazla olmuş Muhtemelen dikkatinizden kaçmış NURİ hocam. Çok çok güzel bir şiir yazdıran yüreğinize sağlık.
Kutlarim hocam Müsadenle: Baka baka geciyor Zaman ekip biciyor Toprak emip iciyor Sellere bakiyorum
Bir zamanlar televizyonlarımızda kaynanalar adlı bir dizi vardı. O dizinin Nuri Kantar'ı Tekin Akmansoy, Kayseri şivesiyle dünürü Timur Bey'e o kadar güzel kılıbık derdi ki tadı hala damağımdadır. Yazınızı okuyunca aklıma geldi. Selam ve saygılar.
Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu Ne olduysa hep bize azar, azar oldu Ne şöhretten hastayız, ne de candan hastayız Ne ruhça ne vücutça ne de kandan hastayız Avrupa’ya bir değil iki pencere açtık Uzun yıllardan beri cereyandan hastayız Batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz Yaklaştıkça her sene öz yurdumda yılbaşı Yapılır milletime Frenkçe sahte aşı Buna ağlar ağacı hem toprağı, taşı Batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz Sen Hıristiyan mısın? Diye sorsan darılır Yılbaşında hindi kaz yemesine bayılır Çam deviren hindi ki nasıl mümin sayılır Bilmiyoruz çoğumuz ne edip yapıyoruz Batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz Arif Nihat Asya SELAM VE SAYGILAR
Doğuda acem dizmelerini çok dinlerdik çocukken hz Ali'yi veya kesik baş gibi hikayeleri ne kadar doğru olduğunu malum, kalın huzurla inşallah hocam
Şairi çok güzel dile getirmişsiniz. Şair dünyayı şiirleştirmek ister ama haset kişiler ona cehennem sunar.
Kalemi kuvvetli hocam Yine bülbül olmuşsunuz Mani işte buna denir Tebrik ederim. Selam ve sevgiler
Güzel bir tanıtım olmuş. Zülfikar ve Düldül. Çocukluğumuz hep bu ikisinin hikayelerini dinlemekle geçti. Cenknamelerin kahramanları bunlardır bence.
Roman olsa okunur. Vallahi de billahi de okunur. Devamını da bekliyor olacağım bilesiniz. Esenlikler...
Bir güzel örnek de bizden olsun madem.. DERVİŞ KAŞIKLARI Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?” diye. “Bakın göstereyim,” demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da, derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş: “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart koymuş. “Peki” demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine ermiş: “Şimdi sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe,” demiş. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı insanlar gelmiş otur...