Tebrik ederim, müsadenle nazireye bizde bir nazire yazalim..Üstadimizda rahmetle yad edelim
Tükürelim ustam gel hep birlikte
Kimin bezi varsa alcak inlikte
Medet uman varsa kim zindiklikte
Bir yüzüne bir de gözüne tükür.
Güzel yüregine saglik hocam
Tebrik ederim
Zor iştir sevdiğin yârdan ayrılmak
Can yakar gönlünü kırıp darılmak
Cananı terkedip ele sarılmak
Narı cehennemde yanmak demektir
Zincir bent kalıbında çok değerli
Ve duygu yüklü bir şiir okudum
Ve zincire bir halkada benden oldun dedim hocam
Tebrik ederim
Selam ve saygılarımla
Gerçek dostluk üzerine çok güzel bir şiirdi Candan kutlarım değerli kardeşim.
Selam ve saygılar.
Aşksız her şey güdük değerli Hocam...
Dost odur ki seni hep hayra çağıra ve hayıra götüre.
Bu devirde de öyle dost bulmak çok zor.
Dostluklar pamuk ipliğine benziyor.
Menfaat bitince hemen kopuyor.
Selamlarımla İlyas bey kardeşim
iki güzel şiirle aramıza hoş geldin diyorum
genç arkadaşıma, sevgilerimle
Şimdilerde buna"hanım köylü"diyorlar hocam hem kulağa hoş geliyor hem de nezaketen davayı pek çakan olmuyor.
Selamlar.
Dostluğun önemini ve değerini vurgulayan şiirini beğeniyle okudum ve dostluk hakkındaki şu dizelerimle size merhaba diyorum:
Dost kar yağdırmaz umduğumuz dağlara
sevgisi ve ilgisiyle döndürür benliğimizi
yemyeşil bahçelere bağlara
Ayrılık ayrılık yaman ayrılık
Herbir dertten âla yaman ayrılık..
Yüreğinize kaleminize sağlık..Saygı ve selamlarımla
Günümüzün ahvali resmi
Yaşıyor şahit oluyoruz.
Bilmem bizden sonraki nesil neolur neye benzer kime kimlere
Kıymetli ustam toplumun kanayan yarası "yozlaşma "
Çok net mısralara dökülmüş yüreğinizden.
Solmasın kaleminiz daim.
Saygılarımla
Selamlarımla.
NOT:"Esmiyor artık rüzgâr bak değil serin"
Mirasında bir hece fazla olmuş
Muhtemelen dikkatinizden kaçmış NURİ hocam.
Çok çok güzel bir şiir yazdıran yüreğinize sağlık.
Kutlarim hocam
Müsadenle:
Baka baka geciyor
Zaman ekip biciyor
Toprak emip iciyor
Sellere bakiyorum
Bir zamanlar televizyonlarımızda kaynanalar adlı bir dizi vardı. O dizinin Nuri Kantar'ı Tekin Akmansoy, Kayseri şivesiyle dünürü Timur Bey'e o kadar güzel kılıbık derdi ki tadı hala damağımdadır.
Yazınızı okuyunca aklıma geldi.
Selam ve saygılar.
Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu
Ne olduysa hep bize azar, azar oldu
Ne şöhretten hastayız, ne de candan hastayız
Ne ruhça ne vücutça ne de kandan hastayız
Avrupa’ya bir değil iki pencere açtık
Uzun yıllardan beri cereyandan hastayız
Batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz
Yaklaştıkça her sene öz yurdumda yılbaşı
Yapılır milletime Frenkçe sahte aşı
Buna ağlar ağacı hem toprağı, taşı
Batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz
Sen Hıristiyan mısın? Diye sorsan darılır
Yılbaşında hindi kaz yemesine bayılır
Çam deviren hindi ki nasıl mümin sayılır
Bilmiyoruz çoğumuz ne edip yapıyoruz
Batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz
Arif Nihat Asya
SELAM VE SAYGILAR
Doğuda acem dizmelerini çok dinlerdik çocukken hz Ali'yi veya kesik baş gibi hikayeleri ne kadar doğru olduğunu malum, kalın huzurla inşallah hocam
Şairi çok güzel dile getirmişsiniz. Şair dünyayı şiirleştirmek ister ama haset kişiler ona cehennem sunar.
Kalemi kuvvetli hocam
Yine bülbül olmuşsunuz
Mani işte buna denir
Tebrik ederim.
Selam ve sevgiler
Güzel bir tanıtım olmuş.
Zülfikar ve Düldül.
Çocukluğumuz hep bu ikisinin
hikayelerini dinlemekle geçti.
Cenknamelerin kahramanları bunlardır bence.
Roman olsa okunur. Vallahi de billahi de okunur. Devamını da bekliyor olacağım bilesiniz. Esenlikler...
Bir güzel örnek de bizden olsun madem..
DERVİŞ KAŞIKLARI
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:
“Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?” diye.
“Bakın göstereyim,” demiş ermiş.
Önce sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da, derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.
Ermiş:
“Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart koymuş.
“Peki” demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine ermiş:
“Şimdi sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe,” demiş.
Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı insanlar gelmiş otur...