Valla yemek isteyene yemek, dayak isteyene dayak... Ben döveceğim bir güzelce. )))))
Selam ve sevgiler.
Şiirler doğar ve yaşar, ha bazıları da ölür gider kimse itibar etmezse, bazılarının kıyamete kadardır ömürleri, şairleri yıllar önce ölmüş olsalar bile... Şiir bir ummandır zaman zaman başı sonu olmayan, ne güzel o ummanda kulaç atıyor olmak... Kutlarım ...
Tebrik ederim, Kaleminiz daim olsun.
O eski sokaklarında, o eski evlerinde bir güzelliği bir zarafeti vardı hakeza içinde ki insanlarında tabi... Mahalle Kültürü diye bir tanımlama vardı, şimdilerde apartman kültürü var ama insan kimseleri tanıyamıyor sene de bir kere toplantının dışında... Hüzünlü gerçekten... Kutlarım...
Yemek buldun mu otur dayak gördün mü kaç kaçabildiğin kadar derler.... Kutlarım kardeşimi...
Kutlarım kaleminizi daim olsun inşallah selamlar saygılar
''şiir, her ne kadar şairini susuz bırakır, halden düşürürse de dinleyen ya da okurun
çölünü yeşertir''
diyordu bir şair...yazdıklarımız bunu başarabiliyorsa o şiirdir
bence
kutlarım saygımla
şiirin geri kalanlarını anladım da şu sahanda yumurta kısmını çözemedim
şairin bir bildiği vardır dedim içimden
kutlarım emeği saygımla
Tebrik ederim, Kaleminiz daim olsun.
Sevgi, var mı ev gibisi der gibi şiir. Yalın saf bir bir yere kıvrılıp yatmak gibi sevgi. Sevdiğim derken işte o yeri barınma tutup yurt etmektir. Sevdiğim derken şair sevgisiyle inşa ettiği evini tarif eder gibi. İnsan yerde evde de gönlündeki sevdiğiyledir. İnsanın sevdiği evini taşır, gezdirir ve barındırır. Tebriklerimle.
Zeynep kardeşimi can-ı yürekten kutluyorum. Ağaç köküyle ayakta durur. Köksüz ağaç, küçük bir sel akıntısında sürüklenmeye mahkumdur. Belirttiğin gibi Türk bilinci milli eğitimin mutlak surette genç nesillere verebilmelidir. Ancak Türkiye yönetimi uzunca bir zaman ABD emperyalizminin kontrolüne girdi. Doğal olarak Türkçe kelimesi üzerinden müthiş bir operasyon yapılıyor. Şehir merkezlerinde açılan işletmelere baktığımızda Türkçe tabelalardan çok yabancı-Arap tabelaların varlığı dikkatimizi çekiyor. işte bunun adına kültür emperyalizmi diyoruz. Yazınız kısaydı ama verilmek istenen mesaj anlaşılmıştır.
Önemli bir konu, çok iyi işlenmiş. Sevgilerin bile yapay olduğu şu günlerde birilerinin kulağına küpe olacak mısralar. Ve son mısrayla aşkın tanımı yeniden yapılıyor sanki, cenneti de cehennemi de yaşatacak biri ile... Tebrikler efendim.
İster serbest olsun ister hece, aşk konacağı şiiri bilir...
hele sen her şeyimsin diyorsa şair, sarılır dizelerin boynuna
kutlarım saygımla
Hayatın içinden bir dolu yaşanmışlık güzel bir gözlem ile yazı olmuş kayıt altına alınmış geçmiş sayfalara. Bir kedi, biraz yağmur ıslanmak, azıcık merhamet duygusu, geçip giderken hayat gözümüzün bebeklerine takılıyor, not ediliyor... Kutlarım yürekten...
Kant İmmanuel'in bir sözü vardır. Der ki; Müzik sanatların en zevklisidir ama bir şey öğretmez. Buna karşılık şiir hem ruhun gıdası, hem de iyi bir öğretmendir.
Şiir, şairin dertleşme merciidir. Burada dünya kurar burada dünya yıkarmış. Yazan kaleme saygılar.
inkarsız bir yolculuk bir sevda masalı
sözcükler iken yüreğin rakkasesi ve aşk iken evrenin daimi tema' sı temas ettiği kadar duyguların da yürekten firarı
ey bulutlu dumanlı başım dercesine
ukdelerden örülü bir günce
mahşeri kalabalığı sevdanın bir o kadar yalnızlığın kök söktürdüğü
aşkın da umresi hele ki o ulak yok mu elbet kalemin yüreği deşen hasreti
s/onsuzluğa meyyal bir düş görürcesine
içten sonsuz selam saygılarımla Adem Hocam
iyi ki varsınız, efendim
Tebrik ederim, Kaleminiz daim olsun.
Dönüş yolu uzundu bitmek bilmedi yollar
o yollar biter mi hiç hele ki sana geldiğimi anlarsa yollar uzar
kaldırımlar anlarsa bir bir ayağıma geçer taşlar.
geceler anlarsa sana geleceğimi olmaz yarınlar batmaz o karanlıklar.
bir yıldız geçse de dilesem seni derim o akşam kaymaz seni sakladığım yıldızlar.
halbuki onlar değil miydi seni bana sürükleye sürükleye getiren. Şimdi ne bu haylazlıklar ne bu seni benden saklama çabaları .
beni dinlemezler sen söyle deki bırakın gelsin yolu uzundur yorgundur en çokta kokuma hasrettir bırakın gelsin...
Ağlamak ve gülmek insan doğasında ikilem....aynı zamanda ihtiyaçtır. Kişi ağladıkça duygularında derinleşir, gülebildiği kadar da genişler...
Maalesef toplumsal olarak dediğiniz gibi ağlamayı daha çok tercih ediyoruz.. Kültürümüzü besleyen argümanlardan kaynaklandığını sanıyorum.
Yeri geldiğinde gülmeli , yeri geldiğinde ağlamalıyız.
Güne düşen değerli yazınızı kutlarım.
Selam ve saygılarımla.
öylesine güçlü ki imgelere kenetlenmiş mısraları ''beni defalarca okumak yetmez'' diyordu tüm mütevaziliğiyle...
mükemmeldi şiir... şiir okumanın hazzıyla ayırılıyorum sayfanızdan
kutlarım saygımla