Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Tebrik ederim, Kaleminiz daim olsun.
Son yıllarda azalan eksilen sayıları içimizde yara olan dostluklarla doluyuz... Ömrünüzün hasadından devşirdiğiniz dostluklarınıza ve kaleminize sağlık kutlarım saygımla
Farklı bir çalışma yüreğinize sağlık sağlık şair... Yüreği yamalı bir sevdanın hikayesini paylaşan şiiriniz hüzünlüydü... kutlarım saygımla
O kız ve o sevda belki bir daha yaşanmasa da unutulmazlar arasında ki yerini çoktan almış olmalı... Kutlarım yürekten...
Bahar Bayramı da güzel İşçi Bayramı da ara ara bayram kutlamak iyidir yeter ki her gün bayram olmasın ki deliler bayram etmesin... Kutlarım
Söyleyemediklerimi; bana yaşattığı hayallere, üzgülere, pişmanlıklara ille de acılara sor. Bütün şiirlerim anlatacak onları sana.. der gibiydi...kutlarım saygımla
Düşündük... Renklendik... Bezendik... Bize de alkışlamak düşer şiiri Kutlarım şairim...Saygımla
bu gün hem işçi hem de bahar bayramıdır...işçilerimiz ve emeklilerimiz hatta tüm ülkemizin ekonomik yönde bayram edeceği günlerimiz olsun dileğiyle kutlarım saygımla
Bu dizeler, mutluluğun kişisel ve göreceli bir kavram olduğunu vurguluyor. Şair, mutluluğun tanımının herkes için farklı olabileceğini ve herkesin mutluluğu algılama şeklinin değişebileceğini ima ediyor. Bu, insanların yaşadıkları deneyimlere, değerlere ve duygusal durumlarına bağlı olarak mutluluğu farklı şekillerde algılayabilecekleri anlamına gelir. Şair, mutluluğun tanımının peşinde olan insanların, aslında bu arayışın ardında güzel anıların olduğunu ve bazen küçük detayların bile insanları mutlu edebileceğini belirtiyor. Örneğin, belirsiz bir gülüşün veya anlık bir tebessümün bile insanlarda büyük bir mutluluk yaratabileceğini vurguluyor. Bu yorum, mutluluğun sadece büyük olaylarla veya maddi kazanımlarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini ve bazen en anlamlı mutlulukların en basit ve sıradan detaylarda bile gizli olabileceğini anlatıyor. Bu dizeler, insanların hayatlarında daha fazla farkındalık ve minnettarlık geliştirmeleri gerektiğini, böylece mutluluğun küçük ...
2009 Yılına kadar sevmedim, sevemedim 1 Mayısları. Hele de 1977 Yılının 1 Mayısında yaşananlar sebebiyle hiç mi hiç sevmedim ama karşı olduğum şeyin işçi ve emekçilerimizin daha rahat ve mutlu bir hayat yaşaması olmadığını anlatamadım. '' Çalışanın hakkını alın teri kurumadan ödeyin.'' Diyen bir peygamberin ümmeti olarak işçi ve emekçi haklarına hiç bir zaman karşı olmam mümkün değildi. Karşı olduğum şey 1 Mayısların devlete kafa tutma gününe dönüşmesiydi.. 2009'dan itibaren artık tüm işçi kuruluşları ve sendikalar tarafından aslına uygun bir şekilde yani sadece ve sadece işçinin ve emekçinin günü olarak kutlandığı için artık karşı değilim. Haaa araya kaynak yapmak isteyen bölücüler, hainler yine olacaktır her zaman olduğu gibi ama onları artık ipleyen yok. Kendi kendilerine havlayıp dururlar ve havlamaları Türk iççi ve emekçisinin gür sesi içinde ...
O naif kız Umut içinde Yaşamaya devam ediyordur Olduğu yerde Elinen tutup sürükleyecek Birini bekler Bir başka seferde... Nice şiirlere...
Hikaye çok güzel bir şekilde devam ediyor tebrikler kardeşim selam ve sevgilerimle
Ne güzel bir tasavvuf şiiri, tebrikler kardeşim selam ve sevgilerimle
"...Başlığı okuyan bazı arkadaşların gerildiklerini hissediyorum zira o arkadaşlara göre ''Atatürk'' ve '' Hata '' kelimeleri asla yan yana gelmemelidir. Peki bu durumda zaten kırık olan ayağıma bir kurşun da ben mi sıkıyorum böyle bir başlık atmakla?" Yirmi birinci asırda bir makalenin hâlâ bu duygular ve endişe içinde yazılıyor olması düşündürücü... üzücü! Hakikatleri dile, kaleme, klavyeye getirmenin kime, neye zararı var? Kalbe giden yollarda aşka, sevgiye... ya da nefrete dışarıdan ayar vermek, hudut çizmek kimin haddine? Duygu ve düşüncelerle değil, ülkemizin güvenliğine, milletimizin huzur, refah ve mutluluğuna kasteden "eylem"lerle mücadele olmalı. Diye düşünüyorum. (Ayağıma kurşun sıkmış olmamışımdır inşallah.) Yalan ve yanlışlarla mücadelenizi takdir ve dualarımla takipteyim. Güneş gibisiniz Sami Hocam. Bulutların kesif olmadığı yerlerden dimağımıza akseden...
Herşeyi : Her şeyi Tebrikler
Yazınızı beğendim. Yıkılmamızın birçok nedeni var. Bunlar da bu nedenlerden bazıları. Bence geri kafalı, dini yanlış yorumlayan, yeniliklere karşı çıkan yobaz takımı ve okutulmayan, gerçekleri görmesi engellenen, çıkarcı kişilere körü körüne inanan, inanmak zorunda bırakılan çaresi kalan halk da var bu işin içinde. Yobazlar saz çalmanın bile günah olduğunu söylemişler, kendilerini eleştiren, şeytan bunun neresinde diye şiirler yazan Pir Sultan Abdal gibi aydın kafalı sanatçılar dışlanmıştır hep.
Tuzu bastımda yaraya : Tuzu bastım da yaraya Tebrikler
Bu şiirde, aşkın derinliklerinde gezinen bir gönülün iç dünyası işleniyor. Şair, sevdiğinin gözlerinden bahsederek, onun varlığının kendisine yaşattığı duyguları ve içsel çatışmaları dile getiriyor. İlk dizeden itibaren, şairin gönül dünyasının hüzünlü bir atmosferde olduğunu hissediyoruz. Gökte uçan turna kuşlarının burukluğu, şairin içsel durumunu yansıtıyor. Sevdiğini çağırsa da, onun varlığını hissetmek mümkün değil gibi görünüyor. Şiirin devamında, şairin içinde bulunduğu duygusal sıkıntılar ve yaşadığı acılar betimleniyor. Sevgilisinin gözlerinin nazlı bakışlarının, şairin iç dünyasında fırtınalar kopararak umutları ve hayalleri paramparça ediyor. Gözlerin, şairin duygularını derinlemesine etkileyen bir motif olarak karşımıza çıkıyor. Sevgilisinin bakışları, şairin iç dünyasında birçok duygu ve düşünceyi tetikliyor ve onu derin bir hüzne sürüklüyor. Şiirin sonunda, şairin vuslata olan özlemi ve sevgilisinin gözlerinin bu özlemi daha da arttırdı...
Bu şiir, gönülün karmaşıklığını ve aşkın getirdiği yükleri derinlemesine ele alıyor. Her bir dizede, gönülün yaşadığı çeşitli durumlar ve duygusal ağırlıklar ifade ediliyor. Şair, gönül denen bu varlığın hafife alınmayacak kadar önemli olduğunu ve içinde taşıdığı yüklerin farkında olanların ancak değerini bilebileceğini aktarıyor. Her dizede, gönül ile ilgili farklı bir yükün altını çiziyor. İlk dizede, gönülün Kâbe'yle eşdeğer olduğu, bu yüzden yük olabileceği vurgulanıyor. Ardından, aşkın bedelinin ağırlığı ve aşkın getirdiği acıların insanı nasıl zorlayabileceği anlatılıyor. Şiirde ayrıca, aşkın insanı nasıl değiştirebileceği ve bazen insanın kendi isteği dışında hareket etmesine neden olabileceği de işleniyor. Gönül ehli ile kararsızların ve naz edenlerin, yaşamları üzerindeki etkisi farklı bir bakış açısıyla ele alınıyor. Gönüldeki çatışmalar, aşkın karmaşıklığı ve insanın içsel mücadelesi, şiirin temel unsurlarını oluşturuyor. Şair, bu yüklerin altında ...
Bu dizeler, içsel çatışma ve ruhsal sorgulamanın derinliklerine dokunuyor. Şair, kendi iç dünyasında yaşadığı karmaşık duyguları ve düşünceleri yansıtarak, insanın kendiyle mücadelesini ve kendini anlamaya çalışmasını dile getiriyor. Şair, düşünmenin, içindeki sesleri susturamamanın ve soruların cevaplarını bulamamanın ne kadar zorlayıcı olduğunu ifade ediyor. Duygusal yüklerin insanı nasıl ağırlaştırdığını ve bunlardan kurtulmanın ne kadar güç olduğunu da vurguluyor. Kendini ifade etmenin ve anlatmanın güçlüğüyle mücadele etmek, içsel bir mahkemeye çekilmiş gibi hissetmek, şiirin ana temasını oluşturuyor. Şairin kelimeleriyle, okuyucu bu içsel savaşın derinliklerine çekiliyor ve insanın kendiyle olan mücadelesini daha yakından hissediyor. Tebrikler...