Çok çok anlamlı bir serii
Kalemine kelamına bereket sevgili dostum.
Mübarek
Ramazan bayramını kutlar, saygıdeğdr ailen ve tüm sevdiklerinle mutlu huzurlu bir bayram geçirmemizi dilerim
Hürmetle
Size ve tüm sevdiklerinize sağlık, huzur ve mutluluk dolu daha nice bayramlar dilerim.
Selam ve saygılar.
Âlemlere rahmet geldi,
Zulmetin bendini deldi.
O en yüce, en güzeldi,
Muhammedün Resulullah.
Nefis darda, akıl şaşkın,
Deryasına daldır aşkın.
Gözü yaşlı, gönlü coşkun,
Huzurunda kalmam için.
Buyurun arkadaşlar davetim var benim
Herkes kesesinden yesin içsin
Saltanatım var benim
Aslı yok yaylasında
Bin beş yüz koyunum var benim
Kekliği düz ovada avlarlar
Kanadını çam dalına bağlayalım
Şıkıdık mıkıdık, şıkıdık mıkıdık oynarlar))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))
Selamlar, saygılar ve hayırlı huzur dolu bayramlar inşallah
Ama ben sana küsmemiştim ki )))))))))
Selam ve saygılar.
Huzur ve mutluluk dolu olsun hayatımız iyi bayramlar...
Ağlarken bile sevilmekten korkmamak, ifadesiyle insanın en korumasız anındaki büyük kabul görme ihtiyacını ve kendi ellerini tutarak ısınmaya çalışan bir kalbin sessiz direnişini iliklerine kadar hissettiren, kâğıda değil doğrudan yaraya yazılmış bir metin. Müthişti. Aşk ile eyvallah Kıymetli Büyüğüm.
Bende serbest köşede sohbet bölünde sizi yazmıştım bu yorumunuzla tamam oluyor vesselam,sevgi ve selamlarımla.
Sevgili Gülüm Hocam, tüm yorgunlukların yerini barışın ve huzurun doldurması dileğimle mutlu bayramlar.
Hayatı barışla kucakladığımız, kardeşliğin pekiştiği nice güzel bayramlara...
Gidişin hüznünü, içimizde bıraktığı tertemiz izlerle teselli eden, ruhu dinlendiren bir veda olmuş; kaleminize sağlık. Aşk ile eyvallah.
Hayat bizi çeşitli sınavlardan geçirirken biz olarak kalmak çok önemli. İnsan bazı acıları tek başına yaşar. Çemberde dönen değil belki de çemberi döndüren biz olmalıyız.
Yazılarınız insana kendisini aratıyor tebrikler Deniz Hanım
Saygılar
Ah Gazze'min umut dolu çocukları...
Filistin doğacak ve bir daha batmamak üzere onu biz doğuracağız Allah'ın izniyle inşallah. Hayırlı bayramlar Hocam.
Şuara Suresinden alıntılar ki Şuara zaten ''Şairler'' demektir... Yazmaya çalışanların mutlaka okuması lazım hele de son ayetlerini... Kutlarım yürekten...
İnsanlar, yine insanlar tarafından üretilen bombalarla ölürken iyi olmanın imkanı var mı? Orası artık Gazze Açık Hava Hapishanesi... Savaşın bir ahlakı vardı bir vicdanı vardı eskiden, biz Türklerde hala var biz çoluğa çocuğa kadına ihtiyarlara bu güne kadar silah doğrultmadık, bundan sonrada doğrultmayız, ancak lanetlenmiş bir ırk olan Yahudiler ve Siyonistler için hiç fark etmiyor karşılarındakilerin kadın yaşlı ya da çocuk olması, çünkü onlarda vicdan denen olgu oluşmamış, asırlar öncede oluşmamıştı bu gün de maalesef yok vicdan. Bildikleri tek şey maddiyat, cüzdan. Parayı ilah yapanlara savaşın zalimliğini nasıl anlatabiliriz ki? Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesinin dünyanın en büyük silah şirketlerine sahip olması bir tesadüf olabilir mi? Asla değil, barıştan yana olmak onlar için zulümdür, batar maazallah silah şirketleri, aç kalır o silah şirketlerinde çalışanlar. Savaş çıkartmak kavga çıkartmak gibidir o kadar kolaydır ki oysa ki barışmak hayat ile barışık olmak, insanlar ile...
Kadir Gecesi’ni tam da Kur’an’ın indiği o eşsiz nur gibi resmediyor şiir.
Zaman ağırlaşıyor, rahmet fısıldıyor, kandil gibi parlıyor sine,
karanlık nurla eriyor, yıldızlar duaların aynası oluyor…
Ruh uyanıyor, tesbih köprü, nefes kainat ritmi, bakış teslim, adım zikir yankısı…
Ve insan, kalbinin derinliğinde cenneti buluyor.
Bin aydan hayırlı bir gecenin, en güzel tasviri bu olsa gerek.
İçinde esenlik, nur ve teslimiyet dolu bir şiir;
sanki o geceyi yaşamış gibi hissettik .
Kadir Geceniz Mübarek Olsun.
. Şair, aşkın kutsallığını yitirip bir "akit" ya da "tek taşın ufku" gibi maddesel bir düzleme indirgenişini, oldukça entelektüel bir dille eleştiriyor. Şiirin finalindeki "meleklerin nutkunun tutulması" ve "ebedi uyku" vurgusu, umudun yerini ağır bir kabullenişe bıraktığını gösteriyor. Sevgili Gülüm aşkın tedavülden kalkışını ilan ederken aslında yitirilenin sadece bir duygu değil, insanın en saf yanındaki masumiyet ve itibar olduğunu etkileyici bir karamsarlıkla dile getirmiş...Kutluyorum
Kıymetli Hocam, bu iki bölümlü anlatınızda aslında yolun bittiği noktayı bir son değil, bir yüzleşme durağı olarak kurgulamışsınız. İlk bölümdeki çocuksu ve insani neredeyim? sorusunu, tarihin tozlu sayfalarına ve Hiroşima'nın küllerine ithaf ederek; arayışın sadece size ait olmadığını, tüm insanlığın asırlardır aynı alıç ağacının altında yanlış yolu seçtiğini haykırıyorsunuz. Napolyon’un ürkmüş atlarını ve Hitler’in tanklarını yoldan çekilmeye davet ederken, aslında zihninizdeki büyük gürültüyü susturup Sultan Selim’in aştığı çöllerin sessizliğine sığınmak istiyorsunuz. Enola Gay’e uçamayasın diye seslenişiniz, ilk bölümdeki yolunu kaybetmiş insanın vicdan azabıyla harmanlanıyor. Navigasyonu ve haritaları reddedişiniz, artık bu kirli yollarda yürümekten yorulmuş bir kalbin dürüst isyanıdır. Duygusal dağınıklık, parçalanmış haritaların ve silinmiş ayak izlerinin en gerçekçi yansıması olmuş. Yolların bittiği o film, aslında bizim en çıplak halimizle baş başa kaldığımızda başlıyor. . Eno...
Kıymetli Hocam, bu dizelerle bir dönemin üstüne çekilen kalın perdeyi aralayıp, bizi o nemli duvarların, yağlı sicimlerin ve adressiz kurşunların karşısına dikmişsiniz. Mamak ve Ulucanlar arasındaki kanlı selamlaşma, sadece iki binanın değil, bir kuşağın parçalanmış hayallerinin ve sönmeyen onurunun hikâyesidir. Ser verdik, sır vermedik derken korunan o dik duruşu, "Gömleklerimiz kandan sırılsıklam" dizesindeki sarsıcı gerçeklikle birleştirmişsiniz. İdamların sorgusuz, sualsiz ve herkes uyurken gerçekleştiğini hatırlatmanız, adaletin uykuda olduğu karanlık şafaklara bir feryat niteliğindedir. Bizzat yaşamamış olanların asla empati kuramayacağı bir çığlıktır bu feryat. Şiirin sonunda bir beddua gibi değil de, bir daha yaşanmaması adına dilediğiniz "Güneş eksik olmasın üzerinizden" temennisi, sizin meşhur nezaketinizin ve merhametinizin, tarihin en karanlık sayfalarına bile sızdığını gösteriyor. Kırk yıl geçse de, o duvarlardaki gölgelerin hala işkenceden korktuğunu söylemeniz, toplumsal...