1977 yılının 17 Aralık günü, Üsküdar’da başlayan dünya serüvenim ve bu yolculuğun en kıymetli eşlikçisi olan bir kız evladım var...
İnsanın dilinden dökülen söz ile varlığın aslı arasındaki uçurum, kendini daha çocukluk yıllarında belli eder kimisine. Bir ağacın, 'ben ağacım' diye bağırmaya ihtiyaç duymadan, yalnızca mevcudiyetiyle kendi ağaçlığını anlatıyor olması, tabiatın en büyük derslerinden biri oldu bana da. Ardından o ağacın tohumdaki hali ise bambaşka bir âlem; zahiren yok ama hakikatte var. Varlık âleminin tamamı böyle sessiz bir kelâm ile ne anlatıyorsa onları dinlemek anlayabildiğimizi nasibimiz olan kadarıyla almak diledim.
Şiirle kurduğum bağ, bir anlık kararın neticesi değil elbette. Yerin altında uyuyan su, vakti geldiğinde nasıl ki en sert kayaları çatlatıp taşıverir; ummana varıp tüm sularla birleşene kadar köpürerek akarsa, bu akış nasıl ki suyun kendi hakikatinin kelâmı ise, üstelik akarken etrafına hayat saçıyorsa... Şiir olup dökülen her mısra da, gönülden taşıp tüm gönüllerle bir olacağı ummana varana kadarki, o ilk taşmanın latif halidir elbet. Bu satırlar da böylesi bir hissedişin taşmasıyla vücut bulmuştur.
Cihan Akçeşme, Edebiyat Evi'nde 5 eser paylaşmış yazardır. 5 şiir, kaleme almıştır.