Koyu Renkli Hatıralardı Onlar
KOYU RENKLİ HATIRALARDI
ONLAR
Koyu renkli
hatıraları vardı insanın; eteklerine dökülen…
Dökülenler
dökülürdü zaten unutulurdu. Ya da hayal meyal hatırlanır işte.
Lakin kimi!
Kimi işte
Sürülüyor
yüzüme çekiliyor gözüme sürme misali… ‘Akmayın’ desem de onları sırrına katmış gözyaşlarıma!
Yatak bulmuş yağmura kavuşmuş bir nehir misali çağlıyorlar…
Ah hırçın gözyaşlarım.
‘Dur’ deyince duruverseniz dursanız n’olurdu…
Ve rehin
tutulmuş yalnızlıklara akar sonra onlar. Yanaklardan yol bulup al al yapsa da onu!
Dudaklara sürülür sonra biber sürülmüş gibi yakar/ yakarda yakar…
İçinden bazı
sözcükler de gülümsetirken/ tılsımlı bir şarkıya dönüşür ve beyaz bir dantel
gibi yayılır huzuru sezdiren… İçindeki sökükler de büyüdükçe büyür yırtıldıkça
yırtılır.
Dudağımda
mırıldandığım belki dağıldığım/ ve o an!
İşte bazıları dişlerimi bile sızlatıyor, içimi
burkuyor, ta ciğerime yüreğime değerken en acımasız taşların değişi gibi
hissediyorum değişini…
Kalkamaz
oluyor insan. Ah insan! Kuvvetli misin ki bu kadar… Göçükler vermeden
taşıyabilecek kadar kuvvetli misin?
Bazıları
avuçlara değiyor gözyaşıyla beraber… Ah hatıralar… Kimisi elleri nakış nakış
işliyor ve o renkleri. Bazıları beyaz bir dantel misali seriliyor. Ak pak
bembeyaz… İnce ince dokunmuş.
Bazısı masmavi
gökten bir parça indirmiş kuş desenli.
Güle benzer
desenli bazıları. Al beyaz ve gül kokulu hatıralar. Onları da avuçlarıma/ yüzüme
sürdüğüm de kokusu nefesimi, rengi tenimi, güzelliği bendimi yıkıyor ve
kaplıyor
Gözlerimin
buğusuna ekilmiş bereket tarlalarının en saf görkemiyle sarıyor da sarıyor.
Koyu renkli
hatıralardan en açık renklisidir bazıları…
Onlar göğsümde
hatırlandıkça berrak gönüllerin kalbine inmiş bir çakıl büyüklüğünde/ belki bir
damla... Belki de su serpen bir söz büyüklüğünde. Gözlerim dalar belki bir
burukluk belki bir tebessüm… İşte narin nazenin bir bekleyiştir oradaki duruş…
Sonra
kundağı açtığın vakit kolunu sağa sola uzatan bebek misali gerinir genleşir
koyu renkli hatıralar.
Çizgiler hep
bellidir onda. Kilitli sandıklara girmek istemez onlar ve paslanmaz onların
kilitleri. Açıp dökersiniz bir bahar çiçek açarken, bir yaz güneş doğarken, bir
güz yaprak inerken, bir kış belki çok üşütürken ısıtır sizi.
Fluya
kayanları yeniden boyamak istersiniz belki! lakin boya istemez artık. Onlar
solar gider. Koyu renkli hatıralar yer yer solsa da incelse de iğne elinizde
hep yamarsınız, hep işlersiniz. Bazen yeşilini, bazen beyazını, bazen siyahını.
En çokta
mavisini nefes almak için…
Buğusunda n
e f e s…
S/oluğu size
dönüktür işte o hatıraların… Yaşarken yaşatır sizi! belki de kısaltır mesafeyi…
Koyu renkli
hatıralardı onlar… Koyu…
Nilüfer
Aktaş Zontul
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.