Bir Führer Destanı
Berlin,
30 Nisan 1945
Führerbunker...
-1-
... Bir Führer ölüyor
ve bundan söz ediyor bütün
gazeteler.
... Bir yarasa ölüyor
fakat onun kurbanları
asla ölmeyecek!
O ki tüm dünyanın merkezinde,
Berlin'de bir sığınakta,
bir mağarada,
kuş tüyü yatağında,
üzerinde fareler oynaşırken
ölüyor!
Yapılabilecek hiçbir şey yok,
o da ansızın ölecek kurbanları gibi,
bir canavarın hüzünlü
yok oluşu ansızın,
şakağındaki tabanca,
dünyanın her köşesinde!
Onu kimse özlemeyecek.
-2-
— Gece geç saatinde
bir kampta
telefon çalıyor.
Ben, Eva Braun,
diyor bu cılız ses,
eşcinsel diktatörün
göstermelik sevgilisi.
Yok edin tüm kanıtları,
büyük Führer'in son emri!
Oysa
kaç kez duydular bu sesi,
ütopik ve muhteşem,
bin yıl boyunca
yankılanıyordu Valhalla'nın
koridorlarında, "Heil Hitler!"
-3-
Bu son emri
onaylamasına gerek yoktu,
çünkü bütün dünyada,
seri katillerin dünyasında,
sadece tek bir Hitler vardı!
Onun muhteşem eserlerini
anlatmak isterdim
ve anlatmak isterdim
canını neyin sıktığını!
Ama onun cırtlak sesi
olup biteni zaten anlatıyordu.
-4-
Ölümlerin karanlık prensi
artık derin uykuda
ve onun üzerine kapanıyor
cehennemin kapısı.
Sonra sessizlik,
——
6 Ağustos 1945
-5-
Ve
mahkemeler kuruluyor
ve kurtarıcının gür sesi
radyoda yayılıyor
tüm dünyaya.
Ben Coni,
ve ansızın
08:15
yayılıyor kara bulut
Hiroşima üzerine.
Coni, bir tanrı Zeus gibi,
elinde alevli mızrağı fırlatıyor
şehrin ta bağrına.
-6-
Taşlık bir sahilde
çıplak durduğu yerden
izliyordu
badem gözlü bir çocuk,
yükseklerdeki dumanı,
martılar bağırıyorken
ve alev dolu dalgalar
onun kefen beyazı
örtüsü şimdi.
— Ve kuşlar çığlık atıyorken
okyanus kıyılarında,
kuvvetli bir rüzgar
tüm dünyayı sarsarken,
işte bu
bir devin yükselişi,
masumlar küllere dönüşürken.
-7-
Ve şimdilerde
siyah sakallı bir genç
Filistin'de tuzlu gözyaşı gölünde
boğulurken.
Ve biz
yıllanmış şarap kadehi
ellerimizde,
eski Yunan şiirleri okurken,
Afroditler düşlerimizi süslerken,
sevgiliye telefonda
önce sen kapat derken.
-8-
Doğu Türkistan
ve gök bayrak,
kan'a susamış
Mao'nun ayakları
altında ezilirken!
-9-
Dinleyin,
yüksek sesli dalgalarla geliyor
mahşerin dört atlısı!
—
-10-
Hadi aşk meşkten söz edelim,
ağlayan gözlerden bize ne!
Ya da
burada mavi deniz kıyısında,
ay'ın loş ışığı altında,
davet edelim Coni'leri,
kızıl gözlü Lenin ağlarken,
kurulsun şenlik ve
kurtlar sofrası!...