VUSLAT
ANI
En geç öğleye kalmaz,
Ordayım…
Merak
etme,
Seni
fazla bekletmem
Gözlerin
yollarda kalmaz,
İçin
rahat olsun
Ne zaman gelecek?
Nerde kaldı, bu adam diye
Yeter
ki
sen
bekle!
Doyumsuz,
bir özlem ile…
Boynun bükük kalmasın
Kalabalık arasında
Şöyle
Bir
masaya
Veya
banka otur…
Bir
çay söyle! Kendine, birde simit
Oyalan
kendince
Etrafı
kolaçan edip
Geleceğim,
o muhteşem anı
Düşün
bir kere
Bir
telaş
Bir
heyecan, sarsın bedenini
Ve
bir kuş gibi çarpsın kalbin
Zaman
yaklaştıkça,
Sana
kavuşacağım ana…
Gözlerini yum,
Hayal et beni, karşında göreceğine
Gözünü
açıp, kapayınca kadar, yanına geleceğimi
Ve gelir gelmez sarıl, boynuma öp beni!
Dinsin!
Bu
uzun hasret içimizde..
Kollarımdayken,
Sende
Baygın, bir baş dönmesi
Sana
sarılınca;
Son
bulmalı, tatlı yol yorgunluğu
Ölüp yeniden,
Dirilmeliyim, seninle
Hasretimizde
büyük olmalı,
Aşkımız
gibi
Kollarımı
doldurmalı, kucaklaşmamız
Gözlerinin
içine
Bakamam
utanırım
Ama
Gözlerimiz
Gözbebeklerinde, buluşmalı
Yakmalı bedenimi!
Keskin bakışların
Orada
Seni
sevdiğimi
Bir
kere, daha haykırmalıyım
Artık ayrılmalıyız
Hiç üzülme!...
Göreceksin
bak!
Mutlu
olacağız…
Bizi,
güzel günler, bekliyor
Bu
masa,
Bu
bir bardak çay
Ve
bu vuslat anı
Hiç
unutulmayacak
Hep
gönlümüzde
Yer
edecek ölene dek
Seninle,
Her zaman olacağız
Tek yürek
Artık
karanlıklar bize
Yabancı
kalacak
Akşamlar,
çabuk olmayacak hiç
Geceler,
kabusa dönüşmeyecek
Hayallerimiz
Renk
katacak, geleceğimize
Merak
etme sen!
Yarınlar
bizim
Haydi!
Gülümseyerek
Uğurla
beni
Bir
veda busesi,
Kondur,
dudaklarıma
Vakit
doldu, sakın ağlama!
Son
otobüse yetişmeliyim
Son
defa, bir kez daha
Seni
çok sevdiğimi söylemeliyim
Allah
ısmarladık….
03.06.2010