
GÜNEŞİN ALTIN SAÇLARINDA
GÜNEŞİN UYANIŞI
"Güneşin altın saçlarında
uyandığım bir sabah
seni özledim sessizce, öylesine
usul usul değil, ansızın unutulmuş gibi."
"Belki;
damarlardaki kan nasıl yürüyorsa,
parmak uçlarına öylesine özledim."
TAPINAK VE DÜŞLER
"Işık saçarak
oracıkta duran eski bir tapınak gibisin.
Pastoral manzara olduğunu söylediler
düşsel ovalara gün ışığının düşüşünde,
antika sütunlar ve mezar taşları içinde
kaybolan yitik düşlerim gibi."
ÖZLEM
"Özledim kır çiçeklerinin ıssızlığını,
ah çeken bir kumrunun sesini, özledim.
Özledim, seni ilkbaharda
loş filizlenen çimenlerin fısıltısı gibi."
İDAM SEHPASI
"Oysaki;
öylesine duruyorsun orada,
nostaljik ve melankolik histeri şeklinde,
bayram yerinde bir idam sehpası gibi."
ZAMANIN ÇIĞLIĞI
"Ve her kızıl vaktiyle
yeniden gülerken idam sehpasına,
geçmişin acılarını hissederken,
bir çığlık değiştiriyor zamanı vakitsiz."
ÇARMIH VE KEMANLAR
"Sanki;
çarmıhı mı taşıyorum sırtımda,
sessizlik ve ardından geleceklerin
siluetleri düşmüş gecenin yüzüne."
"Kemanlar ağlıyor sokaklarda,
öyle candan, öyle yürekten ki,
anlamsız bir tutkuyla özlüyorum
karanlığımı aydınlatan gözlerini."
GÜMÜŞ MARTILAR
"Ve aklımda hep kalmalısın"
bir Eylül yağmuru sonrası
doğan güneş gibi."
"Hep;
aklımda kalmalısın
yağlı urgan boynuma takıldığı zaman,
melodilerin ritminde nefesim buharlaşırken,
gökyüzünü saran gümüş martılar gibi…"