Eksen Çağı 7
İnsanlar karşı grup ilahların birleşmesi olan Kinguların veya Anunnakilerin canından ve kanından yoğrulacaktı. Bataklığın çamuru; göğün melezi olan Anunnaki diye bilinen melez ilahlardan birinin canı kanı ile yoğrulacaktı. Canı kanı veren melez anlatan gruba göre Kingular, İggiler vs. olacaktı.
Anunakilerin canı, kanı, bataklığın çamurdan biçim aldı. Bu biçim burun ve ağzında bu suretin içine dolan soluk hava nedenle canlanacaktı. Bataklık çamurundan kıvam edilen suretin soluğunu da Ea ya da üfürükçü Enlil burnundan üfürecekti. İnsan biçimli suret canlanacaktı. İşte ön ittifak ve ittifakın melezleri böyle anlatılıyordu. Çamur biçimin (Sümer'in) yeni şekliyle ete kemiğe bürünmesi böyle olacaktı. Bu türden söylemler üretim yapan iki totem grubun üretimleri nedenle girişmeleri olmakla ilk kes yapılan ön ittifakı söyleyen tanımlar ve ön ittifakı ortaya koyan başlangıcın anlatımlarıydı.
Söz gelimi köleci sistemde "gök" kavramı ön ittifaklardaki anlam gibi bir anlamı belirtmiyordu. Köleci sistemdeki Gök kavramı ön ittifaklardaki gibi yukarı yer toprağı olmaktan; oradaki grubu belirtmekten ve hem mesleği hem de tatlı su civarını anlam eder olmaktan çoktan çıkmıştı.
Kara balçık (bataklık) köleci sistemde aşağılık olmanın; değersiz olmanın; pis, kokmuş su karışımlı çamuru olup çıkmıştı. Oysa bu dilin bu anlamlarıyla; hem ilahi yapılı anlatımlara; hem ön ittifaklı dile ve hem de ön ittifak içinde olup bitenleri anlatan söylemlerin izahı olmasına çoktan yabancılaşmıştı. Bu söylemlerle ister istemez tarihi süreç karartılmış oluyordu.
Örneğin ön ittifaklar içinde söylendiğinde oturulan bölgeyi-toprağı gösteren. Kuzey, Güney gibi yönü gösteren. Akad-Sümer gibi bir grubu gösteren. Tarımcı ve çoban gibi bir mesleği gösteren yer-gök sözcüğü bu süredurumları ayrıntısıyla kategorize etmemişti. Bu nedenle yer-gök kavramları ön ittifak içinde en az dört anlamı belirtirdi. Yine bu sözcükler üreten meslekler girişmeli ön ittifakları ve ön ittifaklı tarihin sancılı süreç olaylarını açık açık ve somut biçimde belirtiyordular.
Gökler ön ittifak içindeki iradesi olan gruplar olmaktan çıkmakla, ittifak için gelenlerden yansımayla irade belirten; çarkı felek olan şans, talih, kader kısmeti belirtmenin takdirine dönmüştüler. Grupların oturduğu yer olmaktan çıkıp, bu yer kaderleri belirten El'in oturduğu arş olmuştu. Gök yer kaderlerin takdir yeri olunca gök yer, kararların gökten geldiği yüce makam olan (kült merkezi) El kürsüsüne dönüşmüştü.
Yer ve gök yaratma eylemine dönüşmeden öce, henüz yeryüzü üzerinde sadece iki bölgeydi. Gök ve yer İki bölgenin belirtilmesiydi. İttifak noktalı buluşma yerinin çevresindeki ittifaka konu olan iki bölgenin adı ve anlatımıydı. Henüz yeryüzü ismiyle belirtilir olmayan görünen bağıntılı ufkun içindeki bir bölge ufkuna göre, diğer bölge ufkunun söylenmesiydi. Aslında geleceğe doğru baktığımızda yeryüzü bilinmeyen böyle böyle on binlerce parçadan oluşacak bir yeryüzüydü. Yeryüzünün yer-gök ittifakına göre iki parçalı edilmişti. Yer, olay ufkunun sadece bir parçası olan bu yerle, Sinear bölgesini oluşmuştu. Bu ittifaka göre yeryüzünün ikinci parçası da gök denen, sonraki adıyla Kalde'ydi.
Totem döneme göre iç bölge dışındaki dış bölgenin pek pek ilişkin girişilen bir süreç olmamasıyla, hiç bir hafıza anlamı yoktu. Şimdi olan şuydu. İç bölgeye göre (Sinear'a göre), dış bölge olan Kalde'nin üreten ilişkiler nedenle kaale alınıp; kaale alınanla ittifakı olup yeryüzü tümlüğü içinde bu iki yer bilinip anlaşılır alaka olmakla bir birbirine tevafukla (uygun gelmeyle) birbirine bağıntıların olmasıydı.
Burada önemli olan köleci sistemin erken döneme ait olan bu tarih bilincini; eski dille ama yeni dile göre anlatmış olmasıydı. Buna göre ön ittifak "yeri" (Sinear bölgesini), üreten ilişki girişmesi kadar bir alakayla yeri gökten (Kalde'den); ayırmıştı. Ona kendisini eksen almakla, çoban olmayanlar anlamına; tarımcı olmalarına izafeten Sümer'e "yer" diye isim vermişti. Ve bu isimlendirme üreten ilişkiler girişmesi nedenle böyle oluyordu. El' e göre ise köle ve çalışma yeri olan yer ile kararların verildiği yer olan göğü ne yer ne gök olmamakla "yeri gökten ayırma" işi, kaderleri yaratmaya göreydi.
Farklı, farklı iki anlatım kırılmalarından oluşan bu kavramlar içinde oluşan her bir kara delikler vardı. Ön ittifaklı söyleme göre olan sözcüklerin köleci sisteme göre farklı anlamları vardı. Bu nedenle bu sözcükler köleci söylemler içinde bilinmeyen, anlaşılmayan bir anlam olmaktadır. Ön ittifaklı sözcüğün köleci sisteme göre olmayan bir tarihi olayı aktarıyorlardı. Bu nedenle ön ittifaklı işleyişe göre kurulan cümleler köleci sistem içinde garip açıklamalı ve zorlama yorumlara dönüşecekti. İşte biz bu süreçleri anlamadan Eksen çağını; Eksen çağ söylemlerini ve dinleri hiç anlayamayız.
Yine aynı şekilde Sümer Anlatımına göre (yerin anlatımına göre) gök bölgesi; gök denen topraklarla tatlı su çevresinin killi toprağını da belirtmenin grup tanımıydı. Nasıl gök yerli anlatıma göre Sümeri olanlar "kara balçık ile söylenp; Anunnakilerin canı kanı ile yoğrulmuştular. Bu söylem hem ittifakı; hem de ittifakın biyolojik girişmesiyle doğan melezi ilah çocuklarından oluşan doğumları anlatılıyordu.
Sentez ürünü melezler; An ve Ki ilahlarına bağıntıyla ANKİ veya ENKİ ittifakı içinde doğmuşlardı. Melez olan anlam ittifakı belirten bu bileşik sözcükle de söyleniyordu. Şimdi de ayrıntılayan, teferruata göre söylenmekle kategorize edilen yeni anlamı içinde olan melezler Kinguydular ve Anunnakiydiler. İlah olan An ve Ki söylemi; an ve ki birleşmesi içinde Ki ve An'ı yani yeri gökten ayran grup adıydı. Grup ta eril ve dişil kişilerdendi. Böyle olunca ilah doğrudan doğruya (otomatikman) grup içiyle çokluktu.
Enki melezdir. Enki köleci dil içindeki anlatımıyla kili yoğuran melez ilahtı. Ea, Enki'nin İlahıdır. Bire bir olsa da olmasa da Enki'nin doğurtanı ya da doğuranıdır. Kingu kanı ile kile şekil vermesini irade edip takdir eden Ea'dır. Enki, kendisini doğuran ve doğurtucusu olan Ea'nın burada ilahe donlu (görünüşlü) olan melezdi. Enki, kile şekil verdikten sonra Ea'ya sesleniyordu:
"Ey annem! Adını vereceğin yaratık oldu.
Dipsiz suyun çamurunu karıştır.
Ey annem! Yeni doğanın kaderini söyle!
Görüyorsunuz, bu anlatım ön ittifaklı süreçleri anlatan bir sözlü aktarımdır. Ama ne var ki bu ilahi içinde geçen anne kavramı, tanrı kavramı; kader kavramı ön ittifaklı sürecin dili değildir.
Bu paylaşımla etnik olmayan melezi ilah soylar, yerin ve göğün kızları, oğlanları oluyordular. Bunların velayetleri gruplara geçince grup aiti oluyordular. Karşıt gruptaki ittifak kardeşleriyle birleşiyorlardı. Bu birleşmeler daha sonraki köleci söylemlere göre ilahlar beğendikleri yerin (Sümer'in) ve göğün (Akad'ın); oğlanlarıyla ve kızlarıyla evlenenlerdi.
İnsan ilah soylu kırma ya da melezlerin canı ile kanı ile yoğrulan kil ile kara balçıktandı. Kanını canını verende kil ve balçık olarak yoğrulanlar da iki karşıt grup birleşmesiydi. Bu gruplar toprak veya duman ve ateş veya su vs. olmakla birçoktu. Biçim alışlar ilah suretinde olup; ilah görünüşlü; ilahın ruhunda üfürülen tözdü. Konu hayli geniştir. Ama burada kesmem gerek.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.