gitmek sende bir tutku
ayrılık bende ecel
sen de mi
gideceksin Nina
sen de mi terk edeceksin
yokluğun ateşe girmeye
bedel
ama bir gün Nina
şarkılarım düşürecek yollara
bir
akşamüstü seni, düşüneceksin
belki de Nina
kalbinde çınlayacak bir
gece yarısı
terk edilmiş bir bebeğin yanık çağrısı
Nina
gidemeyeceksin
Kim bilir gözlerin bir damla deniz
başında
tükenmişliğin sefil belâsı
hatırlar mısın Nina
ellerin titrek al
yeşil kiraz yaylası
sıla, içinde uçuşan hasta bir kelebek
Nina
Boğaz’da ışıklı şehrâyîn sefâsı
elinde sarı kırmızı bir elçim çiçek
Nina
tut ki beyaz bulutlara bineceksin
hüznün acı baskınlarına
çaresiz
teslim olacaksın Nina
kendinden kaçıp
balkonda kalem
parmaklarınla Nina
şimdi solgun saçlarını öreceksin çözeceksin
sonra
sarkıp omuzlarına Nina
delice sere serpe dökeceksin
bir nefes
keder bir nefes deminde zaman
seherde bir damla nedâmet yaşı
dolansa
da diline vuslat duası
Nina zeytin gözlerini mehtaba
kayan
yıldızlara dikeceksin
ve kapladıkça bahar kokusu Nina
dövdükçe
vurgun yemiş gönlünü
hüzünlü yalnızlığın sarhoş dalgası
Nina
sığmayacaksın damarlarına
"bir varmış bir yokmuş" gibi olacaksın
kıvrak
endamını seyredip aynada Nina
benim de bir sevenim vardı diyeceksin
biliyorum
Nina biliyorum
gittiğine sen de pişman olacaksın.
Turhal -
27.12.2006