Sıdıka Ve Turgut 4
Sıdıka evden gideli üç sene olmuştu.
Annesi ve babası günlük uğraşlarına devam etse de akşamları bir hüzün çöküyordu.
Kızlarının muhabbetine dalıp gittikleri günleri özlüyorlardı.
Ama şimdi…
En küçükleri Cahit, evin neşesi olmuştu. Okulu bitirdikten sonra işe başladı. Bir porselen firmasında muhasebecilik yapıyordu.
Çay faslına geçtikleri sırada kapı çaldı.
“Ben bakarım Nediman teyze!” Genç kız kapıya koştu. Kapıyı açtığında genç bir adam karşısında dikiliyordu.
“Buyurun?” Cahit, yabancı birini görünce şaşırdı.
“Merhabalar?”
“Kimsiniz?”
“Bu evin oğluyum!”
“Öyle mi? Kusura bakmayın!” Cahit, ayakkabılarını çıkarıp içeri girdi. Salondakiler; kızın ‘kimsiniz?’ sorusuna, Cahit’ in ‘evin oğluyum’ cevabına gülüştü.
Cahit, misafirlerin elini öptükten sonra mutfağa geçti. Bir şeyler atıştırdıktan sonra salona döndü.
Sabah kahvaltısından sonra kadınlar aralarında konuştu.
Nediman, oğlunun küçük olduğunu düşünse de kızı o da sevmişti. Misafirler hâyırlı bir iş için bir gece daha kaldı. Büyükler kararını vermiş, iki gence söz kesmişti. Ertesi sabah Rüştü ve ailesi araçlarına bindi.
Sıdıka evliliğinin ilk yılını doldurmadan hamile olduğunu öğrendi.
Yalnız, Didim’ deki evi Mersin’ e taşımak gerekiyordu. Sıdıka ile konuştu. O da, Cahit ile aynı şehirde olacağı için sevinmişti. Turgut’ un kararına itiraz etmedi.
Rüştü ve karısı, tamamlanan yerleri görmeye geldi. Turgut, misafirlerini karşılayıp evine davet etti. Sıdıka, çay demleyip yanına da yiyecek bir şeyler ikram etmişti. İki erkek işlerden konu açınca kadınlar mutfağa geçti.
Beyhan, evi dolaşmaya başladı.
“Çok güzel olmuş!” Sıdıka, yıkadığı bardakları diziyordu.
“Sağ ol abla!”
“Valla hazır eve konmuşsunuz!” Sıdıka anlamamazlıktan geldi.
“Efendim?”
Beyhan:
“Kira vermeden oturun bakalım.”
Turgut’ un yaptığı işten memnun olduğunu anlatsa da onun aklı halâ Sıdıka’ daydı. Beyhan’ nın sarf ettiği sözler Turgut’ u bıçak gibi kesmişti. Sığıntı olmayı, Sıdıka’ nın bu lafları işitmesini kendine yediremedi.
Bastığı yerleri ezer gibiydi. Bir an önce oturdukları yerden taşınmalıydılar. Karısını sığın olmaktan kurtarmalıydı.
Evi sıfırdan yapıp içine girmeyi zaman kaybı olarak düşündü. Bahçe içinde güzel bir yer bulursa parasına bile bakmazdı. Gerekirse iki iş yapar yine de ailesini rahat ettirirdi.
Yıkılmış duvardan atladı.
Bahçesi, otları ve çöpleri saymazsak kullanışlı sayılabilirdi. Evin duvarlarına bir boya badana... Pencereleri de yeniledik mi, tamam!
Demir kapısını araladı.
Basamakları çıkıp içeri girdi. İki oda, bir salon! Ampuller alınmış, camlar kırık! Buralara da boya, badana... Kapılar kırılmış, sıvalar dökülmüş, lavabolar desen... Yere parke, kartonpiyerleri yenileriz...
Banyo ve tuvaleti sökmüşler. Yenisini koymak lâzım! Musluklar desen zaten yok... Elektrik ve su tesisatına da bakım yaptık mı, al sana sıcak bir yuva!
"Bir hafta da adam ederim!"
Bahçeye çıktı. 'Satılık' ilanındaki numarayı çevirdi. Ev sahibinin söylediği saatte buluştular.
Ev sahibi; evin bulunduğu yerden, binanın işlevsizliğinden dert yandı. Paraya ihtiyacı olduğunu, fiyatta uygun bir şeyler yapacağını söyledi. Bir, iki rakamdan sonra parada anlaştılar.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.