Demokrasinin vazgeçilmezlerinden birisi partiler birisi
ise seçimdir. Demokrasi size partinizi ya da seçtiğiniz yöneticilerin
yanlışlarını eleştirebilme hakkı sunar. Yanlışını gördüğünüzde partinizi ya da
seçtiğiniz yöneticinizi değiştirme hakkınız vardır. Koşullara göre
bırakamıyorsanız bu bir bağımlılıktır.
Benim tamamı ile görüşlerine bağlandığım bir parti
yoktur. Partilerin bir görüşüne katılırsam başka bir görüşüne tamamıyla zıt
düşebiliyorum. Ben bir birey olarak ya da bir yazar olarak kendi fikirlerimi
partilerin fikirlerinden önde tutarım. O kadar çok siyasi parti var ki
hiçbirinin tüzüğünü okumadım. Zaten hiçbir parti tüzüğünde yazanı uyduğunu
zannetmiyorum.
Nereye gelmeye çalışıyorsun dediğinizi duyar gibiyim.
Siyasi alanda bana gelen teklifler. Reddettiğim ve kabul ettiğim. Kabul ettiğim
sonrasında edindiğim deneyim ile toplumumuzun siyasal sosyal psikolojisine değineceğim.
Mustafa Sarıgül’ün Türkiye Değilşim Harekatı
partileşecekti ve bir abim beni arayıp seni Isparta Milletvekili adayı olarak
düşünüyoruz demişti. Bende kendisine seçim çalışması yapacak maddi güce sahip
olmadığım için kabul edemeyeceğimi söyledim.
2024 yılı yerel seçimler yaklaşırken İbrahim abi beni
aradı. Muhabiri olduğum Ulusal Kanala yakınlığı ile bilinen Vatan Partisinden
Isparta Şarkîkaraağaç İl Genel Meclisi adaylığına seni uygun gördük dedi. Ben
bir sürü mazeretler uydurdumsa da aday olmaktan kurtulamayıp aday oldum. Seçim
çalışması yapacak maddi bir güce sahip olmadığım için sosyal medya üzerinden
duyurdum.
Köyüm Isparta Gediklinin
neredeyse tamamı yakın akrabam iken mahallemiz Mada adasının bile birçoğu
akrabamdır. Akrabalarıma bu yerel seçimde partinizin İl Genel Meclis adayına oy
vermezseniz partiniz kaybetmez. Partinize oy verirseniz de kazanmayacaktır. Bu seçimde
oylarınızı bana verin dedim. Seçim sonrası akrabalarımın benden vazgeçip ama
partilerinden vazgeçemediğini gördüm.
Sosyal psikoloji olarak bunu incelersek
bizim ülkemizde partilerden vazgeçmenin kolay olmadığını görmüş oluyoruz. Bir
akrabayı değil partilerini tercih ettiler. Buradan da anlaşılıyor ki
partilerine karşı bir bağımlılık bulunmakta. Ülke genelini düşünürsek hatalı
politikalara seçmenlerin dur demeleri ve partilerini eleştirmeleri imkânsız.
Bu davranışın sonunda
partilerin davranışları nasıl oluyor? Seçmenleri tarafından öz eleştiri
yapılmadığı için partiler kendilerini değiştirmiyor. Partiler vazgeçilmez
olduklarına kanaat getirmiş durumdalar. Çağın gelişmelerine ayak uydurmaya da
gerek duymuyorlar. Araba sürdüğünüzü düşünün. Direksiyonu yoldan çıkana kadar
çevirmez misiniz? Tabi çevirmezseniz kaza yaparsınız.
Peki! partiler seçimleri
nasıl kazanıyor? Karşı tarafı düşman ilan etmek seçim kazanmanın en kolay yolu
oluyor. Bir memlekette huzur istiyorsak seçmeni bir birine düşman etmemek
gerekir.
Biz vatandaş olarak seçmen
olarak particiliği bir kenara bırakıp, yanlışa yanlış dersek gelişeceğiz.
Gerektiği zaman partimizden vazgeçebiliyorsak demokrasinin yollarında yürümeye
başladık demektir. Çıkarlarınız için göz yumduklarınız çocuklarınızın
torunlarınızın geleceğini yok edeceğini bilmelisiniz.