Kızaklı Celenk 10
Büyüklü kücüklü caddeler ve
sokaklarin dönüm dolasim kavsagi fabrikayla tüketim merkezleri arasinda baskav
secenegi olmayan bagimliligin MONOTONLUGUNU üreten ve tüketen insanlarin tek
düzeligiyle özdestirip benzestiren bu kördügüm kiskacinda kimligini,
kisiligini,iradesini, etkisini, algisini, bilgisini, duygusunu, vicdanini,
düsüncesini, fikrini, bellegini, bilincini, özgürlügünü, dilini, inancini, kültürünü
ve tüm ortak yasam ve toplumsal degerini yitirerek tüketim tutsakligina esir
eden piyasa güdümlülügünün dürtü bagimlisi halini alan sanayi ve endüstrü insani,
yapilip üretilen esyalar kadar ruhsuz duyarsizliga gecmisi olmayan ve gelecegi
kararmis bunalimlar girdabindaki tüm yitirdiklerine depresen gerilimlerini insaati
süren metropollesmelerin duvar boylarina, metro dehlizlerine, aktarim
rampalarina, bekleme duraklarina, köprü bacaklarina, kule stunlarina veya tüm
hayatin bütün bosluklarina ve ana giris cikis yerlerine kaybolmuslugun sözü
sohbeti dili siiri edebiyati olmayan birbirini bastiran ve desenlerle kendini mahkeme
eden sucluluk ve yenilmislik duyurup ifade etmeye renk kesmekesliginde GRAFiK
ve MOTiF cigliklari olarak afislenip asildi ve posterlendi.
Buradan kafayi kenra
cekerek hic bir hüküm ve etkinlik bildirgesi olmayan apartman ihtilalciliginin
ve birbiri üstüne bindirilmis dairelerde toplanip afyon ceken KOMIN hayati
yasama sosyeteciligi IDOLLER ve IKONLAR dogurtuldu. KIZIL DANIi Altmis Sekizler
Kusagi diye bilinen Asi GENCLiK markalasmasinin mucudi olarak CHE GUARA`yi rafinda
tüketim ürünü gibi ikonlastiran bu
gidisten nereden dönüldüye, Deniz Gezmis ve Mahir Cayan`lar da bu dönüm dolasim
idoller ikonluguna dahil edilmek suretiyle
tüm dünya, Amerikan USULÜ Woodstokcu savasma sevis cicek böcekciligi toplama kampinin
orasindan veya burasindan döndü dolasti ve siyasi istismarciligin Yesiller`i
olarak günümüzün popüler FENOMENCILiGINE karsi ciktigini oldugu gibi
kabullendiren soygun sömürülerin apartman yapilandirmali sehir esaretine evcillestirildi.
Buralarda kira gida giyim saglik gibi insanlarin kölelik ücreti yüzde doksan
bese yüzde bes yoksullar ve seckinler seklindeki gelir dagilimi tezatiyla borcuna alinan araba
bir lüks degil, hayatin ekmek su gibi isyeriyle alisveris arasindaki mekigi
dokumaya zorunlu ihtiyactir. Her yil binbir güclükle kurusuna kadar hesaplanip
gidilen tatillerse agir travmali depresyonlasmalarin kendinden kacip kurtulma
cirpinisindandir.
Hic bir seyi kayit altinda
olmayan KAYIT ve KANUN DISI`ligin hükmettigi; yüzde doksanbese bes
iliskisizligi ve carpikligi yeryüzünün her haramilik sultasinda oldugu ibi
Türkiye`de de mislisiyle aynisidir.
Bu yüzdendir ki yitirdigi
kayiplarini düsünmeyip duyarsiz ruhsuz edilgenlige bastirabilmek icin hap ilac aliskanlik
afyon icki kumar neresinde ne bulursa kendini öldürürcesine zehirleyip
bagimliliga teslim ediyor insanlik.
Sömürü sistematiginin
tüketim bagimliligi geregi görgüsüzlük- gösterisliligin kusursuz bagimlisi
olarak futbol, tatil, ev, araba, giyim, dekor, para kariyer ve yemekten baska
hic kimse hic kimseyle hic birsey
konusup paylasmiyor. O yüzden de hic kimse hic kimseyi umursayip dinlayecek degerde
dayanip katlanacak kadar nitelikli ve saygin iliskiye muhatap alip zaman
ayirmiyor.
Düsük profilli sahte ve
soyutluluk hücresinde zorunlu tüketimlerin kulu kölesini yasamaya kendini terk
ve teslim etmis insan, sürekli iliskisiz cevresiz kopuk paramparca tikanikliklarda
yitirdiklerini arama yoksunlugundaki bunalim salgin gecimsizlik kusku korku karamsarlik
kayitsizlik kötümserlik yalnizlik ve güvensizliklerin cözümsüz caresizligini
kendini öldüren baskilamarin bütün
hayatini kisiligini kimligini onurunu ve duyarliligini yok etme afyon
bagimliliklariyla susturup uyusturuyor.
Mafyalar medyalar BANKALAR
BORSALAR gammazlarin elinehaciz tutsak ve rehin düsme bunlarla baslayip her madde dekor
gösteris bagimlilig ugruna kimsenin kimseyi ilgilenip duyup görmedigi kizil
kiyamette bitiyor. Yilda milyon hekto
litre alkol bagimliligina süslenmis dekorlanmis kadehler tokusturarak, evde
barda sahilde tatilde koyda kiyida teknede kotrada villada diskoda meyhanede tepede
derede meskun mahalde aykiri yerlerde müzikle yahut dansla herkesle yapayalnizken
veya, birbirini yalnizlik sancisindan dürüp dikizleyerek olmadi veya yetmedigi
yerde SEHVETiN koluna kucagina soyunup dökülerek kim kimin koynunda sabahladiyi
bile hatirlamayan dehsetli kacisin son duragini mutsuzluk mabetiyle taclandiran
köhne kuraklik, yitirdigi insanligini bir
daha asla bulamamanin cinayet mesken mahalidir artik. Dünyada istisnasiz her
ülke birbiriyle yarisircasina - son yillarda zirveleri zorlayan artis
rekoltesiyle Türkiye dahil - yüksek
dozda alkol uyusturucu , hap, depresyon, gerilim, siddet, bunalim, dehset,
vahset, mutsuzluk ve hormonlu insan tipi harcayip tüketiyor. Dereler bayirlar
bu yüzden betonlasan kim kimi nasil tecavüzledi aldatti veya öldürdü, kimin
nerde nicin kac mapuslugu vardan sadist ve fetisist kiilik bozukluklariyla övündügü,
güvensiz hukuksuz kanunsuz keyfe dayali kirliligin
cöp yiginagina dönüsüyor.
Iki tirilyin yediyüz milyar
dolari projelendigi günden beri zevki keyfine birbiri arasinda bölüserek
topluma zehir zikkim yediren Bop, herseyi her zaman sorgulanamaz tanri dayatmasiyla
tüm yalan talan ve yanlislarini algisi ilgisi iradesi özgürlügü elinden alinmis
güdümlü kalabaliklara sorunlarini cözmek yerine bilakis hic cözümsüzlüge birikmisleri
kiskirtip artirici keyfiyet israf ve gösteris düzen devranina buradan
kaynaklanarak ALGI YÖNETiMiYLE dogru ve vazgecilmezmis gibi gösteriyor.
Hepsinin toplam sonucu
olarak ta sesiz durgun sinik sönük alingan güdümlü ezik kayitsiz etkisiz
iradesiz kimsenin hayatina degip dokunmayan ve hic imseye hicbirsey söylemeyerek
herseyi oldugu gibi YÜKSEK FIYAT ENDEKSINE ve shretli olmayi özendiren kabullenmeyi
isleyip dokuyan filmler, fotograflar, grafikler, dekorler, evler, insanlar, sehirler
tiyatrolar sikecler oyunlar tezgahlar romanlar gibi herkes birbirinden kopan
aktarilan iliskilenen döllenen kopyalanan ve tohumlanan parcalardan cikiyor.
Siirler dersen… pazarlayan ve sunan matbaadaki Yön, Varlik, Gediz, Devinim,
Yordam, Yazko, Yaba, Sonbahar, Dönemec, Yeni Lisan, Defter, Olusum, Mor Köpük, Düseyazma,
Ünlem, Agora, Adam Sanat, Dogrultu, Üc NoktaPatika, Yomsanat, Kacak Yayin, Mortaka,
Mevsim, Mavi Liman, Gökyüzü, Bicem, Koridor, Deliler Teknesi, Kum, Kül,
Pencere, Damar, Papürüs, Kavram, Vesvese, tflan, Bahce, Karmasa, Ada, Sanat
Cephesi, Nikobinlik, Heves, Ütopya, Poetik….gibinice ve pek cok benzerleri banka
tüccar ve borsa destekleyenleri olmadikca girdikleri kisir döngülerde son
sayisini cikararak kimi halen yasadigi veya bitip arsivlere kaldigi sanat siir
ve mecmualarinda yazan ve yayinlayanlara yakindan bakip gözlemlediginde
görüyorsun ki herkes birbirinden ödünc veya birbirinden kopan parcalarin yek
diger aynisi.
Örmnek mi..:
Özgün yazanlar grubundan NEVZAT
CELIK`in `Safak Türküsü`yle AHMET ERHAN`in `Bugün de Ölmedim Anne` sini dessin didiklesin
yakindan baksin farketsin.
Bir diger hangisi
hangisinden koparilmis parcanin alinmis aktarilmis bizzat kendisi olmaya
örnekse Muhafazakar kesminden ABDURRAHMAN KARAKOC´un `Mihriban` iyla, DiLAVER
CEBECi`nin ( ki kendisi Türkiyem siiri yazaridir ayni zamanda ) `Olumsuz Kosma
` siirini kim kimden ne apardigini veya alintiladigin karsilastirsin irdelesin
yorsun kiyaslasin baksin ve görsün. Bu serinin devamini yazar miyim bilmiyorum.
Yazdiklarimsa bir müddetligine ben dag dere tepe koy sahil deniz sefasi yapana
kadar yetisir sanirim. Bu örnekleri onbinleriyle cogaltarak yazip konuya
iliskin özeti sunmak elbetteki ve ne
yazikki mümkündür.
Asagidaki siir ordandir :
KIZAKLI CELENK 10
Deterjan köpügü misaliymis
Satodaki uzun sacli kizin
rappunsel kabugu
Midyeler
Incisin diye teknelerinde
yüzdürdükleri denizlere kendi ölümlerini ezip göcer gibi
Yetmislik icermis hergün
kiyidaki küfelik sandal
Yer yarilirmis herseyse
dibine..
Sevisince öyle kendinden
geciyormus dörde ceyrek kalasi fecre kadar sabahinan
Kendini tüy yumusakliginda
rüyalarda unutmus olan hayalin
Hic tenefüse cikmiyormus
naylondan bebeklik
Zili hep cingiraga sürtünen
yabanci rüzgarlar caliyormus
Ille herkese var da
Bize yok mu diyen bagiran
Ordan bir yerden insanlik
sehrini öylemesine esip geciyormus dünya
Surda hisarda gedik üstüne
gedik acarak
Cignenmis sakizlar gibi her
köprüdeki direge yapistirilmis ihtirasli dudaktanmis
Metrolar inip cikan cünüp gölgelerden
kalan
Sartelin kolunu büktükce tümden
balgamsi karanliga bulasiyormus
Gündüz vakti alkollü
mentollü temmuzmus
Yeraltindaki kizakli
mizrakli hayat
Hic kimsecikler isin ucunda
yokmus,
Giydirilmis soguk bedenlerde,
kendisiyle carpisoyor duruyormus bosluk
Düsüp kalkmalara dayanamayip
sisenin döndügü tarafa yürümüs saatler ve sular
Genel evi yasina varinca da
Bütün evler kacak ve carpik
iliskilerden gebe
Dökünüp soyundugu
Kirmizi isiklara bürünmüs
Seyfi Karaca………Temmuz / 24
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.