Kelebek Mektupları 2
Kelebek
Mektupları - 2
" bir gün yaşam sınırlarının dışına çıkıpta
kendi kanadını tutabilirsen
o zaman sen, gerçek-sen olursun "
Gözlerinin güzelliğinden başlamazsam bu satırlara, sana ve
yaşadığım dayanılmaz aşkıma ihanet etmiş olurum. Gözlerine tutunupta boynuma
sarılı yağlı urgan misali, hasretin sıktıkça sıkıyor boğazımı. Sadece ellerim
ve boynum değil kilit altında olan. Yüreğimi seninle hapsettim, anahtarı yok
senden başka bu kilidi çözmenin. Beynimdeki her bir sinir hücresini saçının her
bir teliyle ördüm, o her bir telini de kördüğüm yaptım. Çözecek yok senden
başka.
ne çok gözyaşı dolu pınarlarımda bir bilsen
hepsini sana saklıyorum
senden hiçbir şey gitsin istemiyorum
bir damla gözyaşı bile
her damlası bir deniz olsun içimde
ve sen varınca yanıma
işte o zaman aksın istiyorum
en azgın seller gibi sana
Biliyor musun? Bir damla umudu beslemeseydim içimde,
zindanlarda dört kibrit çöpüyle bedenini tutuşturanlar cesaretinde ve onurunda
sevmezdim seni. Ülkemin acılarıyla tutuşan yüreğime koymak istemezdim seni.
Seni ve kendimi cayır cayır yakmak isterdim bu aşk ile. Külleri bile bin ömür
yeterdi bana inan. Ama inanmadın her nedense ya da inanmayı bilemedin.
İnanırsan kendine ihanet etmenin dayanılmaz acısını hissedecektin içinde. O
acıyı en derinden hissettiğin an, benim de seni yitirmeye başladığım an oldu ve
işte, sevgili için dökülen birkaç gözyaşı buldum yanaklarımdan aşağı doğru
süzülen. Bunlar aşkın en güzel hatıralarıdır, sevgilinin
denizinde son bulacak çağlayan bir nehirdir. Şimdi yine soruyorum kendime ve
sana; hani ırmaklarla denizleri buluşturan yollar? Hepsi inat ve küskünlük
çamurlarına mı bulandı? İhaneti andıracak güneşin yakıcılığında mı kurudu bunca
sevgi çağlayanı, bunca aşk denizi?
Söyle bana, ne zaman kavuşacak bu ırmak ve bu engin deniz?
Ne zaman susacak bu özlemin amansız ve çaresiz haykırışı? (tek çarem seni
yaşamak kaldı oysa) Cevap ver ama sakın "asla" deme. Çünkü o zaman
umut biter. Umudun bittiği yerde hiçbir gül bitmez. Bir çiçeğe hayat veren umut
dolu çırpınışlarım biter, işte o zaman yüzünde açmış gülü bol gülistanımın
bütün yaprakları da bir bir solar. (sana ilk verdiğim gülü hatırla istersen)
/
kendine benim için bir gül ver
kendine bir gül-ü-ver
/
Annesizlik nedir bilir misin? Kimi sevsen yerini tutmaz
onun, kime sarılsan hissetmezsin onda duyduğun sıcaklığı. Kimse üzülmez onun
sana üzüldüğü kadar, kimse vermez yüreğinin her bir köşesini onun kadar. Başını
dizlerine yaslamanın derin hasretini duyarsın içinde. Her yerde ve her şeyde
bir eksiklik duyarsın, asla tamamlayamayacağın bir eksiklik, yerini hiçbir
gücün dolduramayacağı bir eksiklik. O eksiklik ki gözünün, gönlünün perdesi
olur çoğu zaman. Boynun büküktür her an, ve bir yanın da ezik.
Ben sende annesizliğimi sevdim, ben sende yüreğimin her daim
eksik kalan yanını sevdim. Sensizliği öyle bir öldürdün ki, "SANA
BAKMAMAYA VE SENİNLE KONUŞMAMAYA YEMİN ETTİM, BU YEMİNİ BOZARSAM NAMERDİM"
(dedim kendi kendime). Senin de namert biriyle konuşmayacağından emindim. Gerçi
senin mertlikten ne anladığın da ayrı bir konu. Senin anlayışında sağa sola
küfreden, asarım keserim yapısında, uzun boylu kara kaşlı bir mertlik varsa,
varsın o mertlik eksik olsun. Sanırım sen öyle bir mert bulmuşsun. Ne
diyeyim, al tepe tepe kullan.
/ bir zamanlar benim oldun
ömür fidanımı yoldun
yeni bir sevgili buldun
gözün aydın, sevin gayrı /
Evet utanç diyorum, kendimden utanmaktan. Çünkü sana
ulaşmaya çalışırken içimden hiçbir şeyi esirgemedim. Kimseye bu kadar
güvenmemiştim. İşte şimdi bu dürüstlüğümün acı bir ihanetle sonlanması
utandırıyor beni. Sadece kendime karşı mı, hayır bunu bilen herkese karşı.
Herkes bu konuda ne kadar zayıf ve beceriksiz olduğumu öyle bir hissettirdi ki,
artık hiçbir şeyi hatta seni bile düşünemez oldum. Son konuşmamızda, sesindeki
vurdumduymazlık ve öfke beni hala yerden yere vuruyor. Ama hayır ben sadece kendime zarar vermeliyim, sadece
kendime. Çünkü böyle olması için o kadar ısrar ettim ve sen de bu kadar kolay
becerdin ki! Sen zaten mi böyle idin yoksa ben mi seni bu hale gelmen için
zorladım? Henüz ayırtına varmış değilim.
Ama artık yoruldum...
bir çiçek göster bana
bir çiçek ki bataklıktan kurtulayım
anmayayım ismini
bir hayat süreyim bakmadan kanatlarına
kurtulayım ayrılığa adanmış gül’lerden
seni sayıklamaktan caymak istiyorum delicesine
ve seni yüreğime hapsetmek kozaların kemendiyle
damarlarımdan aksın hasretin kan kızılı gibi
değişsin içimin hep yanan ekvator iklimi
buzulların kaplı olduğu kutup iklimi olsun sana karşı hislerim
uçurumdan yuvarlanıp paramparça bir ceset olsun bendeki anıların
güzelliğine ulaşırken baktığım harita hep yanlış yola çıkarsın beni
ki sana ulaşamadan herhangi bir coğrafyada düşüp kalayım
göz pınarlarımdan seller boşalsın
ve ben o selin her bir damlasında binlerce kez boğulayım
bir gül kadar kısa bir ömrün olsun sevgi bahçesindeki
bir daha koklanmaya bir tek yaprağın
bir dirhem kokun kalmasın geriye
düşlerimde hep tarifsiz ve tanımsız
bir hayal gibi kalasın
...
demir-ci
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.