Bitmeyen Yollar
Hepimiz değil, bazılarımız koştuğumuzu, çok istediğimiz bir şeyleri tutup, yakalayabileceğimizi sandık. Ddoğuşumuzla yol alıp gittiğimiz hayat yollarının yokuşlarına, bizleri sürekleyip götüren birileri varmış. Bizleri düzlüklere, çayırlıklara, habitatlara değil, aşılması güç engebelere, çöl sıcaklarının yaşanması güç koşullarına götürmüş. Yol dedimde, yol, beklentilerimizi, istediklerimizi tutabilmek, yakalayabilmek için önümüze serilip, adımlar adıp yürüdükçe zorluklarla karşılaşıp, bitiremediğimiz çizgidir. Bu çizgide yürür, adımlar atar, yol alıp, mesafeler katettiğinizi sanırsınız. Ardınıza döner bakarsınızki, ne attığınız bir adımın kayda değer menfaatinize gelecek eder tutarı vardır, ne de bir şeyler elde edeceğinizi sanıp, yürüdüğünüzü, katettiğinizi sandığınız mesafelerin kısaldığı. Bir şeyleri çok istersiniz ve asla bu isteğiniz gerçekleşmez. Bu olmayış, hiç bir şeyleri istememeyi öğretir. İstememeli, kendiniz elde etmelisiniz bu yüzden. Hiç bir şeylerin arkasından koşmamalı, dağları tepeleri aşmamalı, derelere suyun dibinden çıkaracağım diye dalmamalısınız. Bir şey, sizinse sizin, sizin değilse hiçbir zamanda sizin olmamış ve olmayacaktır. Doğduğum Konya/Bozkır'ın köçek oyunları çok meşhurdur. Köçekler düğünlerde ellerinde tahta kaşıklarla, yöresel giysileriyle, çalan saz ve ayrıca yerel türküler söyleyen okuyucu eşliğinde, müziğin ritmiyle kaşıkları ellerinin parmakları arasında çarparak oynarlar, bende küçükken bunlara çok heves eder, çocuk yüreğimden gelen bir coşkuyla olduğum yerden kalkarak, köçekler gibi oynamaya çalışır ama aniden Baba'ma takılan gözlerimle, onun sert bakışlarını görür ve hevesim kursağımda kalarak, kalktığım yere üzüntüyle geri otururdum. Böyle büyüdük, içimizdeki istekler böyle bastırıldı, özgür yüreklerimize taa o yıllarda ipotekler koyuldu. Ben bu olayları daha okula bile gitmediğim çocukluk yıllarımda yaşadım. Her günümün hemen hemen her akşamında çekilirim bir köşeye ya yanık türküler yada hasret dolu şarkılar dinlerim. Çoğunluk Aşık Veysel vardır dinlemelerim arasında. Salt yalnız bazen çok güzel kafa dinlenir ve ziyadesiyle bu anlarınız sizi mutlu eder. İnsanlarla boş, lüzumsuz, sonuca varılmayan tartışmalar girmektense, çekilip bir köşeye sevdalar kokan, hasretler anlatılan türküler dinlemek yahutta şarkılar söylemek sevdiğim vakit öldürmelerimdir. Keşke bir müzik aleti çalabilseydim. İnanın bunu hayatımın en büyük eksikliği olarak görüyorum. Çocukluğum o günlerin sinama yıllarında, sinema kapılarında, gündüz ve akşam matinelerini beklemekle geçer,p arasız olduğum zamanlarda göremediğim bir film için, çok üzülürdüm.Gün gelir zaman içinde her şey yiterken, bir sanatçının meydana getirmiş olduğu bir eser ilelebet yaşıyor. İnce Memedi öldürebilirmisiniz, acıların kadını Bergen bir acımasız el tarafından basıldı tetiğe öldürüldü, söylediği şarkıları yok edebiliyormusunuz, Yılmaz Güney'in "Boynu Bükükler, Boynu Bükük Öldüler" romanlarını, sinemada icra ettiği "UMUT" Arabacı Cabbarın dramı, Tarık Akan'a sinemada kişilik kazandıran "Sürü" filmlerini unutabilmeniz mümkünmü? okuyup etkisinde kaldığınız hiç bir romanı, yine seyrettiğiniz, sizi saran hiçbir filmi unutamazsınız. Sanat ve sanatçılar, hayatın içinde yol alırken sizinde yaşamınızda başınıza gelen bir olayla sizi etkisine alırlar ve bunlardan ders verirler. Onlar bizlere yol göstericiler, karanlık yollarımıza ışık tutucularımızdır. Hangimizin Ahmet Kaya'nın bir şarkısını dinlerken tüylerimiz diken diken olmaz. Fikret hakan, Tuncel Kurtiz, Aydemir Akbaş, Selma Güneri'nin "Bitmeyen Yol" filmi o yıllarda o yaşlarda seyredenler arasında kimlerin hafızalarından silindi? Evet seyredenler olarak hiç birimizde silinmedi. Terörü,hak yemeleri, günü kurtarmak için yanar dönerlik yapan uçurtmaları değil, sanatı, sanatını icra edenleri seviyorum. Bu yüzden hayat çizgisi olarak itildiğimiz yollarda yürümlerde fazla zorluklar yok..10/Ağustos-2019 Şerafettin Sorkun/Konya'dan
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.