Çoktandır yazmıyorum, yazamıyorum belki de. Kalem kendine küsmüşçesine kelimelere sitemkâr. Oysa şehrin uğultuları çınlıyor kulaklarımda, kalabalık hem de çok kalabalık ama  sahilde cilveleşen martıları duyuyorum, kanatlarının çırpışlarını, vapurların sirenlerini. Sıcak yaz gecelerinin sızıntıları sarıyor bedenimi. Uzuyor sana uzanan dar sokakların merdivenleri, susuyorum.   Susuyorum dediğime  bakma olur mu?..  Ben ne zaman sussam, daha iyi duyuyorum içimi, yanımda olmasan da varlığın bana şarkılar söylüyor seni dinliyorum…

 

Uzaksın, uzaktasın, nicedir bitmeyen bir vuslatın sancılarını çekiyorum ciğerlerime. Yokluğunda hayaline dokunuyorum ellerim titreyerek. Ellerim ufukların üzerinde dolanıp dururken, güneşin ışıkları gözlerinden saçılıyor, adeta nur yağıyor üzerime. Sanırsın Hz İbrahim’in ateşinden göğe yükselen bir şuleyim, sanırsın ateşin ta kendisi. Bir şeyler mırıldanıyor yüreğim, sessiz aşk nağmeleri dolanıyor dilimde, akıtıyorum hiç korkmadan, çekinmeden damarlarımdan sana yüreğimi. Susuyorum  ben ne zaman sussam, dudaklarımda çilek tadında tebessümünle seni anıyorum…

 

Yılların yorgunluğu yığılmış omuzlarıma, bakma yine de yorulmadan direniyorum. Zaman kaçıp gitmiş ellerimden, geçmişimden çalınmış zamanı arıyorum, yığılmışım çocuk gibi gizli köşelere, sadece bekliyorum. Yüreğimin hasret bahçeleri sana filizleniyor, taze çiçekler açıyorum durmadan. Ruhumda hasretinin sert rüzgârları  esse  bile, bana şarkılar söylüyor gibi dinliyor, susuyorum, ben ne zaman sussam, gözlerimde senin bakışlarının ışıltıları seni hatırlıyorum…

 

Kalbimin kırk kapılı zindanına kapattım aşkını, hiç kimseler görmesin diye gizledim. Kilitler vurdum çelik suyu verilmiş demirlerden. Demirler dizginleyemez aşkımı diyerek soğuk nefesler dolduruyor ciğerlerimi. Aklımın sen köşesi isyan pencerelerinde olsa bile, vuslatın dizginliyor işte beni. Hani sık sık söylerim bilirsin, “Beklenen gün gelecekse, çekilen çileler kutsaldır”* sonrası yokluğunun vakitlerinde kayboluyorum yine , susuyorum. Ben ne zaman sussam bedenime aşkını hatta ruhunu giyindirip, seni yaşıyorum…

 

Yarınlarımı ipekten kumaşlara sarıyorum özenle, zaten insan özendiği şeyleri, değerli şeyleri saklamaz mı en gizli yerlerde. Merak etme  her zaman umutla doluyum, içimde bahar çiçekleri açıyor renk renk, çocuksu bir tebessüm kaplıyor dört yanımı, kıyılarıma vuruyor aşkının dalgaları. O dalgaların köpüklerinde hayat buluyorum. Yağmurlarına tutuluyorum ıslatırken bedenimi, susuyorum, ben ne zaman sussam, dilimde dans ediyor sana söyleyeceğim kelimeler. Ne kadar uzun sözcükler olsa da  bütün özet bu işte, Seni seviyorum…Seni seviyorum… Seni seviyorum…

 

Adem Efiloğlu

04 Ocak 2025

 

( Ben Ne Zaman Sussam Deneme başlıklı yazı AdemEFİLOĞLU tarafından 5.02.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu