Bu nasıl bir illettir girdi hayatımıza
Sözümüz geçmez oldu ne oğula ne kıza
O dururken hiç kimse iltifat etmez söze
Yedimizden yetmişe her elde bir telefon.
Artık her işimize kılavuzluk eden o
Yetmişlik bilge gibi baş köşede deden o
Esir eden kendine ,aklını senden o
Dağda, bayırda, kırda, susuz çölde telefon.
Gece yatarken ona bakmadan yatılmaz ki
Ecdattan kalan tarla sormadan satılmaz ki
Kırk yıllık düşmanına onsuz da çatılmaz ki!
Ovalarda, vadide,köyde, ilde telefon.
El hemen ona gider imam selam verince
Nice selfi çekilir Beytullah’ı görünce
Akıllarda o vardır namazlara durunca
Düşüncede, fikirde daim dilde telefon.
Kur’an rafta dururken telefona el gider
En aziz sevgilidir her gün ona gül gider
Bir dakka ayrı kalsa koşar sanki yel gider
Baş köşede yer kapmış her gönülde telefon.
Ona danışılmadan ilaç bile içilmez
Ekin kuruyup gitse onsuz asla biçilmez
Bin kere o açılır ama Kur’an açılmaz
Hem isimde, sıfatta her fiilde telefon.
Kimi fala bakarken kimi oyun peşinde
Kimi ihtisas yapar kız tavlama işinde
Kendini genç gösterir olsa atmış yaşında
Eldeki sivilcede, bende, çilde telefon.
Konuşmaz baba oğul birbirine küs müdür?
Sanki diller yutulmuş tıklamalar ses midir?
Her elde bir telefon yakalarda süs müdür?
İçeride, dışarda evde zilde telefon.
Bebeler ninni dinler analar ise ağıt
Bugün stresli misin bakıp da ona, dağıt
Artık onun yanında her şey buruşmuş kağıt
Ev, okul, dükkan , tozlu yolda telefon.
Metroda ayaktayken otururken vapurda
Çay içerken kahvede mangal yakarken kırda
Günlük konuşmalarda saklanan her bir sırda
Akülerin şarjında, radyoda, pilde telefon.
Yürürken, koşar iken caddede , sokaklarda
Elden düşmez yaşlıda ak olsa şakaklarda
Delikanlı, kızlarda , akıllı, salaklarda
Velhasıl sultan olmuş her bir kulda telefon.
Nuri Baş
Şiirin Hikayesi:
Bugün teravih namazındaydım. İmam selam verir vermez saat zembereği gibi eller hemen telefona gitti.
İbadetlerimizde bile kalpler onunla meşgul.
Namaza durulurken bile hala telefonla oynanıyor, cuma hutbesinde hutbe dinleme yerine telefon kurcalanıyor.