Gönül
dağlarında, yem olur kurda.
Uzat
ellerini, kalmışken zorda.
Çürüyorken beden,
kül ahu zarda.
Bekleyip
ölmek mi seni özlemek…
Al beni
koynuna, beni benimse.
Senin
güneşine, dönük yönümse.
Ten denen
kafeste, bu son günümse.
Aklayıp ölmek
mi? seni özlemek…
Yanarken
sadrımın, en köhne içi.
Ermiş mi?
murada, insanın kaçı.
Koynuma
sokup ta, bir avuç saçı.
Saklayıp
ölmek mi? seni özlemek…
Kırk yerden,
kırk yara, girer orduma.
Uğramak
istersen, gönül yurduma.
Takılıp
giderken, hasret ardına.
Ekleyip
ölmek mi? seni özlemek…
Felek
alnımıza, çaldı karayı.
Viran oldu
gönül, muhkem sarayı.
Yürek
kirpiğinden, aldı yarayı.
Oklayıp
ölmek mi, seni özlemek…
Hatıra
sayarken, ak urbasını.
Beklettim
kapıda, kalp zorbasını.
Bir Allah!
diyerek, gam torbasını.
Yükleyip
ölmek mi? seni özlemek…
Çatladı
içimin, yan duvarları.
Emerken
sızımı, gam duvarları.
Her saat
başında, cam duvarları.
Yoklayıp
ölmek mi? seni özlemek…
Kahıroğlan
namın, çıkar mı? Falda.
Hesap
görülürken, dört kollu salda.
Beyhude
beklerken, son goncan dalda.