Yalnız Kurt'un Son Türküsü
Loş ışıklı bir meyhanede,
Bir adam kırık bir iskemlede
Dirsekleri paslı masaya gömülü,
Şişenin dibinde kaybettiği
Delikanlılığını ve hür hayallerini arıyor...
Her gece aynı ritüel:
"Kurşun namlusu soğur gibi
Rakının puslu girdabında,
Sırtından vurulmuş ruhunu
Kadeh kadeh boğuyor...
Duvarda sallanan takvim,
1980'in eylül ayında çivili...
Dilinde rakının yakan tadı,
Cebinde solmuş bir not defteri:
"Bütün borçlarım ödendi" yazılı...
Son yudumlar camda süzülürken,
"Sayısını kendisi bile unuttuğu sigarasını" yakıyor;
Kül tablasındaki izmaritler
Geçmiş günlerin darağaçları gibi
Gözlerinin yansımasında sıralanırken...
Gaz lambasının titrek ışığı
Sönerken homurdanıyor:
"Yine mi aynı hikâye, be Reis?"
Omuz silkiyor:
"Ne yapayım, kaderim bu..."
Çatlak dudakları türkülere eşlik ediyor,
Elleri nasırlı ve titrek
Parmak uçlarıyla masaya
Bir çizik daha eklerken,
"Yarın kesin toparlanacağım!" diyor...
Sesi radyodaki "Yalnız Kurt" şarkısına karışıyor...
Duvardaki saatin ritmiyle
Namlunun soğuk sesine karışan
Hüzünlü beste çalarken
Anlıyor yenildiğini:
"Yalnız ve yaşlı bir kurt oldum ben bu çağda."
'Artık ne sürüye dönecek hâlim,
Ne de karda izimi silecek rüzgâr esiyor.'"
Sabah...
Meyhaneci süpürürken yerleri,
Buluyor:
Masanın altında
Ve şişenin dibinde
Erimeye yüz tutmuş son mektubu
Tıpkı onun gibi
Son Kurşun Soğurken...
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.