Virgül,
Noktaya sürüklenirken,
Güneş aşkıyla vuruyordu.
Yağmur inmiyordu;
Fin hamamı gibi
Gönül terliyordu.
Bilge yol, dikenlerini ekerken,
Şeytan boş durmuyordu.
Bir adım umut,
Bin tuzak doluydu.
Bukalemun yüzler,
Altına saldırırken,
Gölgeleri
Bakır sanıyordu.
Bilmiyorlardı ki
Güneş balçık tutmaz.
Çölde kürek çekenlerin
Omzuna
Azra’nın taşı değiyordu.
Canlarından olsalar da
Bırakmıyorlardı.
Aşkın dili,
Sükûtla yol alırken
Dikenini biçiyordu.
Haksızlık giydirilen beden
Hesap soruyordu.
Şeytanın yüzü soğuktu,
Ama aşk
Bedenine girip vuruyordu
ve İblis
Eriyordu.
Sır açan kapı görünürken,
Çamurdan buzlar
Kayboluyordu.
Şeytan, kendini eşerken
Bilmiyordu,
Gülüyordu.
Aşk, Kemal’e erince,
Sırlar
Bitiyordu.
Ve güneş
Kapıdan
Doğuyordu.