KUL

Kişi üzgündür. Adam 1 gelir.

Adam 1: Selam.

Kişi: Gece oldu. Kimi yatağında mışıl mışıl uyuyor, kimi eşiyle dostuyla arkadaşıyla gülüp eğlenip rahatlıyor, kimi de mutluluktan uyuyamıyor. Oysa Ben! Yalnız bir kul olarak dolanıyorum sokak sokak cadde cadde mahalle mahalle. Hiç kimsem yokmuş meğer. Tek sen selam verdin gece gece.

Adam 1:  Yusuf 86 der ki Yakup da şöyle dedi: "Ben keder ve üzüntümü yalnız Allah'a açarım ve Allah katından sizin bilmediğinizi bilirim. Ben dediğin için belki de üzgünsün. Şems 9 der ki özünü arındıran kurtulmuştur.

Kişi: Nasıl?

Adam 1: Yaşadığın üzüntü kimine göre felaket kimine göre musibet kimine göre rahmettir. Bakış açısına göre değişir. Olumsuz yıkıcı üzücü duygular paylaşılmamalıdır, enerji yasaları gereği daha da çoğalıp katlanıp dönüşüp gerçeğin olabilir. Bunun yerine Allah’a yönelirsen sana ferahlık gelecektir izniyle. Ne demiş eskiler: Kimi/neyi Allah’tan çok önemsersen o senden alınır.

(Adam 1 gider, yeni bir adam daha gelir.)

Kişi: Allah’a yönelmek, En çok Allah’ı önemsemek, olumsuzu olumluya çevirmek… Bunu neden yapmalıyız?

Adam 2:  Alak 3 der ki oku, Rabbin sonsuz bağışlama sahibidir. Sonsuz sevgi merhamet güç sahibi bağış yapan bir Tanrı-Allah-Yaradan kullarının üzülmesini isteyebilir mi? Ali İmran 108 der ki Allah hiç kimseye zulmetmek istemez.

Kişi: Nasıl?

Adam 2: Evrende doğada sistemlerde denge önemlidir. Zulüm demek bu dengeyi sadece kendi geçici heveslerin için bozmak demektir. Senin geçici yararın başka bir varlığa zarar veriyorsa bu durum uzun vadede üzüntüye de yol açabilir. Hem seni hem karşı tarafı etkiler.  Ne demiş eskiler: Ayarını bozduğun kantar günü gelir seni tartar.

(Adam 2 gider, yeni bir adam daha gelir)

Kişi: Denge dediğin nedir tam olarak?

Adam 3: Rahman 7 der ki göğü O yükseltti, ölçüyü dengeyi O koydu. İşin aslı Allah’ın yarattığı sistemde her varlık nerede nasıl neden ne zaman niçin dengede olması gerektiğini içten içe biliyor. Bu denge doğru yollarla sağlandığında da tatmin gerçekleşiyor. Fecr suresi son 4 ayeti der ki   Ey kâmil bir iman ve güzel amellerle huzura ermiş nefis! Sen O’ndan razı O da senden razı olarak Rabbine dön! Dürüst ve samimi kullarımın arasına katıl! Cennetime gir.

Kişi: Nasıl?

Adam 3: İstemli istemsiz her zaman her yerde her durumda gerçekleşiyor. Bilinçaltı istekler varlıkları dengeye getirmeye çabalıyor. Uzun süre sıcakta kaldın diyelim, su içme isteği geliyor. Denge dediğin de bu, bedeninden attığın suya ihtiyaç durumunda tekrar istek duymak durumu olarak düşünülebilir. Allah’ın sevgi ilim mantık dolu kulları bilir. Bazen dayanamayacak gibi olursun, ihtiyacını karşılamak için bütün olanaklar seferber edilir. Ne demiş eskiler: Garip kuşun yuvasını Allah yapar.

(Adam 3 gider, yeni bir adam daha gelir)

Kişi: Bu işleyiş hakkında daha çok bilgiye sahip olmak gerekiyor.

Adam 4: Furkan 20 der ki kiminizi kiminizle imtihan için aracı kıldık. Sende fazla olan başkasında eksiktir, başkasında fazla olan sende eksiktir. Bu durum dengelenmeyi gerektirir. Bakara 219 der ki Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size ayetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz. Herkes sorumluluğu kadar paylaşmalıdır yoksa denge bozulur.

Kişi: Nasıl?

Adam 4: Sen yeter ki dengelenmek iste. Biri sana selam verir halini hatırını durumunu sorar, üzgünken sevinirsin. Biri senden güzel işler yapmanı ister, onunla birlikte sen de tatmin olursun dengelenirsin temizlenirsin. Biri sana gülümser öfken neşeye döner. Bunlar hep Allah’ın koyduğu yasalarla gerçekleşir. Paylaşımcı olmak Allah’ın emirlerindendir. Çare bulunabiliyorsa daha güzel ne olabilir! Ne demişler: Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için!

(Adam 4 gider, yeni bir adam daha gelir)  

Kişi: Çareler bulabilmek için neler gereklidir?

Adam 5: Ahkaf 9 der ki sadece bana ilham edilene uyuyorum. Allah ile bağlantın ne kadar derinse ilhamın da aynı değerde olur. Durumları olayları kişileri iyice çözümlemen gerekir. Şuara 62 der ki Rabbim benimledir, bana kılavuzluk edecektir. Allah’a güven, gerisi gelecektir.

Kişi: Nasıl?

Adam 5: Allah’a dua et. Bir söz bir durum bir görüntü bile sana fikir verebilir. Roma döneminde aleyhine giden savaş sırasında rüyasından esinlenen Birinci Konstantin askerlerin kalkanlarına haç çizdirmiştir ve ordusuna büyük bir galibiyet kazandırmıştır. Bu örnekten yola çıkarak her zaman her yerde her durumda çareler bulmak mümkündür. Yeter ki önce Allah’a, sonra kendine inan. Ne demiş eskiler: Nasibinde varsa karıncadan bile alırsın ders!

(Adam 5 gider, yeni bir adam daha gelir)

Kişi: Hangi dersleri öğreneyim ki çareler bulayım?

Adam 6: Rahman 5 der ki Güneş ve Ay bir belirli bir ölçüye göre hareket etmektedir. Öncelikle doğaya bir bakman gerekir. Doğa (Fen) bilimleri sana yol gösterir. Ne arıyorsan sorunu sor, doğa sana bir şekilde cevap verecektir. Nuh 19 der ki Allah, yeryüzünü sizin için genişçe yaydı. Ne ararsan ara doğadan bulacaksın.

Kişi: Nasıl?

Adam 6: Cisimler bilimi olan fizik sayesinde neyin ne zaman nerede olabileceğini öğrenebilirsin. Güneşin açılarına göre sabah öğlen ikindi akşam gece diye zamanımızı ayarlıyoruz. Etkileşim bilimi olan kimya sayesinde neyin nasıl tepki vereceğini öğrenebilirsin. Tuz ölçüsüne göre bedenimizde su tutuyoruz. Canlı bilimi olan biyoloji sayesinde doğanın dengesini düzenliyoruz. Ağaçlar çiçek açıyor ve o çiçeklerden hem ağaçlar meyve veriyor hem de arılar bal yapabiliyor. Olması gereken ilişkilere çok güzel bir örnek. Ne demiş eskiler: Doğaya davranma sen hoyrat, merhametli ol yap daima hayrat.

(Adam 6 gider, yeni bir adam daha gelir)

Kişi: Merhamet de ne oluyor?

Adam 7: Ali İmran 159 der ki Allah'tan gelen rahmet sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli biri olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları affet. Onlar için bağışlanma dile. Yapacağın işlerde onlara danış. Karar verdikten sonra da artık Allah'a tevekkül et. Kuşkusuz Allah, kendisine tevekkül edenleri sever. Senden daha zayıf birine yumuşak davranman merhamettir diyebiliriz. Bu durum affetmek için de geçerlidir. Yusuf 92 der ki Allah merhametlilerin en merhametlisidir. Sen de zulme uğrasan da sabretmelisin.

Kişi: Nasıl?

 Adam 7: Yusuf peygamber kuyuya atıldı zindana düştü iftiraya uğradı ancak sonunda Mısır’a sultan oldu. Kardeşlerini de affetti. Durumlar duygular düşünceler değişebilir. Bugün zayıfsın yarın güçlüsün. Adımlarını doğru atarsan, Allah için çalışırsan, Allah rızası gözetirsen Allah’ın da izniyle güzel durumlara erişebilirsin. Yaptığın yapacağın hatta intikam hissiyle düşündüğün her zulüm sana yük olur, Allah ile ilişkini kötü etkiler, kalbini katılaştırır. Ne demiş eskiler: Kalbi yıkmak kolay yapmak zordur.

(Adam 7 gider, başka bir adam daha gelir)

Kişi: Kalp yapmak, kalp yıkmak, kalp kırmak, kalbi güçlendirmek, bunlar da ne oluyor?

Adam 8: Kehf 14 der ki onların kalplerini güçlendirdik. Allah rızası için olumlu bir cesarete kavuştular. Allah için olumlu etkiler iyiliğe adalete yardımlaşmaya bütünleşmeye götürür. Enfal 63 der ki ve onların kalplerini uzlaştırdı. Eğer yeryüzündeki her şeyi infak etseydin yine de onların kalplerini kaynaştıramazdın. Fakat Allah, onları kaynaştırdı. Kuşkusuz O, Mutlak Üstün olandır, En İyi Hüküm verendir. Bu durumların tersi de zulüm oluyor ve kalpler olumsuz etkileniyor. Bakara 7 der ki Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır.

Kişi: Nasıl?

 Adam 8: Hepsi mecazi, kalp de denir yürek de denir. Hayatın merkezi kabul edilir. Duygular orada hissedilir. O kadar önemli ki tüm dillere de yansımış. Ne demişler: Diller farklı olsa da kalpler aynı…

(Adam 8 gider, başka bir adam daha gelir)

Kişi: Evet, diller renkler yüzler sesler hatta parmak izleri hepsi farklı farklı, bu neden bu şekilde?

Adam 9: Rum 22 der ki Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması, O'nun varlığının belgelerindendir. Doğrusu bunlarda, bilenler için dersler vardır. İnsanlığın sınavı da bu ayette gizli belki de…  Bakara 213 der ki İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir. Ne kadar sevgi o kadar birlik.

Kişi: Nasıl?

Adam 9: Diller renkler sesler yüzler hatta parmak izleri, dikkat edersen hepsi birbirinden farklı. Bu farklılıklar dışlanmaya da yol açabilir. Çevre şartları gereği kimi siyahtır kimi beyazdır. Kimi daha zekidir kimi daha güçlüdür kimi daha sıcakkanlıdır. Üstünlük belirtisi değildir. Kibir, üstünlük hissi ve kıskançlık şeytanın Allah’ın huzurundan kovulma sebebidir. Allah’tan uzaklaşmak mı istersin yoksa Allah’a yakınlaşmak mı istersin? O zaman farklılıklara zenginlik olarak bakmalısın. Bir inşaat işi düşün, zeki adam zor olanı kolaylaştırır güçlü adam ağır olanı taşır sıcakkanlı adam zor anlarda ihtiyaçları karşılar. Bunların iş birliği yaptığını düşün. 1 yıllık iş 1 ayda bile bitebilir. Ne demişler: En güzel ahenk karşıtlıklardan çıkar.

(Adam 9 gitmez, diğer adamlar da gelir.)

Kişi: Aydınlattınız rahatlattınız genişlettiniz. Nasıl?

Adamlar: Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla!

KÖLE

Kişi sinirlidir. Adam 1 gelir.

Adam 1: Selam.

Kişi: Sabahın köründen akşama kadar emek harcadığın halde karşılığını alamamak nedir bilir misin? Patron denilen adam bozmasının keyfi yetmedi söz verdiği halde şimdi değil sonra vereceğim dedi. Sonradan öğrendik, bize ödemesi gereken ücretler ile içkili ortamda eğlenmeye gitmiş. Ben ve arkadaşlarım mağduruz.

Adam 1: Bakara 188 der ki aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. Bu yaşadığın durumu iyice araştırmak gerekir. Neden sözünde durmadı? Nahl 105 der ki yalanı ancak Allah'ın ayetlerine inanmayanlar uydururlar. İşte onlar yalancıların bizzat kendileridir. Allah’a inanmayan yalan söyleyebilir. Yalan da çoğu kişiyi mağdur eder.

Kişi: Nasıl?

Adam 1: Tarihten örnek verelim. İkinci Viyana Kuşatması sırasında Kırım hanı ihanet etmiştir ve pek çok Müslüman o savaşta şehit olmuştur. İngilizlerin kışkırttığı Şeyh Sait din elden gidiyor demiştir, büyük bir isyan çıkarmıştır ve bu yüzden Musul ve Kerkük için mücadele gücü kalmamıştır. Ahlak sahibi bir insan doğru davranmalıdır. Ne demişler: Cümleler doğrudur sen doğru isen , doğruluk bulunmaz sen eğri isen.

(Adam 1 gider, başka bir adam daha gelir.)

Kişi: Bu neyi değiştirir, mağdur oluşumuz devam ediyor. Ne yapmalıyız?

Adam 2: Nisa 59 der ki Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan idarecilere de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir. Allah ve Resûlüne arz etmekten maksat, meselelerin Kur’an ve Sünnete göre çözüme kavuşturulmasıdır. Hak verilmez, alınır.

Kişi: Nasıl?

Adam 2: İhtiyaçların karşılanması için hak ediyorsan istemelisin. Her varlığın ihtiyaçları vardır, kimi sessizdir kimi fısıldar kimi bağırır. Bir şekilde belli olur. Siz de hakkınızı aramalısınız. Anlaşmak bir yol, mahkeme bir yol, şiddet de önerilmez ama gerektiğinde bir yol. Ne demişler: Ağlamayan çocuğa meme verilmez.

(Adam 2 gider, yeni bir adam daha gelir.)

Kişi: Evet, hak verdim sana. Yanlış giden durumlar var. Köle gibi çalışıyoruz deyim yerindeyse. Geçenlerde sevdiğim bir iş arkadaşım duyma kaybı yaşadı. Onun için ne yapabiliriz?

Adam 3: Müminun 78 der ki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz. Hasta ziyareti çok önemli bir iştir. Hastanın yalnız olmadığını hissettirmeniz hem sizi hem onu maddi manevi korur. Şuara 80 der ki hastalandığımda bana şifa veren O’dur. Allah emriyle şifa da gerçekleşir.

Kişi: Nasıl?

Adam 3: Hayır olanda şer, şer olanda hayır olabilir. Bu duyma kaybı kişiyi Allah’a daha fazla yaklaştırabilir. Bakarsın, yeri durumu zamanı gelince iyileşir. Öğrendikleri de uyguladıkları da iyilikleri de kalıcı olur. Allah’a güvensin, Allah rızası için güzel işler yapsın, bir çağrışım bir teklif bir haber onu iyileştirebilir. Ne demişler: Nasibin varsa çıkar gelir Yemen’den, nasibin yoksa ne gelir elden.

(Adam 3 gider, yeni bir adam daha gelir.)

Kişi: Eskilerin sözleri ne kadar da etkili, neden bu şekilde?

Adam 4: Zümer 27 der ki Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar. Eskiler belki de daha yakındı Allah’a. Maide 35 der ki Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. Şimdilerde teknoloji gelişti, eskiden bu kadar değildi. Bu yüzden olabilir.

Kişi: Nasıl?

Adam 4: Allah her ne yaparsan görür duyar bilir. Allah için harcadığın emek ne kadar fazlaysa o kadar karşılığını görürsün. Eskiden daha fazla terleniyordu, eskiden daha çok araştırılıyordu, eskiden daha çok mesafe alınıyordu. Şimdilerde olanaklar daha fazla. Bu durum ister istemez tembelliğe itiyor. Farkında olabilenler kurtulur. Ne demişler: Ne kadar emek o kadar yemek.

(Adam 4 gider, yeni bir adam daha gelir)

Kişi: Emek bu kadar önemliyken neden bu sömürü halen devam ediyor?

Adam 5: Rum 41 der ki insanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu. Düzen bozulursa karmaşa oluşur, karmaşa oluşursa kavramlar değişir, kavramlar değişirse iyilik anlamsızlaşır, iyilik anlamsızlaşırsa adalet kalmaz. Oysa Allah’a güvenen adaletin savunucusu olmalıdır. Nisa 135 der ki Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahitler olarak adaleti ayakta tutun. İster zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp tutkularınıza uymayın. Bu çok hassas bir konu. Ancak adalet varsa hayat devam edebilir.

Kişi: Nasıl?

Adam 5: Hastaneler hapishaneler adliyeler neden var sence? Gerçekler iç açıcı olsaydı bu yerlere gerek kalmazdı. Ne yazık ki insanların çoğu tutkularını tercih ediyor. Sonuçları da ortada… Ne demişler: Az yiyen hekim, düz giden hakim yüzü görmez.

(Adam 5 gider, yeni bir adam daha gelir.)

Kişi: Neden insanlar tutkularını tercih eder, nedense aklım almıyor.

Adam 6: Fatır 5 der ki Ey insanlar! Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın! Sakın aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın. İnsanlar unutuyor, gaflete düşüyor, aldanıyor. Az bir dünya hayatı için sonsuz ahiretini zora sokuyor. Halbuki uyarıyor Allah işaretler aracılığıyla. Yine de sorun ortada. Zuhruf 36 der ki Her kim Rahman'ın öğüdüne karşı duyarsız olursa, Biz ona bir şeytan salarız. Artık şeytan onun yakın arkadaşı olur. Tehlikeden uzak durmalıyız.

Kişi: Nasıl?

Adam 6: Allah ile aldatanlar Allah diye para toplarlar sonra o paralarla kaçabilir. Allah ile aldatanlar işleri bilmeyenlere verir, sonra can ve mal kaybı yaşanabilir. Allah ile aldatanlar zulmü meşru gösterir, hayatları karartabilir. Neyse ki ölüm var. Eninde sonunda hesap verilecek. Ne demişler: Şeytanın dostluğu dar ağacına kadardır.

(Adam 6 gider, yeni bir adam daha gelir.)

Kişi: Dar ağacı mı? Kulağa korkunç geliyor. İnsan insana bunu yapar mı?

Adam 7: Bakara 178 der ki masum olduğu halde öldürülenler konusunda kısas size farz kılındı. Ancak öldüren kimse, varisi tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Durup dururken idam edilecek değil. Nisa 128 der ki anlaşmak daha hayırlıdır. Orta yol bulunmaya çalışılmış.

Kişi: Nasıl?

Adam 7: Kısasın olmadığını düşün. Suçlular elini kolunu sallayarak gezsin mi, yatıp çıksın mı, para cezasına mı çevrilsin? Hangisi adalete uygun? Bir şekilde ödeşmek gerekecektir. Adaletin yerini bulması gerek Allah rızası için. Farkında olabilenlere ne mutlu. Ne demişler: Affetmek büyüklüğün şanındandır.

(Adam 7 gider, yeni bir adam daha gelir.)

Kişi: Affetmek yerine intikam alsak? O nasıl bir çözüm?

Adam 8: Secde 22 der ki Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra, yüz çevirenden daha zalim kimdir? Gerçekten Biz, suçlu-günahkarlardan intikam alıcılarız. Allah senin için gerekeni yapar. Nuh 4 der ki “Allah’a ibadet edin. O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz. Sabretmek en doğrusu.

Kişi: Nasıl?

Adam 8: İntikam uzun süreçte seni de yıpratabilir. Allah rızası için güzel işler yapmana engel olabilir. Değerli kaynakların boşa gidebilir. Sana yapılan kötülüğü unut demiyorum ama onlarla da bir ömür geçirilmez. Yoluna devam etmek gerekir, daha güçlü halde. Ne demişler: Bugünün en çok gülenleri dünün en çok ağlayanlarıydı.

(Adam 8 gider, yeni bir adam daha gelir.)

Kişi: Değerli kaynaklardan ne anlamalıyız?

Adam 9: Casiye 13 der ki Göklerde ve yeryüzünde bulunan her şeyi Kendi lütfundan sizin yararlanmanıza sunmuştur. Bunda düşünen bir toplum için ayetler vardır. Aklına gelen bütün imkanlar buna dahildir. Akıl beden ruh sağlığı başta olmak üzere hepsini kullanabilirsin. Buna bütün Uzay-Zaman dahildir. Cuma 10 der ki Namaz bitince yeryüzüne yayılın; Allah'ın lütfundan rızık isteyin; Allah'ı çok anın ki saadete erişesiniz. Allah’ı anmak için her zaman her yer her durum uygundur.

Kişi: Nasıl?

Adam 9: Uzaya çıkan astronotlar ne kadar küçük olduğumuzu, mikroskop kullanan laborantlar ne kadar büyük olduğumuzu fark etti. Memleketinde de olsan, Okyanusu da geçsen, uzay zamanda yolculuk da etsen her zaman her yerde her durumda Allah ve ilmi ile baş başasın. Bize düşen iyilikler yapmak, zulümden uzak durmak, zulme uğradıysan bile bir şekilde çözüm bulmaktır. Ne demişler: Uzaklar yakın olur gönüller bir olunca.

(Adam 9 gitmez, diğer adamlar da gelir)

Kişi: Aydınlattınız rahatlattınız genişlettiniz. Nasıl?

Adamlar: Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla!

  

 

  

  

 

 

 

 

 

 

( Kul Ve Köle başlıklı yazı Aliriza. tarafından 11.09.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu