Ey, kara toprağın bereketini bekleyen yokluk
Sen ki, yoksulun alın terini emen akbaba
Ey varlığından soyutlanmış korkuluk
Gözlerinmi bağlandı haberin yokmuydu
Geceyi karartan ve rüyayı boğan fırtınada
Kah yıkılmış kah kahretmiş intifada.
O duvarlar ki, mermerden değil, utançtan örülmüş
Her taşında bir yetimin sessiz çığlığı görülmüş
Gözlerinde sönen o son parıltı, o son umut
Hürriyet diye yazılan yasanın kederli hudut!
Zengin, o ipekten gömlek, o süslü şölen sofrası
Bilmez ki, o lüksün altında ezilenin nefes yarası
Gecenin gölgesi uzar, uzar, bir ejderha gibi
Ve sefalet, felsefenin en keskin darbesi gibi.
Utanç perdesi aralanacak elbet bir gün
Ah, sen ey Adalet! Gözlerin bağlı mı sahiden
Kılıcın neden hep zayıfın boynuna iner aniden
O kuleler ki, göğe uzanır, gururla, mağrur bir eda
Onların temeli, ezilmiş canların feryadıyla
Ne zaman ki, o son damla sabır bardağı deler
Ne zaman ki, bu sessizlik bir tufan olup gelir
İşte o gün, o gün ki, tarih yeniden yazılacak
Ve yoksulun ahı, o görkemli sarayı yıkacak.
.
14 kasım 2025
(
Utanç başlıklı yazı
AuBaDe) tarafından
12/15/2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.