Yolun Ortasında Unutulmak
İnsan önce kalbini uzatıyor, hiç düşünmeden. Karşısındakinin elleri titreyerek tutsun istiyor, “Bırakmam” desin, inansın istiyor. Çünkü en çok... inanmak istiyoruz.
Ama bazen, en çok inandıklarımız en önce gitmeyi seçiyor.
Yolun yarısında kalıyorsun. Ne başa dönebiliyorsun, ne sonuna varabiliyorsun. Güven, bir yara gibi içini oyuyor; sen hâlâ “belki dönüp bakar” diye arkasından gözlerini ayıramıyorsun. Ama kimse dönüp bakmıyor. Kimse senin gibi bağlanmıyor. Kimse senin gibi kalmıyor.
Sonra anlıyorsun…
İnsanlara güvenmek; ellerinde tuttuğun bir aynayı onların insafına bırakmak gibi. Kırıyorlar. Ardından, sen o kırık parçalardan kendini toplamaya çalışıyorsun. Elin kesiliyor, kalbin kanıyor. Ve ne acı ki, o parçaları birleştirdiğinde karşında artık sen yoksun. Çünkü güvenmek seni senden etmiş.
Bir gün, bir sessizlik içinde uyanıyorsun.
Ne kimseye kırgınsın, ne küskünsün…
Sadece öğrenmiş oluyorsun.
Artık yolun ortasında kimseye yer bırakmıyorsun. Çünkü gerçek olan tek bir kişi var: sensin.
Ve artık biliyorsun…
Kimseye güvenmek zorunda değilsin.
Çünkü kendine yeterince inandığında, kimsenin eline tutmasına gerek kalmaz.
(
Yolun Ortasında Unutulmak başlıklı yazı
Sisu tarafından
16.12.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.