Saat on derken bak, beş olmuş zaman
Nasıl geçti yıllar, anlamaz insan
Ecel pençesinde verilmez aman
Susar konuşamaz o tatlı lisan.
Geldik bu âleme, bir sınav için
Mala mülke dalıp yolu şaşırma
Ebedi bir hayat bekliyor, niçin
Heybeni boş tutup vakti kaçırma.
Toprak çağırdığında sesin çıkmaz
Bedenin emanet, sahibi ister
O gün kimse senin yüzüne bakmaz
Sadece kalbinde ihlâsı göster.
Dost dediklerin de bırakır gider
Yalnızlık başlar o daracık yerde
Amelin ne ise odur o keder
Işık olur sana karanlık perde
Ne saraylar kalır ne ulu hanlar
Sultan da bir gider, bende de bir gün
Toprağa karışır şanlı unvanlar
Sessize bürünür her türlü düğün.
yaman der ecel kapına dayanır
Bir sebep bulunur, biter bu dava
Uykuda olanlar o gün uyanır
Hakk'ın divanında verilir fetva.
Ruhunu bedenden çektiği anda
Sökülür damardan dünya sevdası
Feryatlar yükselir öbür cihanda
Duyulur mahşerin o büyük sesi.
Mezarın üstüne bir taş dikerler
Üstünde adınla birkaç kelâm var
Dostların üstüne toprak dökerler
Daracık bir kabir, olur sana yar.
Eğer heyben dolu, yüzün ak ise
Gül bahçesi olur sana o kabir
Yüreğin tertemiz, gönlün pak ise
Lütfeyler önünde cennet-i münir.
Yirmide nihayet bulsun bu kelâm
Hakk'ın rızasına ersin her kişi
Resul-i Ekrem’e binlerce selâm
Tam olsun müminin ahiret işi.
.
28 kasım 2025
(
Vakit Dolunca başlıklı yazı
AuBaDe) tarafından
1.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.