
Bembeyaz
yağıyor kar,
sanki gök, “yeniden başla” tuşuna basmış!
Kaldırımlar
şaşkın,
çünkü ilk kez
üstlerine basan ayaklardan daha temizler.
Çöp tenekeleri suskun,
reklam panoları bir an utanır gibi,
şehir—üstüne örtülen bu masumlukla
kendini affedilmiş sanıyor.
Kar
yağıyor, kirlenmiş sokaklara
ve sokaklardan çok kirlenmiş niyetlerimize.
Bak, bir hırsızın cebine de
düşüyor kar,
bir yalancının diline de,
bir çocuğun avucunda
oyuncağa dönüşüyor aynı beyazlık.
Demek ki kar adil, ama adalet kalıcı değil.
Dünya,
üstünü örttüğün şeyi
temiz sanan bir çocuk gibi seviniyor.
Oysa biliyor kar: altında hâlâ pas var,
hırs var, unutulmuş sözler var.
Kar gülüyor bize—evet, gülüyor.
“Merak etmeyin,” diyor,
“Ben eriyince siz yine aynı olacaksınız.”
Ve
işte düşünce tam burada başlıyor:
Temizlik, üstünü örtmek midir?
Yoksa örtü kalktığında da
aynı kalabilmek mi?
Kar yağıyor…
Biz
pencere kenarında çay içip izliyoruz.
Dünya aklanıyor gibi, vicdanlarımız da.
Ama kar bilir: en zor kir
yıkanan değil, alışılandır.
…
Ga-010126