Dolmuş
Halk arasında hani şöyle bir espri yapılır ya:
“Dolmuşsa binme!”
Gel de binme…
Kış mevsimi olduğundan, normalde on beş dakikada bir geçen dolmuşlar yarım saatte bir gelir olmuştu. Buralar turistik yer olduğu için kışın dükkânlar adeta sinek avlar. Yazın cıvıl cıvıl olan sokaklar, eski günlerine kavuşmanın özlemini çeker. Hayat pahalıdır; oteller açıldığında iş alanları genişler ama kış gelince birçok işletme kapısına kilit vurur.
Durakta yaklaşık bir saat bekledikten sonra dolmuş geldi ama gerçekten “dolmuştu.” Zaten başka çarem yoktu; bekleye bekleye ayaklarıma kara sular inmişti. Tıkabasa bindik. Allah’a emanet gidiyoruz; burun burunayız, adım atacak yer yok.
“Yahu biz erzak kolisi değiliz, üst üste gidecek!”
“Bir dolmuş daha çıkarsanız ne olur sanki?”
demek geliyor insanın içinden ama şoförün
“Binmeseydin kardeşim, zorla mı bindirdik?”
cevabından çekiniyor.
Dua ede ede ilerlerken sonraki durağa vardık. Şoförün sesi duyuldu:
“Biraz arkaya, biraz arkaya…”
Resmen can pazarı yaşandı. Üstelik aramızda yabancı turistler de vardı; bizim hakkımızda neler düşündüklerini doğrusu öğrenmek isterdim.
Sevindiğim tek nokta şuydu: Hava serin olduğu için ter kokusu duyulmuyordu.
(
Dolmuş başlıklı yazı
berberce tarafından
16.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.