Demirci Hisar Kaplıcaları Ve Tarihi
DEMİRCİ "HİSAR KAPLICALARI” VE TARİHİ GEÇMİŞİ.
Manisa'nın Demirci ilçesinde yer alan Hisar Kaplıcaları, ilçenin 4 km güneybatısında, Ilıca deresi vadi tabanında konumlanmış bir termal kaynaktır.
Bu kaplıca, Batı Anadolu'nun tipik jeolojik yapısı içinde, akarsu vadilerinin oluşumunda rol oynayan tektonik(Yer kabuğu levhalarının hareketi) hatlar üzerinde yer alır.
Bölgedeki diğer termal kaynaklar, örneğin Saraycık veya Ece kaplıcaları gibi, suların yeryüzüne çıkmasını sağlar.
Kaynak suları, kimyasal olarak sodyum bikarbonatça zengin ve gazlı sular grubuna girer. Sodyum ve kalsiyum içeren bikarbonatlı alkalik yapıdadır.
Üç ayrı kaynaktan çıkan suların sıcaklıkları 37-48°C arasında değişir. Debileri ise 11-17 lt/sn arasındadır.
Bu termal(Sıcak) sular, romatizma, nevrit, nevralji, kadın hastalıkları, deri hastalıkları, vücut ağrıları ve metabolizma bozukluklarında, içme kürü olarak kullanılır. Sindirim organları rahatsızlıklarında (hipostenik ve hiperstenik mideler için) fayda sağlar. Tedavilerin mutlaka hekim kontrolünde yapılması önerilir.
HİSAR KAPLICALARININ TARİHİ GEÇMİŞİ:
Tarihi Kökenler ve Arkeolojik Bulgulardan anlaşıldığına göre, Hisar Kaplıcaları'nın tarihi, antik dönemlere kadar uzanır. Bölgede bulunan taş bina kalıntıları, M.Ö. II. yüzyıla (yani yaklaşık 2200 yıl öncesine) tarihlenir. Bu kalıntılar, kaplıcanın o dönemlerde de kullanıldığını gösterir.
Lidya Kralı Kroisos(Krezüs), M.Ö. 560-546 yılları arasında hüküm sürmüş, zenginliğiyle ünlü bir Lidya kralıdır. Kroisos’un bu kaplıcayı "yayla hamamı" olarak kullandığına dair bilgiler yer alır. Bu durum bölgenin Lidya uygarlığıyla, Sart(Sardes) antik kentinin bağlantısını vurgular.
Antik dönemde, Hisar kaplıcaları, "Eskihisar Ilıcası" olarak bilinirdi. Çünkü bu kaplıca, yakınında bulunan Eskihisar kalesine atıfla adlandırılmıştır. Bu isim, Osmanlı dönemine kadar devam etmiştir.
Arkeolojik açıdan, vadi tabanındaki kayalık alanlarda oyulmuş merdivenler, mezarlar ve diğer yapılar gibi, örneğin Demirci çayı vadisinde Kral Sarayı ve Kalesi kalıntıları vb, bölgenin genel tarihi zenginliğini gösterir. Ancak doğrudan kaplıcaya ait kalıntılar sınırlıdır. Daha çok taş bina kalıntılarından oluşur.
Demirci ilçesinin genel tarihi açısından, bölge Hititler, Frigler, Lidyalılar, Pergamon Krallığı, Makedonya, Roma, Bizans, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı egemenliklerini yaşamıştır.
Lidya Uygarlığı dönemi: Bölge, Lidya kralları döneminde Sart’a(Sardes) bağlı bir "şifa bölgesi" olarak kullanılmıştır. Lidyalıların suyun kutsallığına olan inancı nedeniyle, buradaki kaynağın etrafında küçük bir tapınak merkezi olduğu tahmin edilmektedir.
Roma ve Bizans Dönemi: Roma İmparatorluğu döneminde, suyun sıcaklığı ve debisi analiz edilerek buraya büyük taşlarla örülmüş alttan ısıtmalı(Hypocaust) sistemli yapılar inşa edilmiştir.
Bizans döneminde ise, bölgedeki piskoposluk merkezlerine bağlı bir dinlenme ve tedavi noktası olarak kullanılmıştır. Kaplıcanın adını aldığı Hisar Kalesi, Bizans'ın bölgedeki askeri garnizonlarından biriydi. Kaplıca da bu kalenin koruması altındaydı.
Selçuklu dönemi: 13.Yüzyıldan itibaren bölgeye Türklerin yerleşmesiyle, antik yapılar üzerine, Türk İslam mimarisi entegre edilmiştir. Selçuklu mimarisinin tipik özelliği olan "sekizgen kasnaklı kubbe" yapıları bu dönemde kaplıca havuzlarının üzerine inşa edilmiştir.
Bu dönemde bölge, sadece bir tedavi merkezi değil, aynı zamanda kervan yolları üzerinde bir mola noktası haline de gelmiştir.
Selçuklulardan sonra, 1310'larda Karesioğulları ve 1313 yılından sonra bölgeye hâkim olan Saruhanoğullarının, Hisar kaplıcalarını, Manisa ve çevresindeki beyler kışlak alanı olarak kullanmıştır. Tarihi kaynaklarda, beyliğin ileri gelenlerinin buralarda av yaptıkları, avdan sonra Hisar Kaplıcaları'nda dinlendikleri belirtilmektedir.
1412'den itibaren Osmanlı hâkimiyetinde kalan Demirci, 1595'e kadar veliaht şehzadelerin yönetimi altında bir kaza merkeziydi.
Bu geniş tarihsel arka plan, kaplıcanın termal kaynaklarının antik dönemlerden beri bilindiğini ve kullanıldığını gösterir. Batı Anadolu'daki birçok termal suların, Roma ve Bizans dönemlerinde de çok meşhur olduğu bilinmektedir.
Kaplıcadaki eski havuzların tabanlarında kullanılan ve suya dayanıklı olan Horasan harcı, Selçuklu ve Osmanlı restorasyonlarının izlerini taşır.
Osmanlı Dönemi: 1412'den itibaren, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Hisar Kaplıcaları, idari olarak Kütahya Sancağı'na bağlı olan Demirci Kazası'nın, en önemli "vakıf geliri" kalemlerinden biriydi. Demirci Şer'iyye Sicilleri'nde ya da kadı kayıtlarında, kaplıcanın onarımı ve işletilmesi için atanan mütevelliler hakkında kayıtlar bulunur. Bu kayıtlarda kaplıcanın halka hizmet vermesi karşılığında alınan vergilerin, bölgedeki cami ve medreselerin giderlerine ayrıldığı görülür.
17. yüzyılda bölgeyi ziyaret eden Evliya Çelebi, Demirci'nin dağlık ve sarp yapısından bahsederken, bu kaplıca suyunun "vücuttaki yetmiş türlü derde deva" olduğunu ve suyun çıktığı yerdeki kayaların renginin, mineral yoğunluğundan dolayı değiştiğini not düşmüştür.
Osmanlı'da "ılıca" kültürü, sadece yıkanma değil, aynı zamanda bir sosyal meclis yeriydi. Demirci'nin meşhur yün dokumacıları ve halıcıları, yünleri yumuşatmak ve temizlemek için, burada toplanmış, bu termal suların belli kısımlarından faydalanmışlardır.
Hisar Kaplıcaları'nın bulunduğu vadi, antik çağda "Katakekaumene" (Yanık Ülke) olarak adlandırılan volkanik bölgenin sınır komşusudur.
Kaplıcanın suyu, yer kabuğunun derinliklerindeki fay hatlarından süzülerek gelir. Tarihsel süreçte yaşanan büyük depremler, özellikle 17. yüzyıldaki büyük Manisa depreminde, suyun sıcaklığında ve debisinde büyük değişimlere yol açmıştır. Bu da yerel halk tarafından "suyun küsmesi" veya "suyun coşması" şeklinde nitelendirilmiştir.
Osmanlı döneminde Demirci, özellikle dokumacılık ve eğitim (medreseler) merkezi olduğu için, Hisar Kaplıcaları hem çevre illerden gelen ilim talebeleri hem de ticaret erbabı tarafından sıkça ziyaret edilmiştir.
Adının Kökeni: "Hisar" adı, kaplıcanın hemen üzerinde yer alan ve savunma amaçlı kullanılmış olan antik bir kaleden(hisardan) geldiği düşünülmektedir. Bu kale, vadiyi ve su kaynaklarını kontrol altında tutmak için inşa edilmiştir.
Kaplıca antik yazıtları:
Demirci Hisar Kaplıcaları ve çevresindeki antik yerleşimlerde bulunan yazıtlar, bölgenin tarihsel inanç sistemini, adalet anlayışını ve sosyal yapısını aydınlatan çok kıymetli belgelerdir.
Özellikle İcikler bölgesindeki Sidas(Saittai) Antik Kenti ve çevresinden çıkan yazıtlar, dünya arkeoloji literatüründe "İtiraf Yazıtları(Confession Inscriptions)” olarak bilinen nadir bir türe aittir.
Balık ağı yazıtı: Meşhur "Balık Ağı" yazıtı bir itiraf yazıtıdır. Hisar Kaplıcaları'nın da dâhil olduğu bu havzada bulunan en dikkat çekici yazıttır. Bu yazıt İtalya’ya kaçırılmıştır. İtalya'ya kaçırıldıktan uzun yıllar sonra Türkiye'ye iade edilmiştir. Bu yazıt yaklaşık 1800 yıllık olan bir taş yazıttır.
Bu yazıtta, Melite ve Makedon adlı iki kardeşin hikâyesi anlatılır. Bu iki kardeş, bir balıkçının ağını çalmışlardır. Ancak bu hırsızlık sonrası başlarına talihsizlikler gelince, bunun tanrısal bir ceza olduğuna inanmışlardır.
Bu kardeşlerin anne ve babası, çocuklarının bu suçunu itiraf etmek, tanrıdan af dilemek ve topluma ibret olması için bu taşı diktikleri belirtilir.
Bu tür yazıtlar, antik çağda Lidya ve Frigya bölgelerinde, insanların işledikleri suçları tanrıya itiraf ederek, şifa ve af dilediklerini gösterir. Kaplıcaların bir şifa merkezi olması, bu tür "arınma" yazıtlarının neden bu bölgede yoğunlaştığını açıklar.
Bu yazıtlarda sıkça rastlanan temalar genellikle şunlardır. "Tanrı adildir ve her şeyi görür" vurgusu yapılır. Bir mülke zarar veren veya yalan söyleyen kişinin, tanrı tarafından hastalandırılarak cezalandırıldığı anlatılır. Kişi ancak kaplıcada yıkanıp bu taşı dikerek iyileşebilir.
Bazı parçalı yazıtlarda ise, suyun "kutsallığı" ve "temizleyiciliği" üzerine kısa ibareler yer alır. Bu, kaplıca suyunun sadece fiziksel değil, ruhsal bir temizlik aracı olarak da görüldüğünün kanıtıdır.
Hisar Kaplıcaları'nın hemen yakınındaki antik kent kalıntılarında bulunan diğer yazıt türleri ise şunlardır.
Vasiyet Yazıtları: "Buraya zarar veren kişi, tanrıların lanetine uğrasın" gibi koruma amaçlı beddua cümleleri içeren mezar yazıtlarıdır.
Adak yazıtları: Sağlığına kavuşan kişilerin, kaplıcanın koruyucu tanrılarına sundukları teşekkür metinleridir. Genellikle "Sağlığıma kavuştuğum için şükran borcu olarak bu taşı diktim" şeklinde kalıp ifadeler kullanılmıştır.
Bu yazıtlar genellikle Antik Yunanca olarak kaleme alınmıştır. Ancak yerel Lidya dilinin etkileri ve yerel tanrı isimleri sıkça geçer. Yazıtlarda kullanılan taşlar genellikle bölgenin doğal mermerleri veya yerel sert taşlarıdır.
Bu yazıtların bir kısmı günümüzde Manisa Müzesi'nde ve bir kısmı da iade edildikten sonra Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir.
Kaplıca çevresindeki bu yazıtların çoğu maalesef kaçırılmış, bir kısmı da yerinden sökülerek tahrip edilmiştir. Ancak bazı bina temellerinde, devşirme taş olarak antik parçaları görmek hala mümkündür.
HİSAR KAPLICALARI
Demirci’nin Hisar kaplıcaları
Derde devadır termal locaları
Lidya Roma Selçuklu Osmanlı’da
Hastaların olmuş şifacıları
İbrahim Ethem’in akıncıları
Hisar Ilıca alır sancıları
Şifa gören gaziler çıkar ava
Zalim Yunan’ı avlar avcıları
Tarihi miraslar halka emanettir
Yerele değerler katan kıymettir
Vaktinde değerleri bilinmezse
Emanetlerin sonu felakettir
Anadolu uygarlık kucağıdır
Bütün beşerin gezi bucağıdır
Her bölge antik eserlerle dolu
Gelip geçmişi görme ocağıdır.
İsmail Sarıçay
Hisar Kaplıcalarının Kurtuluş Savaşı'ndaki Stratejik Önemi:
Hisar Kaplıcaları yakın tarihimizde önemli roller üstlenmiştir. Üstlendiği bu önemli roller Milli Mücadele yıllarındadır. Yunan işgali sırasında, Demirci akıncıları lideri, Kaymakam İbrahim Ethem Bey önderliğinde, teslim olmayan nadir merkezlerden biri olmuştur. Hisar Kaplıcaları ve çevresindeki, doğal mağaralar ve Hisar Kalesi'nin yıkıntıları, mühimmat deposu olarak kullanılmıştır. Demirci Akıncılarından, Parti Pehlivan, Gördesli Makbule Hanım ve eşi Halil efe ve daha nice akıncı için, kaplıca stratejik bir sığınak ve lojistik nokta görevi yapmıştır.
Hisar Kaplıcaları, Demirci-Simav ve Sındırgı üçgeninde, bir vadide yer aldığı için, Yunan birliklerinin buraya girmesi oldukça zordu.
İbrahim Ethem Bey ve emrindeki akıncılar, bu bölgeyi baskınlar öncesi toplanma noktası olarak kullanmışlardır.
Bugün kaplıca bölgesinden dağlara doğru çıkan bazı patikalar, yerel halk arasında hala "Akıncılar Yolu" olarak bilinir. Bu yollar, Milli Mücadele döneminde baskınlardan dönen efelerin kullandığı gizli geçitlerdir.
1922 yılı başlarında, Yunan ikmal hatlarına yapılacak baskınların planları bu vadilerde yapılmıştır. Hisar bölgesi, Türk akıncıların ani baskınlar yapıp, tekrar güvenli bir şekilde çekilebildiği bir "güvenli liman" olmuştur.
Hatta Kaplıca çevresindeki köylüler, işgalcilerin ruhu bile duymadan, akıncılara buradan erzak ve bilgi taşımış, kaplıcanın buharı ve sarp yapısı adeta bir doğal kamuflaj görevi görmüştür.
Netice itibariyle, Demirci ve Hisar Kaplıcaları bölgesi, Yunan işgaline karşı yürütülen direnişin en kritik üslerinden biri olmuştur. Bu dönemde yaşanan en özel ve stratejik olay, Demirci Akıncıları’nın bu bölgeyi bir "doğal kale" ve "iyileşme merkezi" olarak kullanmasıdır.
Sarp yamaçları ve termal su kaynağının varlığı, akıncıların dağlarda mücadele ederken, temizlik ve yaralı tedavisi için bu kaplıca bölgesini gizlice kullanmalarına imkân sağlamıştır.
1960'lı yıllarda kaplıcadaki ahşap bina yıkılmış, geriye sadece kubbeli havuz kalmıştır. 1993 yılında Demirci Belediyesi, yerel kaynakları değerlendirme çalışmaları sırasında, kaplıcaya resmi olarak "Hisar Kaplıcası" adını vermiş ve mülkiyetini de üstlenmiştir. 1996'da ise günübirlik tesis olarak hizmete açılmıştır.
1997 yılında, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından Hisar Kaplıcaları Alanı'nda sıcak su aramaları için jeofizik etütler yapılmıştır. Bu çalışma, jeotermal enerji potansiyelini araştırmış ve yeni sondaj kuyuları açılmasına zemin hazırlamıştır.
2003 yılında, 80 yatak kapasiteli 20 apart otel hizmete girmiştir. Tesisler genişletilerek 2 kapalı havuz, 7 özel banyo, sauna ve dinlenme salonları eklenmiştir. Toplam kapalı alan 800 m²'ye ulaşmıştır. Ayrıca 26 kurna, 50 kişilik soyunma kabini, 9x9 metre ebatlarında 1,60 metre derinliğinde havuzlar ve göbek taşı gibi unsurlar eklenmiştir. Kaplıca, günlük 150 kişiye hizmet verebilecek kapasiteye ulaşmıştır. 2008'de Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat alınmış.
2010 yılında, belediyenin zarar etmesi nedeniyle özelleştirme kararı alınmış, 25 yıl süreyle sınırlı hak tesis edilerek, bir özel şirkete devredilmiştir.
Bu süreçte yeni yatırımlar planlanmıştır. Ancak 2020'lerde belediye yeniden devralma girişimlerinde bulunmuştur. 2024-2025 dönemlerinde Belediye Başkanı Erkan Kara'nın açıklamalarına göre, kaplıca belediye bünyesine geri alınmış ve kapsamlı yenileme çalışmalarıyla "yeniden hayat bulması" hedeflenmiştir.
Günümüzde kaplıca tesislerinde, kısmi zamanlı fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ile daimi sağlık personeli bulunur. Mesire alanı, akua park ve günübirlik hamam gibi ek özellikleri vardır.
Sağlık Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı’nın ölçütlerine uygun hale getirilerek bölgenin en önemli termal turizm alanlarından biri haline gelmiştir
Ekonomik ve Turistik Önemi:
Hisar Kaplıcaları, Demirci'nin doğal ve tarihi turizm kaynaklarından biridir. Yakınındaki Başalan ve Güldürdek Milli Parkları, Reisler ve İrezler Camii Türbeleri, Tarihi Yakup Çelebi ve Hacı Hasan Camileri gibi yerlerle birlikte, ilçenin turizm potansiyelini artırmıştır.
Ormanlık alan içinde yer alan kaplıca, şehrin stresinden uzak bir dinlenme alanı sunar. Ekonomik olarak, ayrıca Demirci belediyesi için bir gelir kaynağıdır. Bu yenilemelerle bölgenin cazibe merkezi olması hedeflenir.
İSMAİL SARIÇAY
Eğitimci Yazar-Şair
Demirci Hisar Kaplıcaları Ve Tarihi başlıklı yazı İ.Sarıçay tarafından
25.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.