Yağmur alabildiğine yağıyordu. Gökyüzü bulutsuz, dümdüz gri bir örtü gibiydi. Hep böyle havalarda önce ağır bir kasvet çökerdi içime, sonra derin bir nefesle açılırdım. Caddede biriken çamurun üstünde beyaz köpükler dikkatimi çekti. Çocukluğumun çıplak, çamurlu ayakları geldi gözümün önüne. Annemin söylenerek yıkadığı, kirden topuğu görünmeyen ayaklarım..

Her seferinde söylenerek yıkardı sen kızsın yavrum temiz olmalısın ,ne bu ayakların böyle “ diye. Çocukluk işte zor gelirdi. Sadece öyle suyun altına tutup geçerdim. Tembeldim sanırım biraz üşeniyordum. Hep bir üşengeçlik halim vardı nedense.

İlk okul birinci sınıfta idim. Yedi yaşlarında idim sanırım. Yine günlerden yağmurlu bir gündü. Yağmur dinmiştiBen de usulcacık dışarıya bahçeye çıkmıştım. Bizim evimiz yokuş üstünde idi. Alt tarafında çataklık vardı.

Elime odunluktan kendimden daha büyük sopa aldım. Anneme kardeş istediğimi söylerdim zaman zaman. Üç kardeştik aslında iki erkek kardeşim ve ben. Ama ben yine de kardeş diye tuttururdum.” Nasıl geliyor kardeş nereden alınıyor “ diye usandırıyordum herkesi. Babaannem bir keresinde demiştiyağmur yağdığında çataktan köpükler getiriyor diye. Bende de çocukluk aklı ile buna inanmıştım. Elimde ki sopa ile ayağımda terlikler ile yokuş aşağı kaya kaya inerken, terliğimin biri kopmuştu. Kopan terliğimi elime aldım. Baktım ki yürüyemiyorum. Diğerini de çıkarttım.

İki de bir arkama da bakıyorum arkamda kimse var mı diye. Zor olmuştu çatağın oraya inmiştim. Üzerime baktım, eve kardeşimi nasıl götürecektim. Hiç bir şey yoktu onu saracağım. Aklıma gelmemişti ki. Sağa sola bakarken kurumuş biber fidelerinin üstünde bir parça naylon gördüm hemen onu aldım. Çamurlu idi biraz ama olsun iş görürdü. Kardeş mi sarabilecektim. Mutlu olmuştum. Bir taraftan da üşüyordum aslında ayaklarım çıplak ve çamur içinde idi. Tümseğin üstüne oturdum elimde sopa bütün köpükleri hızlı hızlı açmaya çalışıyordum. Kardeşim gelecekti. Hayalde kuruyordum bir taraftan kime benziyordu acaba diye düşünüyordum. Nedense bebek olarak hayal etmiyordum, iki ya da üç yaşlarında gelmesi beni çok mutlu edecekti. O an yüzümde oluşan tebessüm görmeye değerdi.

İyice üşümüştüm sesler geliyordu bir taraftan sanırım bana sesleniyorlardı. Ama ben hiç ses vermeden kardeşimi bekliyordum ve meraklı bakışlarımla seyrediyordum köpükleri. Babaannemin yaklaştığını fark ettim. Adımları yaklaşırken gürültülü sert ayak seslerinin öfkesini hissetmiştim sanki. Onu hiç duymamış, görmemiş gibi yaptım. Elimdeki sopa ile uzanıp biriken köpükleri dağıtıyordum. Gelen giden yoktu. Birden babaannemin beni ensemden tuttuğu o an. Düşeceğimi zannetmiş. Birde öyle bir şaplak attık ki koluma. Acısı aklıma geldikçe hala gözlerim dolar. Endişelendiği için bana bir şey olacak diye korkmuştu demek kiBeni öylece sırtına atıp eve götürdü. Bana yine anlatamamışlardı köpükten gelecek kardeşi.

Dedem beni sobanın arkasına oturtup örtmüştü çok üşümüştüm. Çenelerim titriyordu. Kuzinede yanan odunların çıkarttığı o ses. Sanki onlarda bana kızmışlardı. Alevler harlı harlı yanıyordu her biri. Benimse hala aklım selde ki köpüklerde idi.” Ya gelirse beni ora da bulamazsa kardeşim “ diye uyuya kalmıştım oracıkta.

O günden sonra biriken yağmur köpükleri ,çıplak ayaklarımı, babaannemin şaplağını ve gelmeyen kardeşimi getirir aklıma.


Saygılarımla

Sibel ARSLAN



( Çocukluğun Köpükleri başlıklı yazı sibel-arslan tarafından 25.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu