Denizin Rengine Dalar Gibi

Bal dolu kovan yoktu... Hazır örtünün üzerinde Kurulu yemekler de yoktu...Birbirini ayıran bulutlar da sonbahar mehtabı göğü aydınlatırken herşey anlam kazanıyor ve çok dokunuyordu.Ufka kadar uzanan beyaz hafif bulutlar,uyku perileri,ağaçların tepelerinde cıvıldaşan kuşlar yoktu. Caddenin sessizliği ve yalnız kalan zamanın bir köpeğin acı acı havlaması gibiydi. Çekinerek ama gittikçe kendini kaptırarak dalıyordu sessiz bulutun düşünceleri arasına. Kendini içten içe bağlayan bu heyecan bir başka duyguyu dolduruyordu ıslak ve nemli dudakları arasından. Mümkün olan herşeyi değiştirebileceğini biliyordu okuduğu tüm kitaplar arasında. zihninin sarmalı arasında salınırken kelimeler şimdiye kadar okuduğu hiçbir kitaba ve kelimelere benzemeyen bir denizde yüzmek gibiydi ona bir gece ansızın dokunur gibi dokunmak ve bir daha hiç aramamak. Buna karşı durmak, elinin gidip geldiği satırlar arasında gözlerinin içine bakar gibi telefona bakmak ve aramamak için dudaklarını ısırmak. Şimdiye kadar herşeyi bildiğini sanıyordu tıpkı yüzmeyi bilmek gibiydi. Ona bakarken bir nehire bakar gibi olmak. Sessiz, sakin, dingin... Bütün bildiği mutluluklar gibi fakat mutsuzluğu kutsar gibi. İyi niyetle yapılan şeyin ona kötülük getirip getirmeyeceğinden habersiz. Şimdi tamamıyla suyun içine girince işin bu kadar basit olmadığını anlıyordu ve anlamasını istiyordu. Onu en içten, derinden anladığından ve hissettiğinden habersiz. Akşam yemeğine kadar konuşmadan yan yana geçirilen zaman gibi. Issız yaralara merhem olacak kazanılan en büyük kavga gibi. Birbirinden ayıran bulutların dağılmadığını anlamak fakat yine de orada durmak. "Şansım varmış bende sana geliyordum" der gibi içine bakan kedere dalgın, yorgun bakmak. "Yüreğim yetmez kavgana " yüreği tamamıyla ferahlat!..Zihinden başla suyu vermeye, birbirinden ayıran bulutları yakınlaştırmak için. Omzuna yaslayınca başını dokunduğum ve okuduğum en güzel kitap olmak için. Kendi kendimi yeneceğim yalnız sokaklardan bir başına geçerken. Tıpkı ormanlarla kaplı ufak kıytı köşede duran bir denizin rengine dalar gibi beni sarmaya, seni sarmalamaya baharın balla dolu kovanından içini ferahlatan o tatlı sabahlarda gözümü her açtığımda orada olacağını bilerek ve o şarkı neydi seni içime dolduran, gördün mü herşey dokunuyor ve herşey yeni bir anlam kazanıyor, yakın geliyor herşey adeta açık terasta oturup karşılıklı içtiğimiz kahvenin
kokusu ve tadı gibi. Bir köşeye serilmiş olan masanın üzerinde yenen krallara layık yemek gibi seninle göz göze gelmek ve
gözünde büyümek ve aldığı haz kokusu ve tadı gibi. Bir köşeye serilmiş olan masanın üzerinde yenen krallara layık yemek gibi seninle göz göze gelmek ve gözünde büyümek ve aldığı haz ağızda çiğnenen o eşsiz etin lezzeti gibi dudaklarımızın arasında dursun. Gece ve gündüzlerimizi alt üst eden o anlar gitsin ve geriye beyaz bulut geceyi aydınlatan ay gibi dokunsun hislerimize.
(
Denizin Rengine Dalar Gibi başlıklı yazı
nurcan-dogru tarafından
28.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.