
Doğduğumuz andan itibaren nefes almak genetik bir koddur, hayatta kalma içgüdüsüdür. Ancak sevmek, ruhun özgür iradesiyle yaptığı bir eylemdir. Bu dizelerdeki şairane duruş, biyolojik bir zorunluluğu, kalbi bir tercihe feda edebileceğini söyler. Bu, "Sen benim için hayattan daha değerlisin" demenin en yalın halidir.
İnsan hayatının en kritik anı, veda anıdır. O son saniyede söylenen her kelime, ömrün bir özeti niteliğindedir. Eğer bir insan, yaşamını devam ettirecek o son oksijen zerresini bir cümleye harcıyorsa, o cümle artık sadece harflerden ibaret değildir; o, bir hayatın mirasıdır.
Modern dünyada her şeyin hızla tüketildiği, sevgilerin "beğenilerle" ölçüldüğü bir dönemdeyiz. Ancak bu dizeler bize unuttuğumuz bir şeyi hatırlatıyor: Derinlik.
Eğer bir gün siz de nefes almakla sevmek arasında bir köprü kurarsanız, durup bir düşünün: Sizin son nefesiniz hangi kelimeye can verirdi? Belki de gerçek aşk, o son nefesi hiç düşünmeden harcayabileceğiniz kişiyi bulduğunuzda başlar.