Nisan Leylekleri

Semanur ve Bal: Bir Lokma Dostluk


O yıl köye bahar biraz mahzun gelmişti. Köyün yaşlıları tarlalara bakıp "Bu sene leylekler uğramadı, bereket uzak mı kaldı?" diye fısıldaşırken, küçük Semanur’un bahçesinde mucizevi bir olay yaşanıyordu. Tarlaların o kalabalık sürülerinden ayrılan, bembeyaz kanatlı bir leylek, doğrudan Semanur’un evinin bahçesine konmuştu.


Semanur, bu zarif misafire bakarken içinden geçen ilk kelimeyi fısıldadı: "Bal."


Aradaki Mesafenin Kayboluşu


Başlarda Bal, bahçenin bir köşesinde durur, Semanur ise onu pencerenin arkasından izlerdi. Ancak zamanla bu izleyiş yerini büyük bir cesarete ve dostluğa bıraktı. Semanur bir gün, annesinin fırından yeni çıkardığı taze ekmeğin ucundan bir parça kopardı. Yavaş adımlarla, nefesini tutarak bahçenin ortasına doğru yürüdü.


Bal, o uzun boynunu eğmiş, Semanur’u süzüyordu. Semanur elini uzattı; avucunun tam ortasında bir lokma ekmek vardı. Kalbi küt küt atıyordu. "Gel Bal, korkma," diye fısıldadı.


Ve o an dünya durdu... Bal, o uzun ve turuncu gagasını büyük bir zarafetle yaklaştırdı. Semanur, leyleğin gagasının eline dokunduğu o anki hafif ürpertiyi asla unutmayacaktı. Bal, ekmeği doğrudan Semanur’un elinden yemişti.


Bahçede Oyun, Gözlerde Güven


Günler geçtikçe Bal, Semanur’un her hâline alıştı. Semanur bahçede top oynarken Bal bir kenarda durur, hiç korkmadan onu seyrederdi. Top sekip Bal’a doğru yuvarlandığında bile yerinden kımıldamaz, sadece başını hafifçe yana eğip merakla bakardı. Sanki bu oyunun bir parçasıymış gibi, Semanur’un kahkahalarına sessizce eşlik ederdi.


Tarladan Değil, Kalpten Gelen Bereket


Köyün geri kalanı tarlalarda leylek yolu gözleyedursun, Semanur her gün bahçesinde Bal’ı elleriyle besliyordu. Bal, artık sadece bir kuş değil, Semanur’un en sadık dostuydu. Semanur bahçede koştururken Bal kanatlarını hafifçe çırpar, sanki ona neşe katardı. Bir leyleğin tarlada değil de, bir çocuğun avucunda huzur bulması, o yazın en güzel masalı olmuştu.


Mevsimlik Veda


Güz rüzgarları gelip çattığında Bal’ın gitme vakti gelmişti. Gitmeden önce son kez Semanur’un elinden o son lokma ekmeği yedi. Sonra gökyüzüne doğru süzülürken Semanur arkasından el salladı:


"Güle güle Bal! Karnın acıkınca yine benim bahçeme, benim avucuma gel!"


Semanur o kış boyunca elinde hâlâ o yumuşak gaga dokunuşunu hissederek uyudu. Çünkü o biliyordu ki; bazen bereket tarlalarda değil, bir çocuğun sunduğu o küçük ekmek lokmasındadır.


( Nisan Leylekleri başlıklı yazı semanur-perim tarafından 3.04.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu