Sonsuzluğa Ve Tanrıya
Seni izliyor,
Saçma sapan bakışlarla
Karanlığın ardındaki, soğuk nefes
Pencereni her açık bıraktığında
Rüzgarına tutunuyor
Nefesin kadar sana yaklaşıyor
Soluduğun her nefese, lanetler yağdırıyor...
Hiç bilmediğin,
Bilipte söylemek istemediklerini
Kahkahalar atarak tekrarlıyor nakaratla
Hatta etrafında çılgınca dans ediyor...
Aynaya her baktığında
Yüzündeki izleri
Örseleye örseleye işliyor
Nakış, nakış benliğine
Gülüşlerini arsızlıkla suçlayıp
Çalıyor sinsi sinsi
Senin için bestelediği ölüm marşını
Tanrıya ruhunla her sarılışında...
Kıskançlıktan kuduruyor
Başını duvarlara vuruyor
Olanca nefretiyle, elindeki çanları
Hiç durmadan çalıyor
Ta ki kara kaplı defterine
Haince senaryosunu yazıncaya kadar...
Sırtını ona her dönüşünde
Çatlak hançerini kınından çıkarıyor
Defalarca saplıyor, kendince öcünü alıyor
Gelmişinden, geçmişinden...
Kanattığı anılarını
İhtişamla şarap tasına dolurup
Kana kana içiyor
Elinin tersiyle siliyor
Kan damlayan, günahsız umutlarını
Karanlık gecelerde,
Huzurla gökyüzüne her baktığında
Eksiltiyor yıldızlarını
Kendi safında topladığı yıldızlarla
Açıyor sana savaşını
Gündüzleri güneşini örtmek için
Yolluyor kara bulutlarını
Yüreğinin en kasvetli oluşunda
Yaşama arzunu her kaybedişinde
Zevkten söylüyor, en sevdiği şarkılarını
Mutsuzluğunla besleniyor
Seni yok edişini kutlayıp
Kendi varoluş nedeninin içine
Altın harflerle "mendebur iblis" yazıyor
Alaycı tavrıyla haykırıyor, haksız galibiyetini
Sonsuzluğa ve Tanrıya...
mesutkuntan
Saçma sapan bakışlarla
Karanlığın ardındaki, soğuk nefes
Pencereni her açık bıraktığında
Rüzgarına tutunuyor
Nefesin kadar sana yaklaşıyor
Soluduğun her nefese, lanetler yağdırıyor...
Hiç bilmediğin,
Bilipte söylemek istemediklerini
Kahkahalar atarak tekrarlıyor nakaratla
Hatta etrafında çılgınca dans ediyor...
Aynaya her baktığında
Yüzündeki izleri
Örseleye örseleye işliyor
Nakış, nakış benliğine
Gülüşlerini arsızlıkla suçlayıp
Çalıyor sinsi sinsi
Senin için bestelediği ölüm marşını
Tanrıya ruhunla her sarılışında...
Kıskançlıktan kuduruyor
Başını duvarlara vuruyor
Olanca nefretiyle, elindeki çanları
Hiç durmadan çalıyor
Ta ki kara kaplı defterine
Haince senaryosunu yazıncaya kadar...
Sırtını ona her dönüşünde
Çatlak hançerini kınından çıkarıyor
Defalarca saplıyor, kendince öcünü alıyor
Gelmişinden, geçmişinden...
Kanattığı anılarını
İhtişamla şarap tasına dolurup
Kana kana içiyor
Elinin tersiyle siliyor
Kan damlayan, günahsız umutlarını
Karanlık gecelerde,
Huzurla gökyüzüne her baktığında
Eksiltiyor yıldızlarını
Kendi safında topladığı yıldızlarla
Açıyor sana savaşını
Gündüzleri güneşini örtmek için
Yolluyor kara bulutlarını
Yüreğinin en kasvetli oluşunda
Yaşama arzunu her kaybedişinde
Zevkten söylüyor, en sevdiği şarkılarını
Mutsuzluğunla besleniyor
Seni yok edişini kutlayıp
Kendi varoluş nedeninin içine
Altın harflerle "mendebur iblis" yazıyor
Alaycı tavrıyla haykırıyor, haksız galibiyetini
Sonsuzluğa ve Tanrıya...
mesutkuntan
Sonsuzluğa Ve Tanrıya başlıklı yazı mesut-kuntan tarafından
10.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.