
Bir Avuç Sessizliğe
Gölgeye sinmiş yüzler gördüm,
Nefesleri ince bir rüzgâr gibi titrek,
Zamanın ağırlığıyla eğilmiş omuzlar…
Avuçlarında kırık bir dua,
Ve hasretin yarası,
Her adımda sessiz bir çöl büyüyordu.
Bakışları, yanmış ekinlerin kızıllığı,
Sözleri, yarım kalmış bir ağıtın yankısı gibi.
Birer yalnızlık heykeli gibiydiler,
Kökleri kuruyan bir bahçenin sessiz tanıklarıydı.
Ve ben toprağa eğildim,
Toprak bana ağladı,
Biz hepimiz birer suskun tohumduk.
Bir köşede unutulmuş yüzler vardı,
Sanki zamanın pası işlemişti gözlerine.
Her nefes, kırık bir kandilin ışığı gibi titriyordu,
Her söz, yarım kalmış bir hikâyenin yankısıydı.
Omuzlarında ağır bir sessizlik,
Dizlerinde çökmüş bir yolculuk,
İçlerinde, kimsenin bilmediği bir gurbet…
Ben baktım, taşların bile ağladığını gördüm,
Gökyüzü eğildi, rüzgâr sustu.
Biz hepimiz, dağılmış bir dua gibiydik,
Bir avuç sessizliğe yazılmış kaderimizle.
Mehmet Aluç