
Ebedi Bir Sabah
Karanlığın eşiğinde yankılandı sesim
Bir boşluğun derinliğinde kayboldu nefesim
Yıkıntılar arasında aradım bir iz
Her taşın altında gizlenmiş bir sızı
Göğsümde ağır zincirler, gözümde paslı bir ışık
Her adımımda büyüyen bir uçurum
Bir tebessümün gölgesiyle çatladı ufuk
Gözlerim, kırık aynalarda sürgün
Kelebekler kanatlarında taşıdı yükümü
Ama her renk, bir yanılsamanın esiri
Bir dua gibi yükseldi içimdeki çığlık
Ve her dua, bir şifa oldu kalbime
Sevdanın ilacı yoktu, her nefesim yanık
Her bakışın, bir kıyamet gibi indi üzerime
Sonunda, bir bakışta toplandı bütün yollar
Ve ben, o bakışta mahşeri gördüm…
Gölgelerin kıyısında titredi kalbim
Bir yankı, taşlara çarpıp geri döndü
Her nefesim, kırık bir kandilin ışığı
Her bakışım, suskun bir denizin dalgası
Bir rüzgâr, saçlarımda taşıdı ayrılığı
Ve her esinti, bir hatırayı kanattı
Küller içinde aradım bir kıvılcım
Ama her kıvılcım, bir yangına dönüştü
Bir dua gibi yükseldi içimdeki sessizlik
Ve sessizlik, bir çığlıktan daha gür oldu
Adımlarım, görünmez bir yolun izinde
Her taş, bir sır; her sır, bir yük
Sonunda, bir bakışta toplandı bütün zaman
Ve ben, o bakışta ebedi bir sabah gördüm…
Mehmet Aluç
Yazarın
Önceki Yazısı