Benim meşrebim ölen bazı kişiler hakkında lehte veya aleyhte
konuşmamaktır. Bu tür bir konuşma çoğunlukla “ZAN” üzere yapılır ki “ Ey
iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı
günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın.
Birbirinizin gıybetini yapmayın. Hucurat 12) ve Peygamber efendimize,
“Birisinin arkasından söylediklerimiz doğru ise, onda bu kötü nitelik varsa
yine de yasak olan gıybet gerçekleşir mi?” diye soranlar şu cevabı
almışlardır: “Söylediğiniz onda varsa gıybet etmiş olursunuz, yoksa
yaptığınız iftira olur” (Müslim, “Birr”, 70). DİA tefsir)
1 – Okuduğum dönem de ders kitaplarında şöyle bir iddia vardı: Nüfus
kayıtları yetersiz olduğu için Mustafa Kemal’in şeceresi tam olarak
bilinmiyor. Benim bildiğim Osmanlı devleti dünyanın en büyük arşiv devleti
idi. Günümüze geldiğimizde her ne hikmetse tüm nüfus kayıtları bulundu
ve Mustafa Kemal’in şeceresi bilinmeye başladı? Mustafa Kemal’in
şeceresiyle ilgili dedikoduların sebebi Atatürkçü olduğunu iddia eden
devlet’tir. Türkiye’nin en ciddi ve büyük arşivi Genel Kurmay arşivi dir.
Mustafa Kemal’le ilgili tüm gerçek bilgilerin bu arşivde bulunduğunu
düşünmek son derece mantıklıdır. Bu arşivler niçin ders kitaplarında
kullanılmamıştır da dedikodulara izin verilmiştir? Şu denile bilir miydi:
Yetişme döneminde yeni bir devlet kuracağı düşünülmediği/tahmin
edilmediği için hakkındaki bazı bilgiler kayıt altına alınmamış olabilir. Bazı
kaynaklara göre Mustafa Kemal Milli mücadelenin başında, İstanbul’da
“kızak” ta bir subaydı. Hakkındaki bazı bilgiler kayıt altına alınmamış veya
kaybolmuş ta
olabilir. Bu bana göre mantıkla bir yaklaşım olurdu.
2-Mustafa Kemal’in zekası veya eğitimiyle ilgili hiçbir muhalif kaynakta
yanlı bir cümleye rastlamadım. Mustafa Kemal’in siyasi/politik zekası
kimse tarafından inkar edilemez. Pek çok tarihi büyük şahsiyet gibi
Mustafa Kemal’de yaşadığı toplumun dinamiklerini son derece iyi bilen ve
bunu kullanan birisiydi. Siyasi ve politik zekası sayesinde Milli Mücadele’yi
topluma mal etti ve başarılı oldu. (Kaynaklara göre Milli Mücadele’ye elk
ve en büyük destek din adamlarından geldi. Mustafa Kemal’de uzun bur
süre Milli Mücadele’nin amacının, hilafeti ve saltanatı kurtarmak olduğu
fikrini çevresine empoze etti.
3-Mustafa Kemal Askeri lise ve harbiye eğitimi sırasında üst düzey bir
eğitim almıştı. İlber Ortaylı’nın belirttiği gibi “ Türkiye Cumhuriyetini
kuranlar Osmanlı subaylarıydı. Cumhuriyetin ilanından sonra 1920 yılı
milat ilan edilince bu unutturuldu. Selçuklu ve Osmanlı kendilerinden
önceki devlet ve toplum geleneği üzerine bir devlet inşa ettiler. Mustafa
Kemal bu geleneği istemedi. Yeni devletin yüzünü batıya çevirdi.
Meşruiyet için de bir takım “red” ler verilmek zorundaydı. Verildi.
Maiyetindeki bürokratlarda “abarttılar”. Bu yüzden Venizelos kendisini
protesto eden vekillere “ Ankara hükümeti yüzünü batıya çevirdi. Bizim için
tehlike değiller” dedi.
4-Mustafa Kemal Tütün bağımlısı ve sosyal içiciydi. Günlük 3 paket sigara ve 70’lik rakı içiyordu. Bu iftira değil. Çankaya köşkünde ve Dolmabahçe sarayında ki garsonu (uşağı) Mithat Bleda hatıralarında yazdı. Jan dündar da programında. Kaynaklardan Çankaya köşküne alınan içki listeleri incelenebilir.
5-Mustafa Kemal yetişme döneminde değilse bile ilerleyen süreçte Ateist
olmuştu. 1980 li yıllarda Doğu Perinçek’in Genel Kurmay arşivlerinden
bulup yayınladığı notlar ve Murat Bardakçı’nın elindeki belgeler bunun
ispatıdır. Mustafa Kemal öldüğünde yanındakilerin hiç birinin aklına
cenaze namazı gelmedi. Kız kardeşi Makbule’nin ısrarı üzerine gizlice
cenaze namazı
kılındı.
6-19 ve 20. Yüzyıllardaki Marksist-Materyalist bilim revaçta olduğu ve
İslam dininin toplumu geri bıraktığı düşüncesi “Aydınlar” arasında kabul
gördüğü için Mustafa Kemal’de doğal olarak bundan etkilendi.
Etkilenmiştir.
7-Yanındakiler yalakalık veya menfaat ne derseniz deyin Kral’dan çok
kralcıydı. B.K.Çağlar Mevlid yazdı. Kabe arabın olsun Çankaya bize yeter
dediler. Mustafa Kemal tanrısal bir varlığa dönüştürüldü. “Devrin ilk Maarif
Vekillerinden (Milli Eğitim Bakanı) Mustafa Necati Konya’ya gelmiş ve
Latin harflerinin üstünlüğünü(!) anlatmak üzere bir konferans düzenlemişti.
Şehrin her tarafına yapıştırılan ilanlarda: “Eski Harflerle Birlikte Kur’an’ı da Tarihe Gömdük” yazıyor ve konferansın ertesi gün saat 10'da verileceği belirtiliyordu.” Basın
Yanlış
bilgi sahibi olabilirim. Selametle kalın.
Yazarın
Önceki Yazısı