Onların Dizileri
ONLARIN DİZİLERİ
Dizi sinema sektörü, internette yazılana göre Amerikan film sektörünün cirosu 35-50 milyar dolar, dünya film sektörünün cirosu 130-140 milyar dolar, dünya dizi sektörünün cirosu ise 3 trilyon dolardan daha fazla olduğu tahmin ediliyormuş. Devasa bir ekonomik sektör. Kültür hegemonyasının en etkili aracı. Başka ülke insanlarının bilinç altlarını etki altına almanın en pratik yolu. Amerika yıllardır bilhassa filmleriyle insanların bilinç altlarını esir etti. Başarısız ve vahşi ordusunu başarılı ve merhametli ordu olarak lanse etti. Kaybettiği Vietnam savaşını bile ranta çevirdiler. Soykırım yaptıkları Kızılderililerin “Vahşiliğini” bilinç altlarına kazıdılar. Amerikan dizi ve filmlerinin ana teması “ben güçlüyüm istediğim herşeyi yapmaya hakkım var” mantığı üzerine kuruludur. Bilhassa Askeri filmler.
Amerikan filmleri artık tamamen stüdyoda çekiliyor. Büyük film platolarına ihtiyaçları kalmadı. Yeşil bir perde önünde çekilen filmler bilgisayar efektleriyle zenginleştirilip yüz milyonlarca dolar para kazandırıyor onlara. Batı dizilerine gelirsek:
Batı dizilerinde bazı klişeler vardır. Anne veya babası bazen ikisi tarafından terk edilmiş çocuk klişesi en yaygın klişe. Çoğu dizilerde kurgu ebeveynleri tarafından terkedilmiş çocuklar üzerinden gelişir.
Batı dizilerinin çoğunda bir/birkaç yatak sahnesi olur. Batı dizilerinde insanlar sosyalleşmek veya kafa dağıtmak için içki partileri düzenlerler. Bu dizilerde tek gecelik ilişkiler normal görülür. Aileler çocuklarına bu konuda asla baskı yapmazlar. Dünyanın en çok suç işlenen ülkelerinden olan Amerika da dizi ve filmlerde arabalar nedense hiç kilitlenmez. (Yıllar önce bir haberde her 1 dakikada bir tecavüz her 9 dakikada 1 cinayet işlendiğini okumuştum.)
Yabancı dizilerde en çok dikkatimi çeken Adalet vurgusudur. Adaleti sağlamak ve masumları korumak için insanlar kendilerini feda ederler! (Cezaevlerinin kâr etmesi ve eyalet bütçesine yük olmaması için yerel idareler özellikle zencileri her fırsatta tutukluyor. Meselâ aynı miktarda uyuşturucu ile yakalanan bir zenci, beyaza kıyasla 3 ila 6 kat fazla hapis cezası alır. Yeniden başlama riski vb bahane edilir.) Derin Düşünce.org ABD bir hukuk devleti midir?
Satır araları okunursa Batı ülkelerinin bir polis devleti olduğu açıkça anlaşılır. (Amerikan polisi her gün 3 insan öldürür. Bunların üçte biri silahsızdır. Ölen zenci, öldüren polis beyaz olduğu zaman mahkeme yapılmaz. FBI polis şiddeti ile ilgili istatistikleri yayınlamadan önce biraz “düzeltir” yani gerçek bundan daha acıdır.)Derin Düşünce.org. ABD bir hukuk devleti midir? Polise mukavemet gösterenler çoğunlukla öldürülür. (Yıllar önce bir habere göre Londra’da bir polis kimliğini sorgulamak istediği birini vurarak öldürür. Polis suçsuz bulunur. Son celse de hakim polise Suçsuz bulundun ama vicdanın rahat mı diye sorar. Polis: Vurduğum kişiye ellerini kaldırmasını hareket etmemesini söyledim. Şahıs elini beline götürdü. İkaz etmemem rağmen bunu yaptı. Bende silahımı ateşledim. Belinde silah olsaydı beni vurabilirdi. Vicdanım rahat cevabını verir.)
Batı dizilerinde tüm devlet kurumları acımasızca eleştirilebilir. (Devlet televizyonu BBC yapımı Emret Bakanım dizisini hatırlayın. Pek çok Batı dizisinde lgbt karakterler mutlaka bulunur.
Batı dizilerinin önemli klişelerinden birisi de Ateizm dir. Karakterler üzerinden ısrarla Ateizm propagandası yapılır. Ama eş cinsel papazlar ve lezbiyen rahibeler hakkında olumsuz imaj sergilenmez. Bizdekinin aksine din adamlarına “SAYGIYLA” yaklaşılır.
Yabancı dizilerin ortak özelliklerinden biri de bizdekinin aksine insani değerlere vurgu yapılmasıdır. İnsancı Batı dizi ve filmlerde insani değerleri ön plana çıkartır. Karakterler ne kadar yamuk olsalar da bir yerde içlerindeki insani özellikler ortaya çıkar.
Yabancı dizilerin başarısı kanaatime göre senaristlerin başarısıdır. Yabancı dizi senaristleri arasında “Marjinal ve bağımlı sayısı az olabilir! Amerikan dizilerinde insanlar yalnız. Aile bağları yok, dini inançları zayıf veya yok. Bayrak veya vatan kavramları yok. Hayatlarını Amerikan ekonomik sistemine uyarlamışlar. Güç ve para için her şeyi yap. Her şeyi feda et. Zengin ve güçlü olursan mutlu olursun! Amerikalılar da bu argümanların yanlışlığını kavramış olmalılar ki insani değerleri ön plana çıkarıyorlar.
Bizim aksimize! Bizim reddettiğimiz insani değerlere sahip çıkıyorlar. Amerikan basınında ilginç bir tepki olduğunu okumuştum. 1945 yılında Almanlar’ın bir projesi varmış. İyi yetiştirilerek Amerika’ya yerleştirilen ajanların görevi suikastlarla toplumu manipüle etmek. Emniyet Alman ajanlarını yakalayamayınca ceza evindeki bir İtalyan mafya babasına bir teklif götürmüş: Cezaevinden çık, çeteni topla, Alman ajanlarını bertaraf et. Görevin süresince emniyetin koruması altında ol. Görevin bitince cezan silinecek. Geri dönmemek şartıyla İtalya’ya dön. 6 ay sonra İtalyan mafya babasını gemiye New York emniyet müdürü bindirmiş. Basının bu olanlardan haberi olduğu halde hiçbir gazete bunu haber yapmamış. 11 Eylül saldırılarından sonra da Amerikan basınında tek bir kare fotoğraf paylaşıldı. İlginç değil mi?
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.