15 Temmuz
15 Temmuz
15 TEMMUZ 2016’da yaşanan darbe kalkışması 1000 yıllık Anadolu Türk-İslam coğrafyasının en büyük ihanetidir. Organize ihanetlerin de en sonuncusudur. Türkiye tarihi isyanlar ve savaşlar kısaca güç ve iktidar mücadeleleri tarihidir. Bu uğurda milyonlarca insan ölmüş, Anadolu coğrafyası tarumar olmuş.
15 Temmuz kalkışmasıyla ilgili bazı iddialara cevap vermek gerekirse;
1-Devlet 15 Temmuz’u önleyebilir miydi? Hayır; Ortada bir suç yokken Emniyet, jandarma ve adliye müdahale edemez. Önleyici tedbir olarak bilgi toplanabilir. (Kuvvetli suç şüphesi, bir kişinin işlediği iddia edilen bir suçu gerçekleştirdiğine dair toplanan delillerin, o kişinin mahkûm olma ihtimalini yüksek ve kuvvetli göstermesi durumudur. Türk Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) sisteminde kişi özgürlüğüne müdahale eden tutuklama ve adli kontrol gibi koruma tedbirlerinin uygulanabilmesi için aranan en temel ön şarttır.
Bu hukuki kavramın ceza yargılamasındaki kritik detayları şöyledir:
• Somut Delil Şartı: Kuvvetli suç şüphesinin varlığından söz edilebilmesi için soyut iddialar veya tahminler yeterli değildir; şüpheyi destekleyen somut delillerin (belge, kamera kaydı, parmak izi, tanık beyanı vb.) dosyada mevcut olması gerekir.
• Tutuklama Tedbiri İle Bağlantısı: CMK madde 100 gereğince, hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve en az bir tutuklama nedeni (delilleri karartma veya kaçma şüphesi) bulunan şüpheli ya da sanık için tutuklama kararı verilebilir.
• Ölçülülük İlkesi: Kanuna göre, sadece kuvvetli şüphenin varlığı tutuklama için tek başına yetmez. Verilmesi beklenen cezanın tutuklama tedbiri ile ölçülü olması ve adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kalacağının hâkim tarafından somutça gerekçelendirilmesi zorunludur.) Kaldı ki kalkışma organize bir hareketti. 14 Temmuz’da yüz binlerce insana bu tür bir tedbir uygulanması Türkiye Cumhuriyeti’nin “Hukuk Devleti” imajını tüm dünya da sıfırlardı. İşte o zaman “Diktatör” iddiası gerçekleşmiş olurdu. Böylesi bir uygulama Adliye, emniyet ve istihbarat gibi resmi kurumların Anayasal görevlerini ihlal anlamına gelirdi. 15 Temmuz sonrasındaki sürece baktığımızda “Bilgi Toplama” görevinin tam olarak yapıldığını anlıyoruz.
2- FETÖ’nün devlet içinde yapılanması 2000’li yıllarda başlamadı. FETÖ 15 Temmuz 2026 itibarıyla yaklaşık 60 yıllık bir örgütlenmeydi. FETÖ’ nün TSK yapılanmasının 1980 li yıllarda “Netekim Paşa” nın emriyle başladığı biliniyor.Aynı yıllarda Yunanistan’ın NATO’ya alınmasına da Netekim Paşa onay verdi. 70-80 li yıllarda Emniyet’te “Muhafazakar” bir kadro zaten vardı. Devlet kademelerindeki “Muhafazakar” kadrolar “Sağcı” bilinen iktidarlar tarafından başlatılmış ve devam ettirilmiştir. (Eski Emniyet istihbaratçı Bülent Orakoğlu bir röportaj da şu ifadeleri kullandı: Artık askerler istedikleri gibi ihtilal yapamazlar. Sivil idareye bağlı silahlı bir polis gücü var”
3-Evet FETÖ bir Amerikan projesiydi. Başlangıcından itibaren bir Amerikan projesiydi. Neden? Türkler teşkilatçı bir millettir. Türkler tarafından kurulan onlarca, yüzlerce devlet-devletçik bunun en büyük delilidir. Fetö tarzı organizeler devlet kurmak için kullanılır. Selçuklu zaafiyete uğradığında Osmanlı, Osmanlı zaafiyete uğradığında ise Türkiye Cumhuriyeti için toplumun tüm katmanları bir araya geldi. Devleti yıkmak için organize olmak İttihat Terakki ile başladı. Türkiye’de ki bütün guruplar devlete bir şekilde muhaliftir ama yıkmak için bu kadar organize olamazlar. Amerika ve Avrupa’yı (Avrupa bilhassa Almanya tamamen ABD’nin kontrolünde) arkanıza almadan darbe yapılamaz. 1960-1980 darbeleri tamamen ABD’nin kontrolün ve desteğiyle gerçekleşti. Çevik Bir Amerika destek vermediği ve o günkü 1. Ordu komutanı karşı çıktığı için darbe yapamadı.
4-Fetö’nün ilk kadroları –kuvvetle muhtemel- samimim dindar insanlardı. Daha sonra işin içine Para ve Güç girdi. Bu sayede insanları manipüle etmek ve yönlendirmek daha kolay oldu. Manipülasyon için, Fetö’nün amiral gemilerinden Zaman Gazetesinde farklı fikirlerde pek çok kişi yazı yazıyordu. Dini programlar, sohbetler, Türkçe olimpiyatları manipülasyonun önemli ayaklarıydı. Yurt dışındaki okullarda CİA ajanlarının çalıştığı ortaya çıktı. Kimlik oluşturma çabası içindeki samimi insanlar kullanıldı.
5-Fetö’nün PKK dahil pek çok örgütle fiili ortaklığı, Ekonomik ve siyasi bir güç haline gelmesi Türkiye şartlarında “Normal” değildir. Kalkışmanın ardından yaklaşık 100.000 kişi işten atıldı. Kanaatim bu rakam kadar belki daha fazlası halen çalışıyor. Sessiz kaldıkları için tespit edilemiyor. En büyük argümanları “Her şey çok güzel olacak” cümlesi.
6-Şahsen CHP ve DEM parti de diğer partiler kadar FETÖCÜ bulunduğunu düşünüyorum.
7-Türkiye’de bir kişi veya gurubu tüm partilerin ve Batı dünyasının koruması “Big Brother” yoksa mümkün değildir.
8-Kendisini “DİNİ” gurup olarak lanse eden bir gurubun içinde bu kadar farklı fikirde insanın olması mümkün değildir. Bu kadar insan ancak menfaat için bir araya gelebilir.
HERKESİN BİR HESABI VE TUTAĞI VARDIR ANCAK TUZAK KURANLARIN EN HAYIRLISI ALLAH'TIR.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.