Emekli Olunca Emekler Miyiz?
Emekli kelimesi bana üç şeyi hatırlatır; yaşlanma, özgürlük, para…
İnsanlar işe başladıktan bir süre sonra emekli olacağı günlerin hayalini kurmaya başlar. Emeklilik için bir sürü planlar yaparlar. On-on beş yıl çalışma hayatı olan bile sohbet arasında muhakkak kullanır “Ben emekli olunca…” diye başlayan cümleleri.
Gençken emekli olanlar istisnadır. Belli sebepleri vardır. Birçok kişi de ne yazık ki istemesine rağmen yaşam şartları nedeniyle emekliliğini geciktirmek zorunda kalıyor.
Yaş ilerledikçe ve insan artık her sabah işe gitmek için söylenmeye başlamışsa, erken kalkmaya, hazırlanmaya üşeniyorsa, eskisi kadar verimli olduğunu düşünemiyorsa emeklilik onu çağırıyor demektir.

Hayallerini sürekli erteleyen, planlarını çalışma saatleri dolayısıyla yapamayanlar da emeklilik hayali kurarlar. Bazıları uzun süre hayalde kalır bazıları da daima…
“Emekli olunca bahçeli bir ev alacağım, çiftlik kuracağım, kitap yazacağım, yazlık alacağım, sıla-i rahim yapacağım, kafamı dinleyeceğim, karavan alıp gezeceğim, öğleye kadar yatacağım, gecelerin tadını çıkaracağım, arkadaşlarla tatile gideceğim…”
Çoğu yapamaz.
Derler ya “Kul plan yaparken kader gülermiş.”
Bazıları emekli olduktan sonra ya maddi sıkıntıdan ya da boşluğa dayanamamaktan dolayı yeni bir işe başlar. Bazıları da evine kapanır.
Ertelemeyelim dediğimiz her şey emeklilikte de çoğunlukla ertelenir. Evdeki hesap çarşıya uymaz. Ya da gençken kurduğu hayalleri uygulayacak mecali kalmaz. Vazgeçmek zorunda kalır.
Bazen de fikirleri ailesi ve yakın çevresi tarafından onaylanmaz, Nasrettin Hoca’nın eşeğinin kuyruğuna döner mesele. Emekli olan oymuş gibi herkes kendi hayallerini ona yaptırmaya çalışır.

Peki, ciddi ciddi zaman yaklaşınca neden hep ertelenir emekli olma işi? Bence emeklilik de işe başlayabilme gibi zor bir süreç. Çünkü yıllardır süregelen bir alışkanlıktan feragat edeceksiniz. Sabah kalkmak, işe gitmek rutini, çevrenizden birden kopma, sorumlulukların çoğunun sonlanması... Kolay değil. İnsan kendini biraz değersiz biraz yaş almış biraz işi bitmiş hissedebilir.
Emekli bir arkadaşım şöyle bir cümle kurmuştu: “Cumartesi-pazarların değeri kalmadı.”
Evet, dört gözle beklediğimiz hafta sonu tatillerinin yerini tüm haftanın alması gerçekten zor bir durum olmalı. Bir planın yoksa boşlukta gibi bir his verebilir. Ya da her gün aynı rahatlığın verdiği can sıkıntısı. Televizyona bağımlı olma riski... Düşünsenize sabah sizi kaldıran bir mecburiyet yok, herhangi bir hobiniz, meşgaleniz de yoksa günler birbirini aynı. Geri kalan günlerde neyi bekliyorum sorusuyla haşır neşir olacaksınız … Bazen saçınızı taramaya bile gereksinim duymayacağınız kadar bir boş vermişlik… Olabilir mi?
Emeklilik hayata yeniden emeklemek gibi bir şey belki de. Yeni bir düzen kurmak gibi…
Kayseri Meydanda bir yer var, kalenin önünde… Emekliler orada oturmayı çok sever. Geleni geçeni -tıpkı kendi gençliğindeki gibi hayata koşturanları- seyreder, yanında oturanlarla “Nirelisin? Voooo… Nii iş yapardın? Baa evi var mı ellam?” diyerek sohbet eder, vakti gelince namazını yakın bir camide eda eder. Kalenin arkasındaki çarşılarda iki üç kez dolanır, akşamı eder, gizli bir piyasa araştırması yapıp akşama doğru iki ekmeğini alıp evine döner. Her şehirde çoğu mahallede vardır emeklilerin takıldığı bir lokal, kahvehane, park mekanları…
Benimde emekli olunca planladıklarım var tabi. Ama listemden kaçını o zaman kadar elerim şu an hiçbir fikrim yok. Ama çiftlik kuramam; hem param yok hem de dermanım… Zaten daha ömrüm olursa yedi yılım var emekliliğe… Gerçi emeklilik sisteminin kökten değişeceği haberini aldığımdan beri bu süreden de emin olamıyorum. Allah herkese hayırlı ömür versin. Emekliliğinin tadını çıkarmayı nasip etsin diyorum.
Demem o ki, her şeyi de emekliliğe bırakmayın, yarına çıkacağımız belli değil...
- Yorumlar 8
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.