MASUM BİR MASAL
Güneşi söndürebilecek,
Karanlığı uyandırabilecek,
Rüzgarı durdurabilecek kadar güçlüyken,
Ortasından kırılan bir kalbi taşıyorum.
Üzerime karabasan olup çöken gecede,
Acının renklerinden albüm yaptım defterime.
Rivayetler var öleceğimi söyleyen
Biliyorsun işte
Sustuğumda kapanacak gözlerim
Ve gözlerim kapandığında, susacak sözlerim…
Masum bir masal büyüttüm yüreğimde,
Efsunladım bütün öyküleri,
Bilinsin ki,
Kefaretini peşin ödedim ecel diyetimin.
Yirmi dokuz harfi tükettim yeminime.
Ardında sürüklendiğim infiallerimle yarınsızım.
Şuursuz kaldı söyleyeceklerim.
İşte bu yüzden,
Acil tedavi istiyor kalp kapakçıklarım…
Eşsiz gözlerine baktığımda yandı içim,
Işıktan fırtınalar tutuldu fay hatlarımda,
Oysa ciğerim yana yana söylüyorum sana,
Yüzüne yakışmıyor nefretin izleri,
Neden söylemedin ki cehennemime habersiz girdiğini.
Oysa,
Yüreğimin mezarlarına yerleştirdim sevgini,
Ölü doğum dedi ebe kadın,
Ölümüne çarptığında kalp ağrılarım,
Kalbine gidemiyorsam gidecek yerim yok demekti…
Biliyor musun?
Ulu bir ormanda,
Ayaklarıma dökülen yapraklarla konuşuyorum,
Derin susuşlarımı saklıyor ve içini dinliyorum.
Gülüşünü taklit ediyor orman kuşları,
Genzime bulanan kokunu yutkunuyorum.
İçimde serseri bir isyan sessizliğiyle,
Bekleye bekleye sancısı tutuyor kalp ağrılarımın…
Nuh tufanından bir gündeyim,
Bir cerrahın elinde yirmi dokuz kere bölündü yüreğim.
Pusulası şaştı yorgun ayaklarımın,
Beyhude yakarışlarımı sürdüm içimdeki namluya,
Vursunlar beni buralardan değil diyerek…
Unutma ki;
Seviyorum diyebilmek değil bütün marifet.
Vuslatına mekik dokuyan umut olmasaydı,
Karanlığın yollarında bulacaktın kalp ağrılarımı.
Işıklar gözüme gözüme diktikçe bakışlarını,
Senin değilse,
Senden başka herkesindir sebil yüreğim…
Bağrımda kaç
baharı daha öldürmeliyim saçlarının,
Ve nasıl iyileştirmeliyim kanayan yaralarımı.
Bileklerimde intihara meyilli yolculuklar,
Yoruldum,
Diyorum ki yüreğime bulaşan bakışlarını,
Artık çek üzerimden…
Âdem Efiloğlu
Yazarın
Önceki Yazısı