
PEMBE ZAMBAKLAR VE AÇELYALAR
Sıcaklığında seraplar gördüren
çöllerin toprağıyla, altın cevherinin karıştırılması gibi yaklaşması ve
vazgeçilmesi kolay olmayan bîlmisâldir o.
Teklifsiz, kotasız birbirine sızan
iki mevsimin masumiyeti onun cehresinde birleşmiştir. Özgürlüğüne düşkünlüğünü
temsil eden dev kanatlarıyla bütün evreni kaplayacak kadar büyük bir sevgiyle
donatılmıştır. Tahsin sanatının yeryüzündeki tezahürü olması da hiç şaşılacak
bir şey değildir. Kirpiklerinde iğne oyaları taşıyan, dokunduğu her şeye kanaviçeler
işleyen, yürüdüğü her yere cennetin izini bırakan kadın elbet celadet erdemiyle
de sırlanmış olacaktır.
Tohumun büyümesini sağlayan toprak
gibi neslin gün ışığıyla tanışmasını sağlayan da kadındır. Rabb nurundan
insanların Kabe’sine (kalbine) üflerken, kadınların bu nuru yüreklerinden
tekrar arşa doğru yansıtması da bir nimettir.
Elleri, bilekleri öpülesi kadın;
gücü, cesareti ve vizyonuyla tarihin sayfalarına adını yazdırmıştır. Bilimi,
sanatı, siyaseti ve doğurduğu her çocukla birlikte toplumu şekillendiren cemil
mimarlar yeryüzünde nice eserler vermeye devam ediyor.
Huzurlu bir kadın, huzurlu
bireylerin teminatıdır. Her şey hızla değişirken, sevgi de boyut değiştiriyor.
Saf ve arı sevgiyi kadınla birlikte kabuk değiştiren nesle öğretmeliyiz. Bir
kişi ile çabalamak hem uzun sürecek hem de yılgınlığa sebebiyet verecektir. Tüm
uyarıcılardan ve zaman çalıcılardan münezzeh bir saat dilimi tahsis etmek
aileye tazecik bir hava katacaktır.
Şiddetin her türlüsünü minasında barındıran
bir birey, bunun doğru olduğunu düşünerek şiddeti devam ettirecek veya şiddete
maruz kalmaya devam edecek. Anne ve babanın genetiğini alırken aslında onların
hayallerini, korkularını, doğrularını da bedenimize almış oluyoruz. Sonra da
yanlış olduğunu bilerek bu sistemi devam ettiriyoruz. Değişime açık ve gözü pek
olan kadını cesaretli yetiştiremezsek, bu çemberi kırıp bizi doğru yola
çeviremez. Sevgiyi öğrenmeyen ve tatmayan bir insan da sevgiyi kendinden sonrakilere
aktaramaz.
Nefret etmek için ayırdığımız
zamanı sevmeye ayırsaydık, gezegenimiz çok başka bir yer olurdu. Şiir gibi
konuşmayı, şiir gibi bakmayı, şiir gibi yiyip, şiir gibi içmeyi başaran insan
dünyanın en zengin insanıdır. Hele de bir kadına şiir yazan bir şair, iki
cihanda da cenneti yaşamış gibidir. Rabb’ın eserini, emanetini O’nun razı
geleceği şekilde kıymetlendirmek ne yüce bir kulluktur.
Kış ortasında yaz yaşamak için bir
kadının neşesi yeter.
Tüm dünya kadınlarının 8 Mart Dünya
Kadınlar Günü kutlu olsun..
Mavi Yıldırım