Azmiyle, çalışkanlığıyla, inadıyla ve sivri diliyle dikkat çeken; mahallemizin gülen yüzü, şakaların ustası, unutulmaz Yaşar amcamız vardı ve babamın da sıkı dostuydu.. Hatta izlediğimiz filmlerden esinlenerek birisine “Metin”, diğerine “Zeki” derdik; ayrılmaz ikili olarak. Pazara, kahveye, tarlalara, Aydın’a (Orakçılar derdik; yaz aylarında ekin biçmeye giden mevsimlik işçiler için) birbirlerinden ayrılmazlardı. Babamın cenazesine katılmış, eski günleri yad ederek çok gözyaşı dökmüştü. Birkaç yıl sonra da kendisi vefat etti. İkisinin de mekânları cennet olsun inşallah.
Yaşar amcanın okuma yazması yoktu fakat inatçılığı birçok işi başarmasına sebep oldu. İlerlemiş yaşına rağmen öküzlerini satıp traktör aldı. Ehliyeti de yoktu; tek başına traktör sürmesini öğrendi ve yıllarca çiftçilik yaptı. Konu komşuya çok yardımcı oldu.
Onun bazı sözleri vardı ki yazılmaya değer:
“Hak-hukuk varsa çıkar.” derdi. Yani kul hakkı yenmişse, içinde haram varsa, hak edilmemiş kazanç varsa; kazayla, belayla bir şekilde ortaya çıkar demek isterdi.
“Kaderde ne varsa o olur.” derdi. Bu söz yaptığı her işte ona hem cesaret verir hem de güven sağlardı.
“Düşmana fırsat vermeyin!” derdi. “Kötü olsanız bile ‘iyiyim’ deyin ki onları sevindirmeyin.” Kimin dost, kimin düşman olduğunu zaten günümüzde bilmek pek mümkün değil; çıkarı olan “dost” olurken, çıkarı bitince “düşman” oluveriyorlar.
“Yerse içer.” Bunu genellikle çeşme başında hayvanlarını sularken söylerdi. “Ben hayvanlarımı iyi yemledim, bak; kana kana nasıl su içiyorlar.” demek isterdi.
“Kendinize bir oyuncak bulun!” derdi; yani kendinize bir eş bulun anlamında. Karısını göstererek de bizleri güldürürdü:
“İşte benim oyuncağım, bu dişli…”
“Öksürük benim işaretimdir.” derdi. Evinde öksürünce kızları anlarmış ki bir ihtiyacı var; ya çay ister ya su.
İneğimiz ya da atımız hastalandığında hemen gelir, tedavisini yapar ve beş kuruş para almazdı. Küçüklüğünde çobanlık yaptığı için hayvan sağlığından iyi anlardı. İneğimiz doğum yapacağı zaman ilk ona haber verirdik.
Sonra her şeyini satıp Bağ-Kur’a olan borçlarını ödeyerek emekli oldu ve kalan günlerini şehirde geçirdi.
Allah rahmet eylesin tüm geçmişlerimize. Toprak sizleri incitmesin.