Bir Çağlayanım

Bir gölge geçti kırık saatlerin üstünden ağır ağır
Sadece senin adını yazdı eksilen ömrümün sınırlarına
Yarım kalmış bir şarkı vardı, bir yetim sabah ve şimdi
O nazarının değdiği her an, durmuş zamanlar yeniden işliyor
Sana adanan her nefesimde bu aşk sonsuzluğa taşınıyor
Ben pencerelerde gizlice tükenen, usulca silinen bir iz değilim
Ben sana dokunmadan bile ölümsüzleşen o devasa sevdayım.
Bir tufan koptu kaderin o pas tutmuş çarklarından yaka yaka
Sadece vuslatımızı mühürledi sağır gök kubbelerin alın yazısına
Asırlık bir susuzluk vardı, dipsiz bir karanlık ve şimdi
Her bana bakışında uykudaki bütün galaksiler uyanıyor
Her parmak ucun tenime değdiğinde yeryüzünün bütün savaşları duruyor
Senin yörüngene girdiğim her saniye, içimde yepyeni bir evren kuruluyor
Ben rüzgârın merhametine kalmış, savrulan kimsesiz bir yaprak değilim
Ben tesadüflere boyun eğmiş, unutulmaya mahkum bir hatıra hiç değilim
Ben karanlığı yırtan ellerinle baştan yaratılan, adı ebediyet konmuş o yenilmez çağlayanım...
(
Bir Çağlayanım başlıklı yazı
NEJAT HOCA tarafından
17.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.