Kozan Ve Sınıfımız
Kozan'ı hiç görmeseydim,bu kentte gelip,bu denli güzel insanlar tanımasaydım sanırım hissiyatlarımda bu kent insanları işgali olmaz,haliyle özlem duyguları da taşımamış olurdum.Babamın tayini çıkmasa,Kozan'a gelmesek,özlediğim bu arkadaşlarımı hiç tanımaz,hasretliklerini duymazdım.Kozan'a çok istememe rağmen içinde bulunduğum iş yoğunlukları ziyaretimi ilerideki günlere ertelettiriyor ama bu ilerdeki gün bir türlü gerçekleşmiyor.Kozan'dan ayrılışımızdan bu yana,bu beldeye,burada arkadaşlarımla geçen zamanlara özlemlerim hiç dinmedi.Öğretmene,saygı duyulan bir büyüğe,en çok annelerimize yada sevgiliye vermek için sevilen çiçeklerin demet haline getirilişleri misali,sevgi dolu bir tutam insan topluluğu Kozan İstiklal ilkokulunun 5.sınıfında kader bizleri bir araya getirdi.Bu güzel beldede,İstiklal ilkokulunun bu sınıfında geçen günlerimin,ilkokul evrelerimin harika evreleri olduğunu belirtirim.Görkemli,ulumu ulu,büyükmü büyük,heybetlimi heybetli bir kalenin eteklerinde kurulu bu kentte ilkokul ve ortaokul evrelerimi geçirdim.Benim bulunduğum yıllarda Kozan'ın yanlış hatırlamıyorsam 4 yahutta 5 ilköğretim okulu vardı.Aslanpaşa Mahallesinde oturuyorduk.Bu mahalleye en yakın okul inkilap ilköğretim okulu olmasına rağmen,babamın teftiş proğramı içinde olan kardeşlerim Hayrettin,Nurettin ve ben bize yakın olan İnkilap ilköğretim okuluna değilde bu okulun bir kaç sıra evlerden sonra 150-200 mt,ilerisindeki İstiklal iköğretim okuluna kayıtlarımız yapıldı.Bu okulda güler yüzlü Bayram Ali Küçük adında bir müdürümüz vardı.Çocukların o yaşlarda en yıldıkları,en korktukları abuk sabuk suratlı somurtkan insanlar görmeleri,onlarla zorunlu bulunmalarıdır.Bizim müdürümüz şefkatli ve sevecendi.Bu sempatik tavrından dolayı müdürümüzü severdik.Geçip giden düşler ve güzel bir rüyaydı diye anımsanan çocukluk yıllarında insan en fazla arkadaşları ve onlarla sürdürülen dostlukları öneme alıyor.Kardeşim Nurettin İlköğretim 3.sınıfa başladı.Öğretmeni Fatma Erdoğan.Kardeşim Hayrettin'le aynı sınıftayız.Babamın beni Çumra'da temeli sağlam olsun diye 1.sömestriden sonra okulumdan kendi okuluna alıp,5.sınıfta bilerek bırakmasıyla,İstiklal ilköğretim okulunda aramızda 1 yaş olmasına rağmen,kader sınıf arkadaşı olarak ikimizi bir araya getirdi.Öğretmenimiz Nuri Akdeniz;çocuklarının üzerine titrer gibi bütün sınıf hepimize ilgi gösteren ve kişiliklerimize önem veren eğitimci ve öğretici olarak unutamadıklarım arasındadır.Bu okulda Çumra'daki okulumuzda olduğu gib sıralar yoktu.Sınıf mevcudu kızlı erkekli gruplar haline dönüştürülmüş ve özel yapılmış dikdörtgen uzun masalar 8 er 10 ar kişilik oluşturulan öğrenci gruplarına ayrı ayrı taksim edilmişti.Öğrenciler iskemlelerde oturuyorduk ve herkesin bir sandalyesi olması önemli olduğumuz anlamında bizlere hoş geliyor,gurur veriyordu.Bizim sınıfımız,sayımıza göre 4 gruptu.Bu 4 grup aynı zamanda birbirleriyle kıyasıya ders çalışma rekabetine girilebiliyor,açılan bir konu karşılıklı tartışılabiliyor,tezlerle konunun detayı incelenerek,konu daha iyi öğrenilir hale dönüşüyordu.Grup içerisinde evde dersine çalışmadan gelen öğrenci,grup tarafından zorlanıyor,bir nevi arkadaşları tarafından çalışmaya itilip,başarılı olmasına destek olunuyordu.Tabi dersler yapılırken bile,çocuk ruhlarımızın depreşmeleriyle,fırsat bulabilirsek öğretmenimize farkettirmeden gülüşebileceğimiz komiklikleride gizliden gizliye yapar,kendimizce öğretmenimizin duyması ve görmesinin farkına varmadığını sanrılarıyla,bu komikliklere sessiz ve gizlice gülerdik.Bunlar belkide özgüven tazelemelerimiz,okulda olsa zorunlu kapatılmalarımıza çocuk yüreklerimizle asice karşı koymalar,ayak diremelerdi.Bu komikliklerde ve yaramazlıklarda Pürlen genelinde başta gelir şaklabanlıklar onun grup masasından başlatılırdı.Unutamadığım olaylardan biri;Pürlen'in birgün ders arasında baş parmağına tükenmez kalemle hacı cavcava benzeyen bir tipleme çizip,bu hacı cavcavı diğer elinin parmaklarıyla avuçlayıp,hacı cavcavın olduğu baş parmağını meydana çıkarıp,bu baş parmaktaki hacı cavcavı öğretmenimizin dikkatinin başka taraflara yönlendiği anlarda,yüz mimikleriyle de Hacivat Karagöz oynatır gibi temsil vermesiyle,çok dikkat etmelerimize rağmen,sınıfcak kendimizi tutamayıp,başaramadığımız sessizliğin gürültüye dönüşmesiyle,öğretmenimizin "Ne oluyor" diyerek,dikkat kesildiği yerden sınıfa dönüşü Pürlen'in suç üstü yakalanmasına neden olmuştu.Pürlen'i tahtaya çıkardı,azarın bini bir para.Pürlen (Yeğenoğlu) haraketleriyle,sevecenliğiyle sınıfımızın ideoluydu.Onu sınıfcak sosyalliği ve içtenliği ve samimiyetinden dolayı çok severdik.Her durumda kendini savunur her badireyi kendine olan özgüveniyle rahat bir şekilde bertaraf ederdi ama o gün bu başparmak komikliği olayında çok kötü yakalanmış öğretmenimize yani onun azarlamalarına sessiz ve bir o kadarda mahcup düşmüştü.O gün geçti,bizim şaklabanlıklarımız son buldumu? Hayır,ama öğretmenimiz bu durumları artık belkide dişarz olmaya ihtiyacımız var diye çok aşırı olmazsa görmezden geliyordu.Sınıfta herkesin kendine göre gelişmiş farkında olmadığı bir becerisi vardı.Bunları tek tek anlatmak çok zaman alacağından bizi en mutlu edenlerinden bahsedeceğim.Ergun İzgi,Hafize Saygıcak ve Gönül Sapmaz arkadaşlarımız sınıfımızın güzel sesli şarkı söyleyicileriydi.Bizlere o günlerde o şarkı resitallerini yaptıkları güzel müzikleriyle,o şarkıları bugünlerde bile dinlediğim zamanlar o anıları yaşattıkları için teşekkürler,binlerce teşekkürler.Melek Yüksek benim grup masamdaydı.Melek kendine has şivesiyle sohbet ve konuşmalarında örnekli anlatımları en fazla yapan arkadışımızdı.Muhakkak bir konusu olurdu.Bunları tezlerle çoğaltır,bizi ikna ettiği zaman mutlu olur,mahsustan ona gıcık vermek adına inanmazsak "Ananı dinini la" derdi.Melek'in bu söylevi ve hali hepimizi katıla katıla güldürürdü.Sınıfımızdaki Hüseyin Ural Sivas'lıydı.Mahçup fazla göze batamayan biraz tıknaz öğretmenimizin onun üzerindeki Hüseyin çalışkan düşünceleri ve intibası,Hüseyin'i mecburi çalışma hapsi duvarları çerçevesine almış,Hüseyin bu duvar içinden çıkamaz olmuş,devamlı ders çalışır olmuştu.Öğretmenimizin Hüseyin'in üzerindeki bu kanısı kaybolmasın diye Hüseyin;muhakkak bir şeyler bilmeli,bilmek içinde ders çalışmalıydı.Öğretmenimiz ders aralarında aniden Hüseyin'e muhakkak bir şeyler sorardı.Bir gün bir ders esnasında "Hüseyin söyle bakalım Ural dağları nerededir" dedi.Hüseyin "Asya ve Avrupa arasında uzanan sıradağlardır öğretmenim"dedi.İşte Ural dağlarının nerede olduğunun kafama kazınması,belleğimden hiç silinmemesi öğretmenimizin ders sırasında birden bire Hüseyin'e o gün sorduğu sorudur.Bu arkadaşlarımın o günkü belleğime yansıyan karakterlerini bu satırlara sığdırmam gerçekten çok zaman alır ama yine hatıralarım canlandıkça kısım kısım anlatımlarım olacaktır.Öğrenciye öğretmenin şu yahut bu şekilde derse çalış zorunluluğu bizim sınıfımızda otomatikman ortadan kalkıyor,bunu grup üsleniyordu.Birgün ders yaparken Müdürümüz Bayram Ali Küçük sınıfa girdi.Öğretmenimiz Nuri Akdeniz'le bir şeyler konuştular sonra öğretmenimiz bize dönüp "Çocuklar resim çektirecez,hepimiışarıya çıkıyoruz" dedi.Güle oynaya dışarı çıktık,okulumuzun merdivenlerine dizildik,yukardaki siyah önlüklerimizle paylaştığım sınfcak verdiğimiz poz,o günün hatırasının resmidir.Ön sıradan başlayarak arkadaşlarımın isimlerini buraya yazmak istiyorum ve bütün isimleri sanırım çıkarabilirim.Yukardaki okulumuzun merdivenlerine dizilip verdiğimiz bu siyah beyaz resmimiz çocuk yüzlerimizin masumluğunu ne güzel bir ifadesi...                                                                                   Bayram Ali Küçük İlk başta (Okul Müdürümüz)
                                             1-Gülsüm Arık
                                             2-Zühal Albaz
                                             3-Gönül Sapmaz
                                             4-Nuriye Demirkan
                                             5-Hafize Saygıcak
                                             6-Ergün İzgi
                                             7-Faik Öztürk
                                             8-Hayrettin Sorkun(Kardeşim)
                                             9-Güler Aytan (İlk sıranın arkası)
                                           10-İsmail Yavuz
                                           11-Mithat Şenol
                                           12-Hayri Dereli
                                           13-Hüseyin Ural
                                           14-Hasan Kuşvuran
                                           15-Yaşar Akif Güralp Yanında Öğretmenimiz Nuri Akdeniz
                                           16-Pürlen Yeğenoğlu (Onun sol yanında hizm.Mehmet efd.)
                                           17-Hanim Çiftçi                      
                                           18-Melek Yüksek
                                           19-Rahim Ocak
                                           20-Ahmet Apaydın
                                           21-Şerafettin Sorkun
                                           22-Zafer Yeğenoğlu
                                           23-Mehmet Baykan
     Bu arkadaşlarımdan Hasan Kuşvuran,Mithat Şenol,Rahim Ocak,Hayri Dereli ve Güler Aytan bu dünya'dan ebediyete intikal ederek aramızdan ayrılmışlardır.Bazı arkadaşlarımı bulup,bu arkadaşlarımla telefon görüşmelerimizde bu müessir olayı öğrenmiş bulunmaktayım,.. 22/Haziran/2015   Şerafettin Sorkun/Anamur'dan                                                Pürlen Yeğenoğlu=Yaa Şerafettin bravo maşallah ya.                                                                 Şerafettin Sorkun=Pürlen insan hayatındaki güzellikleri unutamıyor,gerçekten hepimiz çok özel ve güzeldik.                                                                                                                          Zafer Yeğenoğlu=Şerafettin kurtuluş bayramı anılarımızı canlandırdı. trampetler, tüfekler diye yazıp,biz gelmeden evvel 4.sınıftak resimleri göndermiş ama zamanla o resimler buradan galiba gönderi olduğu için silinmişler.Zafer o resimleri tekrar gönderirse buraya tekrar eklerim.
( Kozan Ve Sınıfımız başlıklı yazı serafettin-sorkun tarafından 21.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu